
smanlı Padişahı Sultan Abdülhamid Han, Uzakdoğu ülkelerinde İslamiyeti ve Osmanlı’yı tanıtmak maksadıyla Ertuğrul Askeri Gemisini Japonya’ya gönderdi. Ertuğrul, dönüş yolunda Hindistan açıklarında battı. 550 denizci şehit oldu. Geminin uğradığı bütün limanlarda o bölgenin özellikle Müslüman halkı, Osmanlı subay ve askerlerine çok büyük sevgi ve ilgi gösterdi. Her gün binlerce insan gemiyi ziyaret etti. Bu ziyaretler esnasında Osmanlı askerlerinin ağırbaşlılıkları ve terbiyeleri dikkati çekti.
Aşağıda Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki bir belgede Bombay’da Gücerat dilinde basılan "Kâsıd-ı Bombay" isimli gazetenin 28 Teşrin-i evvel (Ekim) 1889 tarihli sayısında yer alan bölümü aynen tercümesidir:
“Osmanlı Saltanatının Ertuğrul isminde bir harp gemisi, 20 Ekim tarihinde Bombay Limanı’na yanaşıp, geminin subay ve askerlerinin bilinmedik bir kıyafetle şehirde gezdiklerini görenler, hayretle birbirine bunların kimler olduğunu sorup araştırarak, meşhur Sultan tarafından gönderilen bir Osmanlı gemisinin adamları olduğunu öğrendiler.
Yukarıda adı geçenlere özel olarak ahali tarafından verilmiş olan ziyafetlerde bu husus daha iyi anlaşıldı. Cuma günü, namaz kılmak için gemiden pek çok insan büyük camiye geldiklerinden, limanımızda padişaha ait bir geminin varlığı herkes tarafından duyuldu. Müslüman ahali çok aşırı bir istek ve hevesle ziyaret için gemiye hücum ettiler.
Geçen cumartesi günü gazetemizin müdürü bizzat adı geçen gemiye gittiğinde, deniz kenarı ahaliden geçilmez derecede dolu idi. Geminin etrafındaki ve merdivenlerindeki insan izdihamına, güneşin batışı dahi mani olamadı.
Ahalinin gemiye olan hücumu sebebiyle bazıları merdivenden geçemeyerek, asılı olan halatlara sarılıp geminin içine atılmakla, elleri halattan kurtulunca denize düşüp helak olacaklarını unutup canlarını tehlikeye koymuşlar idi.
Vapuru ziyarete gidenlerin ekserisi Müslüman olup ateşperestler ve putperestler de mevcud idi. Geminin tayfası bu kalabalığı görüp şaşkınlığını ve hoşnutluğunu gösteriyor; subayların da memnuniyetleri hallerinden belli oluyordu.
Ahalinin hücumundan dolayı geminin sürekli olarak temizliği için birkaç kişi tayin edilmişti. Geminin tayfasının, kıyafet ve işlerinde İngiliz gemicileri derecesinde olmalarının yanında, güzel ahlak ve terbiyede onların pek üstünde oldukları bizzat görülerek müşahede edildi.
Övgüye layık olan hallerden biri dahi, ziyaretçilere, gemiyi bütünüyle gezip her tarafının görmek için tam serbestlik, izin verilmesidir. Bu gibi haller, diğer milletlerin gemilerinde hiç görülmemiştir.
Bunun yanında, geminin tayfası hiç kimseden bahşiş ve benzeri bir şey talebinde ve kabulünde bulunmuyorlardı. Bunların terbiyelerini ne kadar tarif etsek ve etraflıca anlatsak azdır.
Padişaha ait geminin memurlarından bazıları İngilizceye dahi vâkıf idiler. Hindistan Müslümanlarının şerefli Sultana olan sevgi ve muhabbetleri, adı geçen gemiyi ziyaret için hücumlarından anlaşılır.
Bu hali, geminin kaptan ve subayları kendi gözleriyle gördükleri için, hadisenin oluş şeklinin padişahlık katına ulaştırılacağından eminiz.”
Kaynak: 28 Ekim 1889 BOA.Y.A. Hus 231/4