Can Verdi, Baş Vermedi

İbrahim Peçevi 08.07.2013 3782
M

acaristan'daki Türk sınırlarını bekleyen Grijgal palankasında, o Cuma sabahı neş'eli bir hava hüküm sürmekteydi. Zira ertesi günden itibaren Kurban Bayramı başlayacaktı.

 

Kalenin beyi, Kapoşvar'ı fethe hazırlanan Osmanlı ordusuna katılmak üzere askerlerinin çoğunu alarak gitmişti. Ama, mevsim şartlarının elverişsizliği sebebiyle sefer ilkbahara tehir edilmiş, o da orduyla birlikle Budin'e çekilmişti.

 

Grijgal'de, sadece 114 kişi bulunuyordu.

Altı menzil ötedeki Zigetvar kalesinin beyi Kraçin, işte bu fırsatı değerlendirmeye kalktı ve binden ziyade süvari ve piyadesiyle palankayı sarıverdi. Mel'un, hemen bir adamını göndermiş;

 

"-Vire ile teslim olursanız, Haç'a, İncil'e, Zebur'a, ateşe ve nura yemin ederim ki kimseyi incitmem" demişti.

 

Palanka, arkası toprakla doldurulmuş yan yana çakılı kazıklar ve onların önünde hendek bulunan küçük bir kale olduğundan hücumlara karşı dayanıksız. Üstelik iki tarafın kuvvetleri arasında aşırı bir dengesizlik mevcut. Dolayısıyla mukavemet göstermek, savaşmayı göze almak pek akıl kârı sayılmaz.

 

Gaziler top atışlarıyla civardaki Türk kalelerini uyarmayı ihmal etmeyerek, durumu aralarında görüştüler. Ancak teslim olmaya kimse razı değildi. Kadı efendi de;

 

"-Cuma namazımızı kılar, gözyaşlarımızı döker, birbirimizle helâlleşiriz ve düşman üzerine gideriz. Kalanlarımız gazi, ölenlerimiz şehit olur" deyince mesele kalmadı.

 

Namazdan sonra, biri Deli Hüsrev, biri Deli Mehmed'in kumandasında iki kola ayrılan gaziler, öyle bir huruç ettiler ki, gök-kubbe çöküyor sanıldı. Kılıçlar havada dönüyor, düşman safları koyun sürüsüne kurt dalmış misali, dalga dalga karışıyordu. Derken, ovanın ötesinden bir toz bulutu yükselince, baskıncılarda büsbütün şafak attı.

 

Kalabalık bir Türk kuvvetinin yaklaşmakta olduğu vehmine düşüp, atlarını mahmuzladılar ve doludizgin kaçtılar. Oysa, civar kalelerdeki beş-on kahraman Grijgal gazilerine yardıma geliyordu.

 

Düşman 64 ölü bırakmış, gaziler 19 şehit vermişlerdi. İşte bu son sahneden az önce yaşanan bir başka sahne vardı ki, onu seyreden Grijgal kadısı, ömrü boyunca her hatırlayışında ürpermiş olmalıdır.

 

Önüne geleni haklayan Deli Mehmed, sonunda şehadet mertebesine erişmiş, toprağa serilip kalmıştı. Bu sırada bir düşman atlısı yaklaştı ve şehidin kafasını kesip saçlarından tutarak kaldırdı. Belli ki, onu Zigetvar'a götürecek, kahramanlığının delili diye gösterip caka satacaktı.

 

Öbür kolun kumandanı Deli Hüsrev ise, olanı biteni görmüştü. Gür sesiyle haykırdı:

"-Ne yatarsın Mehmed! Başını alıp gidiyor"

 

Ve o anda, inanılmayacak, sırrına asla vakıf olunamayacak bir olay meydana geldi. Şehit Deli Mehmed başsız gövdesiyle yerinden doğruldu, koşup hamle etti ve baş hırsızını atından çekip, cansız yere çaldı. Sonra başını kucakladı ve huzur içinde yattı.

 

Canını vermiş, ama başını vermemişti.

 

Bir olağanüstü sahne daha:

Deli Mehmed defnedilir ve herkes çekilir gider. Ancak, kadı efendi hâlâ oradadır. Birden kabrin nur külçesi halinde açıldığını görür. Melekler gelir ve Deli Mehmed'i kucaklayıp öperler.

 

Kaynak: Tarih-î Peçevi

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz