Evlad-ı Fatihan’dan Arşivcilerin Piri: Muallim Cevdet

Dr. Ali Mazak 11.09.2015 3863
K

ültür tarihimizin sabah yıldızlarından, nadir yiğitlerinden birisi de Evlâd-ı Fatihan’dan Muallim Cevdet’tir. 1876 Osmanlı-Rus harbinin ardından, Rumeli topraklarından sökülüp Anadolu’ya gelmiş ve Bolu’ya yerleşmiş muhacirîn Türk ailelerden birinin çocuğudur.  

7 Mayıs 1883 tarihinde Bolu’da doğdu. İlk ve orta eğitimini burada, lise eğitimini Kastamonu’da tamamladı. 1900 yılında İstanbul’a gelerek Hukuk Mektebine girdi. Bir yıl devam ettiyse de ikinci yıl bazı ailevi zaruretler sebebiyle Daru’l-Muallimîne geçti ve buradan birincilikle mezun olup öğretmenlik diploması aldı.

27 yaşında ata yurduna bir seyahatte bulunur ve gördüklerini şöyle anlatır:  

“Dedemin dergâhı Niş Kalesi’nin biraz berisinde (Nişava) suyu üzerinde kâin imiş. 1910’da Niş’e seyahatimde beni gezdiren ihtiyar Nişli yerini gösterdi. Sırp Belediyesi Niş’in birçok evlerini yıktırarak, camilerini kaldırarak, sokaklarını düzleyerek şehri tecdid ettiği gibi dergâhı da mahvederek yerini millî bahçeye ilhak etmiş.

Babam dergâhın semahânesinde cereyan eden ahval-i dervişâneye dair ne hikâyeler söylerdi. Nazarımda tecessüm etti. Firaklı firaklı ayrıldım. Dedem Şeyh Said Efendi’nin, diğer dedem Abdurrahman Efendi’nin, büyük ninemin kabirlerini ziyâret etmek istedimse de bunların bulunduğu mezaristanı belediye tamamen tesviye ile nişane-i İslâmiyet bırakmamış. Niş’de bu kadar çok camilerden yalnız Belgrat mahallesindeki cami kalmış.”

Ah! Ne yer kalmış, ne yâr, ne eser demek! Mezaristanı bile dümdüz etmişler. Orada yüzyıllarca yaşanmış İslâm ve Türk hayatına dair her şeyi silmişler. Geçmişinin mezarını bile yerinde bulamayan üstat Muallim Cevdet’in tahassürünü düşünün… Beş yüzyıl yaşadıkları, şefkat, merhamet, medeniyet, adalet ektikleri topraklardan sürülmüşler, kovulmuşlar, hakarete uğramışlar… Hakları teslim edilmemiş, destanları, dramları, hikâyeleri, romanları yazılmamış…

Bir yandan firkatlerin, bunalımların, mahrumiyetlerin, hastalıkların, cehaletin, nankörlüklerin getirdiği şartlara dayanmak var, diğer yandan Bulgaristan’a “okkası üç kuruş on para”ya satılan, sokaklarda, rüzgârın önünde, çocukların ellerinde uçuşan arşiv evrakının peşinden koşmak… Belki de bunların acısı Niş’de yaşadığı tahassürün kat be kat üstünde olmuştur. Belki bu kırgınlıktan ve yorgunluktan dolayı yalnızlığı sever, bazen her şeyi bir kenara bırakır, İstanbul’un güzel bir köşesinde çekilir, sadece dinlenir, kitap bile okumazdı…

Muallim Cevdet’in hayatını ve kültür tarihimize hizmetlerini tanımak ülkemizin her mensubu için önemlidir. Ancak, arşivcilerin, kütüphanecilerin onu tanımaktan öte onun bu alandaki hizmetlerini, katkılarını, çilelerini, cefalarını, hüzünlerini, kırgınlıklarını, sitemlerini, öğrenmeleri, hazmetmeleri ve “Cevdetleşmeleri” gerekir. Muallim Cevdet, kütüphanecilik, arşivcilik ve öğretmenlik için hiçbir mazeretin geçerli olamayacağını mücadelesiyle bizlere göstermiş bir kültür ustasıdır. Bu ülkenin hür topraklarında yaşayıp, temiz havasını soluyan evladına manevi bir vasiyeti vardır:

“Benim ceddimin yurtları kötü ellere düşmüş, kabirleri sökülmüş, haneleri, mabetleri yıkılmıştır. Ama onların geçmişinin bütün kayıtları arşivlerimizdedir. Onların Bulgaristan’a satılanlarını geri getirmek, kalanları korumak için ben sağlığımı feda ettim. Dünyayı terk ederken ömrümün sermayesi olan kitaplarımı ve hususi arşivimi İstanbul Belediyesi Kütüphanesine bağışladım. İşte size emanetim, koruyun, yaşatın, anlatın…” demektedir.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz