Bir Yabancı Seyyahın Kaleminden Bursa

Friedrich-Karl Kıenit 25.11.2021 1359
A
resim

lman seyyah F.Karl Kıenit 20.asrın ilk yarısında bütün Osmanlı Coğrafyasını gezerek tarihi şehirleri mükemmel şekilde tahlil etti. Bursa şehri hakkındaki tespitleri aşağıdadır. Editör.

Bursa’ya Anadolu’nun hiçbir şehrine edilmediği kadar itibar edilmiş ve günümüze kadar sürmüştür. Birkaç nesil sonra başkentliği kaybettiği halde Orhan Bey’den sonra başa geçen Sultanlar hiç değilse bir cami yaptırarak Bursa’ya faydalı olmuştur.

Sultan I.Murat’ın Çekirge’de yaptırdığı camiden sonra inşası başlayan Büyük Cami, oğlu Beyazıt tarafından devam ettirilmiş, 1414 yılında torunu Mehmet zamanında da sona ermiştir. Ölçü bakımından Anadolu toprağında meydana gelen en büyük İslam eseri olup, aynı zamanda en değerli ve en güzellerden biridir.

1400 yılında yapılan bir diğer camii, zaferlerle dolu yıllardan sonra, Timur’a yenilen kurucusu Yıldırım Beyazıt’ın adını adını taşır (1402 Ankara Savaşı). Yeşil Cami (1420) kardeşleriyle yaptığı mücadeleden başarı ile çıkıp ümitsiz bir durumda olan devleti yeniden kuran oğlu I.Mehmet tarafından yaptırılmıştır. 

Muradiye de, devletin kurulmasını tamamlayan torunu Sultan II. Murat’a aittir. Osman Gazi’den II. Murat’a kadar bütün Osmanlı hükümdarları son uykularını Bursa’da uyumaktadırlar. I.Beyazıt (Yıldırım), I.Mehmet ve II.Murat türbeleri yaptırdıkları camilerin hemen yanında bulunuyor.

Sultan Murat’ın Vasiyeti

“Öldüğüm zaman beni Bursa’da camimin hemen yanına gömün. Büyük hükümdarların gösterişli türbelerinden istemiyorum. Cesedimi toprağa gömün ki, Allahu Teala’nın bir lütfu olan yağmur beni yıkasın. Mezarımın etrafına Kur’an-ı Kerim okuyanların rahatça oturabilmeleri için dört duvar üstüne küçük bir dam yapın. Eğer başka bir yerde ölürsem, bir perşembe günü Bursa’ya getirin ve bir cuma günü toprağa verin.”

Yukarıdaki sözler büyük bir şans eseri günümüze kadar gelen kendi el yazısıyla 1446’da yazılan Sultan II.Murat’ın vasiyetnamesinden alınmıştır. Sultan Murat’ın türbesinin yanındaki camide osmanlı ailesine mensup birçok kişinin mezarları vardır. 1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra bile daha 100 yıl hanedan mensupları Muradiye’nin arkasındaki bahçeye gömülmeye devam etmişlerdir.

Osmanlı eserlerinin ilk döneminde çeşitli stillerin kaynaştığı görülüyor. Duvar ve kemer tekniği, büyük bir ihtimalle bazı Rum asıllı yapı ustaları tarafından kullanıldığından, Bizans mimarisini andırıyor. Bursa- Çekirge’deki I.Murat Camisi’nin ön cephesi İtalyan-Venedik saraylarını andırıyor. Bunların yanında Selçuk tarzının bütün alışılmış, gelenekleşmiş özelliklerine rastlamak mümkün. Bursa’daki

Ulu Cami XII. Yüzyıl Selçuklu  eserlerini andırıyor. Ayrıca bütün bu saydığımız eserlerde üst üste yerleşmiş iki kubbe gibi bazı yenilikler ortaya çıkıyor. Sultan Beyazıt Camii ana yapıdaki bu yeniliğiyle, esaslı bir değişiklik getiriyor. Adını fayanslarına borçlu olan I.Mehmet’in Yeşil Türbe’si, hükümdar mezarları arasında en güzelidir.

Bursalılar yüzyıllar boyunca birçok zelzele atlattı. 1855 yılında 3 ay boyunca yer sarsıntıları hiç kesilmedi, kuruyan sıcak su kaynakları tekrar büyük bir kuvvetle akmaya başladılar. Bu arada birçok da yangın oldu. En son 24 Ağustos 1958 günü Yeşil Camii’nin yanındaki Pazar Mahallesi alevler altında kül oldu. Bütün bu felâketlere rağmen restoreler sayesinde, fazla bir değişiklik olmadan eski eserlerin korunması başarıldı.

1805 yılında tepe bir yere inşa edilen ve fazla önem taşımayan Emir Sultan Camii dışında fazla yüksek binalar yapılmayan Bursa şehri karakteristik görünüşünü hâlâ bu tarihi eserlerden alıyor. 1855 yılındaki zelzeleden en kritik noktalarda bulunan Osman ve Orhan Beyler’in türbelerini bile koruyabilen Bursa şehrini kutsal bir güç koruyor olsa gerek.

Bu asırda yapılan büyük yollar ve modern binalar 2300 metrelik Uludağ’ın zirvesinden şehre bakıldığı zaman şehrin harikulâde manzarası içinde soğuk ve kaba bir yabancı gibi duruyorlar. Buna karşılık dar yolları ve 2 katlı aile evleri ile eski Osmanlı mahalleleri halâ mevcut. Yeşillik şehrin her yanını sarmış. Sultan II. Murat Cami’sinin çevresi, Gökdere yakınındaki mahalleler, Yeşil Camii, Emir Sultan Camii ve Yıldırım Beyazıt Camii arasında kalan üçgen bölge Türkiye şartlarına göre oldukça varlıklı hayat süren kişileri barındırıyor. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, diğer şehirlerin kaybettiği armoni Bursa şehrinde halâ yaşıyor.

İstanbul ve Bursa’daki Osmanlı Cami’leri arasındaki en büyük fark şu: Bursa’da bir camiye girdiğinizde dini bir merkezin ifade ettiği manâyı tâ yüreğinize kadar hissetmeniz ve İslam yaşayış tarzının buram buram kokusunu duymanızdır. Bursa, geçmişin içinde yaşayan bir müze şehir değildir. Sadece geleneklerine bağlı ve onlardan kopmak istemeyecek kadar muhafazakârdır…

 

Kaynak: Büyük Sancağın Gölgesinde- Friedrich-Karl Kıenitz

 




İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz