Çanakkale Zaferinin Sebebi:İstanbul Sevdası

Ömer Çakır 29.11.2012 4030

İ
stanbul’un kapısının kilidi” olarak görülen Çanakkale Boğazı’nın İngiliz ve Fransızlarca zorlanması; İstanbul’da büyük bir infiâle sebep olmuş; kilidi kurcalayanlara karşı koyma, hatta uzanan elleri kırma şuurunu uyandırmıştır. O İstanbul ki, halife ve hakanlar yurdu, Osmanlı’nın kalbidir. Ebediyen Müslüman-Türk kalmalıdır. O İstanbul ki bağrında büyüttüğü gençler için kalplerin kâbesi; anneden babadan ve zevceden daha kıymetlidir.

İşte bu düşüncelere sahip binlerce genç, düşmanın Çanakkale’ye hücumu üzerine maddî arzularından vazgeçip Çanakkale’ye koşmuşlardır. Binlercesinden sadece biridir Behzâde Kerim Efendi. O, 15 Temmuz 1331 (1915) gecesi İstanbul’a veda ederken ruh halini hâtıra defterine şu satırlarla yazar:

“Ooh!... artık emelime nâil (kavuştum) oldum. Ben de dinim, yurdum, şen ve mesud hâtırât-ı berhayat sevgili İstanbul’um için canımı feda edeceğim… Çünkü; Çanakkale’ye, hayır hâşâ Çanakkale değil “demir” ve “kankale”ye gidiyorum. Mesrûrum..

Babamın istasyondan benden gizleye gizleye nurlu çehresinden akıttığı mebzül (çok) yaşları, annemin kadınca coşkularını, hatta sevgili yavrumun bana bir selâm-ı vedâ yolları gibi gül yüzünden döktüğü hüznâlûd (üzüntüyü) figânı (ağlamayı) görmedim… Duymadım bile!.. Ben İstanbul’u, ebediyen Müslüman-Türk kalacak olan şu mübârek halîfe ve hâkanlar yurdunu müdâfaa ederken ihtiyar babamın saâdetine, masum yavrumun hayatına, sevgili Nebîhe’min ırzına hülâsa hiç tanımadığım anneanneciğimin Merkezefendi’deki âsûde mezarına uzanan kirli menfur elleri kıracağımı biliyordum. 

Bu gayeye vüsûl (kavuşmak) için icab ederse İngiliz gibi katı kalbli, bir Moskof gibi hûn-hâr (kan dökücü) ve vahşî olacağım… Binâberin (bundan dolayı), babamdan, zevce ve evladımdan hatta hepsinden kıymetli İstanbul’dan bî tesir (üzülmeden) güle güle ayrılıyorum.

Selam sana!... Ey kalbimin kâbesi İstanbul… Ölüme gidenler sana veda ediyorlar…” (1)
İstanbul’a veda edenler ona uzanan elleri kırmak için Çanakkale’ye giderler. Cephede çarpışırken de aynı ruh hali ve aynı düşüncededirler. Bu düşünceler içinde düşmanla göğüs gögüse çarpışıp şehit düşen bir askerimizin cebinden çıkan destanında şu mısraları okuyoruz:

"Çanakkale’yi hiç verir mi Türk
İstanbul’umuzu alacak bir er
Var mıdır dünyada nerde o asker?” (2)

Askerlerimiz bu şuurdadır. Ancak düşman da bunun farkındadır. Harp günlerinde Times gazetesinde çıkan bir haberde şu satırlara rastlıyoruz: “Türkler bu savaşta yenilgiye uğrarlarsa, pâyıtahtları olan İstanbul’un ebediyen ellerinden gideceği felaketini düşünüp bütün varlıkları ile direniyorlar.” (3)

Kaynak:
1- “Bir Şehidin Defter-i Hâtıratından”, Tanin, N.2504, 22 T.sani 1331/5 K.evvel 1995.
2- Ömer Oğlu Mustafa, “Çanakkale Destanı”, Yeni Mecmua, 5-18 Mart 1915 Çanakkale (Fevkalâde nüsha), 1918, s.119. 
3- Banoğlu, Niyazi Ahmed: Türk Basınında Çanakkale Günleri,  Türk Basın Birliği Yay., İst., 1982, s.50.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz