Ey Türk Milleti..

Prof. Dr. İsmet Miroğlu 29.01.2011 4077

E
y Türk milleti! Sen tarihin boyunca, sarsılmaz bir imanla, tek bir Allaha inandın. Hak, adalet ve bütün insanlığı her iki dünyada huzura, saadete kavuşturacak olan yüce İslâm dini uğrunda cihad yaptın ve oluk oluk kan akıttın.

Bu suretle üç kıt'ayı ve özellikle Anadolu'yu "Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan şühedâ!" dedirtecek şekilde şehitlerle doldurdun. Dünyaya baş eğdiren büyük hakanlarına, yüksek devlet, ilim ve fikir adamlarına inanarak onların önderliğinde haşmetli bir tarih yaptın; mutlu devirler yaşadın ve yaşattın. O devirlerde peşlerinden sel gibi aktığın, önlerinde edeple diz çöktüğün her biri bir insanlık örneği bu rehberlerin ile senin aranda tam bir iman birliği ve ahenk vardı. Bu şuur ve imanla başka uzak diyarlara ve çeşitli milletlere adalet, din hürriyeti, medeniyet ve insanlık götürdün.

Kapkaranlıkken bütün âfâkı insaniyetin,
Nur olup fışkırttın tâ sinesinden zulmetin.

Yunus, Mevlâna, Hacı Bektaş-ı Veli, Hacı Bayram-ı Veli, Şeyh Edebali, Mevlâna Hayreddin, Akşemseddin, Molla Hüsrev, Molla Gü-rani, Ali Kuşçu, Ebussuud, Kemalpaşa-zâde gibi daha nice âlimlerin, velilerin rehberliğinde dinler ve milletlerarası ahenk kurdun; insanlığa insanca yaşamayı öğrettin.

Böylece sen maddî-mânevî bütün kuvvetlerini birleştirerek saltanatını milletlerin kalbinde kurdun ve bu sayede cihanı idare ettin. Tarihte hiçbir millete nasip olmayan bu kadar uzun ömürlü dünya çapında bir devlet kurdun.

Ey Türk Milleti!

Nihayet, asırlar geçti, devirler değişti; sen medeniyet ve teknik üstünlüğünü kaybettin; yükselen yeni medeniyet ile onun güçlü temsilcilerine karşı zayıf ve yalnız kaldın. Asırlar boyunca Haçlı saldırılarına uğradın; onları İznik, Eskişehir, Konya ve Mukaddes topraklarda karşıladın. Rumeli'ye ayak bastığın günden beri de devamlı Haçlı istilâlarına uğradın. Vatanını korumak gayesiyle onları Edirne, Kosova, Nigbolu, Varna ve Belgrad'da mağlup ettin. Viyana kapılarına kadar dayandın. Nihayet sen takibe uğrayarak Sakarya'ya kadar geriledin. Birçok mağlubiyetlere, toprak kaybına uğradın; sel gibi kan akıttın.

Dünyayı fethederken şefkat, merhamet ve adaletin ile düşmanlarını dahi memnun ve hayran bıraktın. Fakat ric'at ederken benzeri görülmemiş zulüm ve vahşetlere maruz kaldın. Bu mağlûbiyetlere rağmen sen aslî cevherini, ahlakî ve manevî değerlerini muhafaza ettiğin için savaş meydanlarında yine kahramanlık destanları yazıyordun. Böylece manevî gücüne inanarak niha-î mağlûbiyeti asla kabul etmedin.

Ey Türk Milleti!

İşte seni savaş cephelerinde yıkamayanlar sana hayat veren kaynaklarını hedef aldılar. Sinsice, alçakça metodlarla millî şuurunu bizzat kendi evlatlarının eliyle tahribe yöneldiler. Gaflet ve cehalet kurbanı köksüz bir aydın zümresini kullanarak seni, ilerici-gerici, sağcı-solcu, Türkçü -Kürtçü, şucu-bucu diye kamplara ayırarak birbirine düşürdüler. Yine bu köksüz aydınlar eliyle senin dinini, mukaddesatını, tarihini, edebiyatını, dilini ahlâk ve ananelerini yıkan manevî barbarlığa da ilericilik adını vererek seni şaşkınlığa düşürdüler. Bugün karşılaştığın fikrî ve ahlâkî çöküşün, siyâsî ve ekonomik sarsıntıların sebebi de budur.

Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.

Böylece manevî nizamın, sosyal düzenin, millî şuur ve birliğin; ilericilik adı altında sarsılınca, içerde gücün, dışarda itibarın zedelenmiştir. Avrupalı olmak zannı ve aşağılık duygusu ile kendini Şark'tan ve özellikle İslâm dünyasından ayırdın. Şark'ın efendiliğinden, Garb'ın yamaklığına düştün.

Ey Türk Milleti!

Sen yüzyıllarca emperyalizme karşı cihad yapmış, istiklal bayrağı ile mazlum milletlere de rehber olmuşken, emperyalizmin evlâdı ve ileri karakolu olan küçük Yunanistan'ı değil, seni emperyalizmin âleti saydılar. Kendi kimliğinden sıyrılıfsan Batı'ya yanaşacağını sandın; ama yanaşamadın aldandın. İnsan haklarını dünyaya tattırmış bir milletin evlâtları, bakın şimdi kimlerin kapısında insan hakkına saygı, diye dolaşıyorlar. Bu ne zillettir ya Rab!

Ey Türk Milleti!

Her türlü gaflet ve hıyanetlere, sinsice, alçakça tertiplere rağmen sen tarihinden gelen manevî mirasını ve pek çok yüksek meziyetini muhafaza ediyorsun. Henüz son sözünü söylemiş ve son vazifeni yapmış değilsin. Aslında seni bölmek ve kargaşalık içinde bırakma gayretleri de seni yücelten bu değerleri senden daha iyi bilmelerindendir. Anadolu'nun hâlâ dostların ümidi düşmanların hedefi olması, bundan dolayıdır.

Çünkü sen bir toparlanabildiğin, millî şuuruna kavuştuğun, ilim ve tekniğini kurduğun zaman sana hayat veren bu cevherlerinle yine eski gücüne kavuşacaksın.

Düşmeden pençesinin altına istikbâlin,
Biliniz kadrini hürriyetin istiklâlin.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz