Büyük Devlet Olma Şuuru

Rahim Er 04.11.2022 1011
B
resim
üyük devlet olmak için büyük nüfus, büyük toprak, sağlam bir maarif, yenilmez ordu ve güçlü maliye olmazsa olmaz şartlardır... 5-6 milyonluk devletler, teknolojide ne kadar gelişmiş olursa olsunlar küçük kalmaktan kurtulamazlar. Şartlar her ne olursa olsun, nüfusları yüz'lü ve milyar'lı rakamlarla ifade edilen ülkelerse büyük devlet olmaya devam ederler. Bugün cihan devleti Amerika, 10 milyon km2'ye yakın topraklara ve 325 milyona yakın nüfusa sahip. "Devlet-i âliyye", devam ediyor olsaydı bugün ABD'nin sahip olduğu nüfus ve toprak büyüklüğü civarında olurdu. 

Bizim devlet anlayışımızda maddî kalkınmayla mânevi kalkınma at başı gider.

Kızılelma ufku, îlâyı kelimetullah/Allah'ın ismini yüce tutma fikri, "ya kuzgun leşe, yâ devlet başa!" cengâverliği, mânevi kalkınmanın itici güçleridir. Türkiye Cumhuriyetinden geriye doğru gidersek Osmanlı devleti, Selçuklu devleti, Büyük Selçuklu devletinden Göktürklere, Hunlara kadar kurduğumuz devletlerin hemen tamamı büyük devletlerdir. Bu, sadece biz Oğuz Türkleri için değil, diğer Türk  soyları için de böyledir. Yıldırım Han'la Timur Han'ın talihsiz bir biçimde çatışmaları, yerkürenin iki Tük devletine dar gelmesindendir. Babüroğullarıyla Osmanoğulları, biri Asya’nın güneyinde diğeri batısında olmak üzere eş zamanlı olarak aynı kıtayı bölüşmüşlerdir. Belki tarihin hiçbir döneminde bugünkü gibi 700 bin ölçekli bir vatanda yaşamaya mecbur kalmadık.

Toprak büyüklüğü ve maddî ve mânevî kalkınmışlık bakımından Kanuni Sultan Süleyman Hân devrinde zirvedeydik. Memâlik-i şâhane, 23 milyon 400 bin kilometrekareydi. Ancak ümerada/iyi yetişmiş devlet adamlarında, ilimde, fıkıhta, tasavvufta, şiirde, nesirde, mimaride, askerlikte de ve daha ne varsa hepsinde de zirve dönemimizdir. Devlet, cihan devletidir. Padişah, yalnızca ülkenin değil, cihanın da padişahıdır. Hayatımızda Ebussuudların, Bakilerin, Aziz Mahmud Hüdâîlerin, Barbaros Hayreddinlerin, Mimar Sinanların ve daha nice değerin var olduğu bir altın çağdır. Böyle bir padişaha Avrupa "Muhteşem Süleyman" der. Hâlâ da öyle anar. Ancak; o Muhteşem Süleyman, Allah'ın huzuruna giderken kendi başına karar verip iş görmediğini isbat zımnında Ebussuud Fetvalarını sandukasına koydurmaya kendini mecbur hisseder.

Bu büyüklükten ilk gerilemeye başlamamız 26 Ocak 1699 tarihli Karlofça Andlaşmasıyla oldu. O günden 1876'ya kadar 176 yıl boyunca kayıplarımız devam edecektir. Toprak kaybımızın durması, 31 Ağustos 1876'da işbaşına gelen Abdülhamid Hanla olacaktır. Bu padişah, 27 Nisan 1909'da devleti, İttihad Terakki cuntasına teslim etmek zorunda kaldığında Osmanlı ülkesi 5 milyon km2'dir. Bu mecburi devir, üzerine Abdülhamid Han'ın söylediği bir söz vardır. Bu bir keramet midir? Ne ise odur ama kesin olan bir şey var ki söz, hakîkattir ve öylece de tecelli edecektir. Söz şudur: "Devleti 10 sene idare etsinler; 100 sene idare ettik desinler!" Aynen öyle olur. Alman güdümlü İttihadçı eşkıya, işbaşına geldiğinin onuncu yılında devleti batırmış olarak her biri bir yabancı ülkeye kaçar. Millet, canını dişine takarak millî mücadelesini yapıp baş aşağı gidişi  770 bin km2'de zor durdurur.

Toprak değil, gönül ve fikir fethetme çağındayız. Bugün yapılacak olan nüfusumuzun gerilemesini önlemek, maliyemizi büyütmeye devam etmek. Adalet tesis edebilen bir hukuk mevzuatı geliştirmek, güçlü ordudan taviz vermemek, ilim ve teknolojide dünya ile yarışmak, sağlam bir eğitimle nesillerin din şuuru, tarih şuuru, dil şuuru, medeniyet şuuru ve büyük devlet olma şuurunu beslemektir.

Yüksek lisans ve doktoralarla zaten uzun olan eğitim süresi daha da yükselmiş, bu da evlilik yaşını yukarılara çekmiştir. Bu durum, nüfus artışına olumsuz  tesir ettiği gibi tek çocuk veya iki çocuğun rağbet görmesi de nüfusumuz için aleyhte olmuştur. Bu yanlışlık, Amerika’nın aksine daha önce Avrupa'da yaşandı. Şimdi Avrupa'da nüfus gerilemektedir. Çalışmaya gelmiş yabancılar olmasa vaziyetleri daha da kötüye gidecektir. 3 milyon Suriyelinin bize ilticalarını bir de bu açıdan değerlendirmeli.

OMT/Osmanlı Milletler Topluluğu, gönül coğrafyamızdır. Tarihin bir döneminde bizim olan topraklar Yemen'den Cezayir'e, Mohaç'tan Tiran'a, Bağdat’tan Mekke'ye, Kırım'dan Kıbrıs'a kadar eski büyük vatanda kale, köprü, cami, saray, sebil türbe, şehidlik, çınar ağacı, hâlen devam eden insan hatıralarımız ve silinmez izlerimiz vardır.

Oraların gözü bizdedir. Ancak; sanılmasın ki gözü ve ümidi bizde olanlar sadece Kosova'dakiler, Filistin'dekiler veya Somali’dekilerdir. Kafkaslar, Orta Asya, Doğu Türkistan, Singapur, Endonezya ve Brezilya'daki Türk, Arap veya başka ırktan Müslümanların da gözü ve ümidi bizdedir.

Biz 5 asır boyunca şanlı ve âdil bir Cihan Devletiydik. 4 asır boyunca hürmetle yâd edilen "Dar'ül Hilafe", hilafet merkezi olduk. 

Şerefli ecdâdın bu şerefli mirası, bugün bizi yeniden büyük devlet olmaya mecbur ve mahkûm kılıyor. 

Hedef belli olmuştur. 

Kızılelma'nın ışıldadığı yıldızlar bellidir.

15 yıldan beri öncelik maddi kalkınmadaydı. Şimdi maddî ve mânevi kalkınma hamlelerinin at başı gitmesiyle 29 Ekim 2023'te Büyük Türkiye güneşi ve 26 Ağustos 2071'de de Cihan Devleti Türkiye güneşi yükselecektir. Bu yolda her öğretmenin, her gence söyleyeceği söz, tek cümledir: 

-Deden yaptı; sen de yaparsın!!!











İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz