Çağdaş Devlet ve Türk-İslam Medeniyeti

S. Ahmet Arvasi 08.05.2019 2503
B
resim
ilindiği gibi, “ devlet “ bir sosyal vakıa olarak “ anarşi “ nin zıddıdır ve nizam ihtiyacından doğmuştur. Burada hemen hatırlatmamız gerekir ki, bu disiplin ve nizam ihtiyacının, bazı çevrelerce istismar edilmesine, devlet namına sert ve müstebit idarelerin kurulmasına, cemiyetler, daima karşı çıkmışlardır. 

Çünkü, insanlar, nizam kadar hürriyete de muhtaç olduklarını bilirler. Nitekim, hürriyet ihtiyacı ile harekete geçen cemiyetler, istibdat idarelerini yıktıktan sonra, büyük bir hassasiyetle hürriyetleri taminat altına almaya çalışmışlardır. Klasik demokrasi, cemiyetlerin bu tepkisine cevaptır. 

18 ve 19. asırlar, bilhassa batı dünyasında, siyasi hürriyetlerin pekçok savunulduğu dönemler olmuştur. Fikir ve düşünce, din ve vicdan, basın ve yayın, çalışma ve kazanma, toplanma ve cemiyet kurma, yerleşme ve seyahat etme, seçme ve seçilme gibi hak ve hürriyetlerin, o günlerden bugünlere savunula geldiğini görüyoruz. 

Bugünün cemiyetleri de klasik hak ve hürriyetlerden asla vazgeçmeksizin yepyeni istek ve heyecanlarla ortaya çıkmaktadırlar. Nüfusu artan, ihtiyaçları büyüyen,münasebetleri karmaşıklaşan, çeşitli çatışmalar içinde bulunan, işi, ekmeği, sağlığı ve hayatı tehlikelere maruz kalan kitleler, yeni devletten, sosyal güvenlik ve sosyal adalet istemektedirler; adaletsizliklerden ve eşitsizliklerden de şikayetçidirler. Kitlelerin bu istekleri karşısında, klasik ve liberal batı demokrasisi, ister istemez, çehre ve mahiyet değiştirmekte, hürriyetçi olduğu kadar toplumcu ve müdahaleci, fırsat ve imkanlarda eşitlik sağlayıcı bir nitelik kazanmaktadırlar. Böylece çağdaş demokrasiler, ister istemez, bizim kültür ve medeniyetimizin savunduğu devlet anlayışına yaklaşarak herhangi bir sınıf ve zümreye imtiyaz tanımayan milli demokrasilere dönüşmektedirler. 

Bu gelişme, klasik ve liberal demokrasilere tepki olarak doğmuş, sosyalist ve komünist sistemleri de etkilemekte onları fonksiyonsuz bırakarak bertaraf etmektedir. Görünen odur ki, klasik ve liberal demokrasiler de sosyalist ve komünist sistemler de hızla tarih sahnesinden çekilmekte, yerlerini, sosyal güvenlik ve sosyal adalet ilkelerine dayalı “ Allah’ın kullarını başkalarına kul yapmayan “ beşerin fıtratına saygı duyan milli demokrasilere bırakmaktadır. Bu nizamda hürriyetler beşer fıtratına uygundur ve insanları yüceltmeye fırsat verirler, insanı soysuzlaştıran ve bir diğerine esir düşüren serserilikler yasaktır. 

Bizim tarihimiz, bizim kültür ve medeniyetimiz, hem hür, hem tok insanların tarih, kültür ve medeniyetini temsil eder. Biz, millet olarak hürriyet derken, Allah’tan başka ilah yoktur şuuru içinde, bütün sahte mabutları reddetmeyi, bütün tahakküm unsurlarını yok etmeyi, insanın, kendi fıtratını açıkça ifade etmesine fırsat vermeyi düşünürüz. Bizim kültür ve medeniyetimizde, hürriyetler laf değil. Fiilen yaşanan pratik değerlerdir. Öte yandan biz, “ komşusu aç iken tok uyumayı “ kabul etmeyen, “ esiri hürriyetine kavuşturmayı ibadet bilen “ bie değerler sistemine bağlıyız. Bizim kahramanlarımız, “İstikal ve hürriyet kavgası” vermek kadar, “ aç milleti tok kılmak” ile de övünmüşlerdir. 

Öyle anlaşılıyor ki, biz Müslüman-Türkler, demokrasi mücadelesinde, beşeriyete yepyeni mesajlar verebilecek ve bu konuda en iyi örnekler sergileyebilecek bir tarihi tecrübeye sahibiz. Ah, bir kendimize dönebilsek !...

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz