Bir Ozan Geçti Samsun'dan

Meryem Aybike Sinan 18.02.2019 4005
B
resimilmem ki nasıl ve nereden başlasam... Ne söylesem, nasıl söylesem, hâl ve ahvalimizi nasıl arz eylesem. Bir taraftan ucu çocukluğumuza değen birbirinden etkili, ok gibi hedefine varan şiirler, yaşanan onca keder, çile ve ıstıraplı yılların ruhumuza sirayet eden hikâyesi ve bir taraftan zamanın ruhu… 

Bir Ozan geçti Samsun’dan... 

Samsun denince bir tuhaf olurum, mazi yüreğimi ırgalar ansızın ve üniversite yıllarım gelir aklıma. 90’lı yılların başları… Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türkoloji Bölümü öğrencisiyim... Dünya görüşümüz gereği en sık uğradığımız yerlerden birisi Ülkü Ocağı ve sık sık düzenlenen konser programları. Bu programların birinde bir ablamızı tanıştırıyorlar ve o an Ozan Arif’in yengesi, Fikriye Ablamız oluveriyor. Ve kendisinden çok şey öğreniyoruz. 
Samsun bizi büyütüyor. 
12 Eylül’ü bizim kuşak yaşamadı ancak iliklerimize kadar duyduk ve hissettik o kahreden darbeyi. Ozanların Ozanı büyük Türk Milliyetçisi Ozan Arif’in sesinde yaşadık onca acıyı, kederi… Ve onunla sürgün olduk gurbet ellere. “Sürgün” şiirindeki o "üç gardaş” kimdi, kimlerdi? Çok sonra bildik, öğrendik.
 
Üç gardaştık bir zamanlar üç gardaş, 
O toprakta, sen zindanda, ben sürgün. 
Aklımıza gelir miydi hiç gardaş? 
O toprakta, sen zindanda, ben sürgün.” 

Sonra Emine Işınsu’nun “Sancı” adlı romanında ilk ülkücü şehitlerimiz Süleyman Özmen ve Dursun Önkuzu ile tanışıp bizler de üniversite kapılarında “kahrolsun komünizm” dedik. Merhum Ömer Lütfü Mete’nin kaleminde “Çığlığın Ardı Çığlık” diye yitik bir neslin feryadını duyduk! Bizleri sanat eserleri buluşturmuştu en azından, bunu bildik, böyle tanıştık… İşte Ozan Arif de Hakk’a yürüdü. 

Bir dert ve çile dükkânı idi ve dükkânı kapatıp gitti, ardında kendini seven milyonları bırakarak. Bütün Türk dünyasında, Kerkük’ten Azerbaycan’a kadar gıyabında cenaze namazları kılındı, hayır dualar edildi... 

Büyük Ozan’ın cenaze namazını canlı yayınla veren tek bir büyük kanal vardı. Bir vefa abidesi kuruluş olan TGRT Haber, güzel bir tevafuk ki yıllar evvel de Ozan’ın sürgünden dönüşünü canlı olarak yayınlamıştı. O videoyu dileyen internet ortamında bulup izleyebilir. Ozan, sürgün dönüşü ilk olarak Türkiye gazetesini ziyaret etmişti. O ortamda kimler yoktu ki! Merhum Enver Ören Ağabey'imiz, merhum Ahmet Kabaklı Hoca, Servet Kabaklı Ağabey… Her zaman etrafındaki insanlara sevgisiyle, şefkatiyle ve dostluğuyla el uzatan, o güler yüzüyle, içtenliğiyle yaklaşan merhum Enver Ören Ağabey, Ozan Arif’e de el uzatır ve o buluşmada Ozan’a şunları söyler: “Cenâb-ı Hakk, bir kulundan razı oldu mu, her şey tamamdır. İnşallah hayatının bundan sonraki döneminde de aynı aşk, aynı inanç, aynı şevk, aynı dava ile aynı yolda son nefese kadar…” 

Ve zaman aktı, emr-i Hakk vaki oldu… 
Çok üzüldük; içimiz sızladı. Bir ozanı bir ozandan fazla kim anlayabilir, kim bilebilir dedik ve Ozan Arif’i bir büyük ozanımıza sorduk. Vefa başka bir haslettir ki herkeste bulunmaz. Cenaze namazı için kalkıp Samsun’a giden vefalı sanatçımız Uğur Işılak, sorumu şöyle cevaplıyor: 

Ozan Arif, yüzlerce yıldır devam eden ozanlık geleneğinin en önemli temsilcisiydi. Tepeden tırnağa ozan, baştan ayağa Anadolu’ydu Yüzlerce ozan tanıdım, binlerce şiir tahlili yaptım, bu kadar keskin söyleyenine rastlamadım işin doğrusu. Ozan’ın mısraları hedefini bulan kurşun gibiydi âdeta. En fazla eleştirildiği yer burasıydı belki de fakat aynı zamanda onu farklı kılan da bu yönüydü. Ozan dediğin adam hürdür, boynunda tasmayla dolaşmaz. Ozan, hür yaşadı ve korkusuzca ifade etti düşündüklerini. İki kelimeyle ifade edecek olursak: Neyse oydu! 

Sözleri nokta nokta 
Yayıldı dört bucakta 
Âdeta her ocakta Közü vardı 
Ozan’ın Hasılı, 
Ozanlar hürdür! 
Yağlı urganı takarsınız belki; ama tasma geçiremezsiniz boyunlarına...

Ruhu şad olsun. 
Allah, Efendimiz'e komşu eylesin.



İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz