Darbeye Karşı "Türk Refleksi"!

D.Mehmet Doğan 05.07.2017 3429
1
5 Temmuzda halkı meydanlara döken esas olarak şuur altımızda yüzlerce yıldır yer eden devleti kaybetme insiyakıdır. 15 Temmuz menfur darbesine halkımızın gösterdiği tepkiyi nasıl anlamalıyız? Bu tepkiyi sırf şahsî hürriyetlerin korunmasıyla, günlük çıkar hesabıyla ve hatta demokrasi muhabbetiyle ilgili görmek yeterli olmaz. Bu tepkinin temelinde milletin şuuraltında yer etmiş “devlet refleksi”nin olduğunu görmezden gelemeyiz. 

Bu refleks, açık konuşalım, “Türk refleksi”dir!

Bazı dostlarımız Türklük’ten istifa ederken neden böyle bir tarif yapıyoruz? 

İnsanların nasıl şahsî meziyetleri, kabiliyetleri, üstünlükleri veya fena tarafları varsa, kavimlerin, milletlerin de bazı öne çıkan nitelikleri vardır. Zihnimizi dünya coğrafyasında gezdirirsek, her kavimle/milletle ilgili bazı kanaatler zihnimize üşüşür. İngiliz’i Fransız’dan ayıran, Alman’dan farklılaştıran nedir? Coğrafya aynı, din aynı, belki mezheb de aynı. Fakat karakter farkı olduğu şüphesiz. Bu karakter farkının sadece biyolojiden, genetikten kaynaklandığını düşünmemek lâzımdır.
Gelelim Türkler’e...

Türkçenin taşa kazınmış bilinen ilk metinlerinden 125 yıldır fiilen haberdarız. 1300 yıllık bu metinler diğer kavimlerde olduğu gibi ne masaldır, ne efsanedir, ne destandır ve ne de aşk şiirleri, hikâyeleridir. Göktürk Devleti’nin hükümdarlarının yüzyılları aşıp bize ulaşan ve bugüne de çok şey söyleyen karakter tahlilimiz ve vasiyetleridir. Bize ulaşan ilk Türkçe metinler düpedüz siyasî metinlerdir, devlet metinleridir.

Devlet tarifi, millet tarifi bu metinlerin esasını teşkil eder. Göktürk Kağanı “aç milleti doyurdum, fakir milleti zengin ettim, az milleti çok kıldım” der. Bu metinlerde il ve töreye bilhassa vurgu yapılır. İl “devlet” demektir. “İl olmak” devlet olmaktır. Töre, devleti ve nizamı ayakta tutan kaidelerdir. İlin ve törenin bozulması, devletin kaybedilmesi demektir. Bu yüzden Göktürk kağanı, “Türk Oğuz beyleri, millet işitin; üstte gök basmasa, altta yer delinmese, ilini töreni kim bozabilir? Türk milleti düşün (uyan, yahut da vazgeç)!”

Düşünmeyenin, uyanmayanın akibeti de bu metinlerde açıkça ifade edilir: Kağanını (yöneticisini, liderini) kaybetmek, ilini (devletini) kaybetmek...Yani, istiklâlinden olmak ve “beylik evlatları kul olmak, hanımlık kızları câriye olmak...”

16 Temmuzda halkı meydanlara döken esas olarak şuur altımızda yüzlerce yıldır yer eden devleti kaybetme insiyakıdır. "Devlet kaybedilirse, herşey kaybedilir!" Halk devletin bir beka meselesi ile karşı karşıya olduğunu görmüş ve tepkisini sokaklara, meydanalara çıkarak, darbecilere karşı göğsünü gererek göstermiştir. 

Türkçenin İslâmiyet’ten sonra ilk büyük edebî eseri Kutadgubilig de bir devlet metnidir! “Mutlulukbilgisi”, bu “devlet bilgisi”dir. Adaleti hâkim kılmak, halkın refahını sağlamak devletin işidir, devlet vazifesini yaparsa, halk mutlu olur. 

Türkler, yüzyıllar içinde Orhun kitâbesini  okuma bilgisini kaybettiler, alfabesini unuttular belki, fakat ma’şeri şuurlarında hep o bilgekağanların öğütlerini taşıdılar. 

Türklerin müslüman olması İslâm dünyasında yeni bir dönemin başlangıcıdır. İslâm devleti, onların bayrağı teslim almasına kadar Araplar eliyle ayakta tutuldu. Fakat bu dönemin sonuna gelinmişti. Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in Bağdat’a giderek şehrin kapısında atından inip yaya olarak halifenin sarayına varıp bağlılık bildirmesi aynı zamanda İslâm dünyasında devlet yönetiminin Türklere tevdi edilmesi anlamı taşıyordu. Artık o, halifenin beyanıyla “dinin direği ve dünya sultanı”dır...

20. Yüzyıla kadar İslâm dünyasını yöneten hanedanların Türk asıllı olması nasıl bir tesadüftür? Hind kıt’ası yüzyıllarca Timur’un torunları tarafından yönetildi, İran önce Safevî hanedanı, sonra Kacar hanedanının yönetimindeydi. Batının hâkimi ise Osmanoğulları idi...

Burada “Türk” kavramına açıklık getirmeke gerekiyor. Türk etnik bir adlandırma değil, ta Göktürklerden beri kültürel-siyasî bir tanımlamadır. Göktürk Kağanlarının devlet için kimlerle savaştıklarını hatırlamalıyız: Oğuzlar, Dokuz Oğuzlar, Kırgızlar, Karluklar, Otuz Tatarlar... Bu yüzden Türklük kan üzerinden değil, kültür üzerinden yürür.

Osmanlı Devleti bu anlayışı esas aldı. Bu yüzden Anadolu’dan devşirilen Sinan ile Sokol’dan devşirilen Mehmed Paşa, İstanbul’da sadece müslüman değil, Türk olarak vardırlar. Şimdi Sinan’a etnik kökenine bakıp “Rum”, Mehmet Paşa’ya “Sırp” mı diyeceğiz? Osmanlı Devleti’nin yönetim kademelerininin en üstünde yer alan, sadrazamlık yapan Rum, Arnavut, Slav, Sırp, Gürcü, Boşnak... İdareciler devleti bu kimlikleriyle mi yönettiler? 

Türkiye etnik, ırkî yönden değil, kültürel ve siyasî yapı itibarıyla Türk’dür. Bu coğrafyada, yüz yıldır esas olarak Balkanlardan ve Kafkaslardan gelen etnik kimlikleri farklı nüfusun bu toprağın yerleşik nüfusu ile kaynaşması sonucu bir terkib oluşmuştur. Bu terkibe rengini veren müslüman Türk kültürü ve siyasî yapısı, devletidir. Türkiye’de sadece müslüman unsurlar Türk kültür dairesinde değildir, gayri müslimler de bu dairenin içindedir. Türkiye’de Türk olmak, başka etnik mensubiyetlere sahip olmayla çelişmez.  

Ve bir darbeye böyle bir tepki ancak Türkiye’de verilir!

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz