Batı'nın Gerçek Yüzü

Prof. Dr. İsmet Miroğlu 16.01.2012 4843

O
smanlı Devleti zamanında Batı'nın hedefi, topraklarımızı paylaşmak, bizi devlet ve millet olarak dünya haritasından silmekti. Fakat, bütün gayretlerine rağmen Türkleri Avrupa'dan çıkaramayan Batılılar, Osmanlı Devleti'ni savaş meydanlarında yenemeyeceklerini anlayınca alçakça bir yola başvurdular. Çünkü, Türk insanını ve Türk dünyasını inceleyen ajanları ve uzmanlarının vardıktan müşterek sonuç şuydu;"Dinleri yıkılmadıkça, Türkleri savaşlarda yenmek imkânsızdır!"

Bu tesbitten sonra Batılı diplomatların ve devlet adamlarının büyük çoğunluğunun kafasında yatan fikir, Türk insanımı İslâm dininden koparmak ve uzaklaştırmak olmuştur. Bunun için onbinlerce ajan ve misyoner görevlendirilerek bir yandan İslâm dini yıkılmaya çalışılırken diğer taraftan da körü körüne bir Batı hayranlığı aşılanmıştır.

Osmanlı topraklarının her köşesinde faaliyet gösteren birçok ajan sahte din adamı olarak, güya İslâm dinini savunur görünerek, teknolojideki her yeniliği "gâvur icadı" sloganıyla damgalayıp, bir kısım cahilleri aldatırken, birçok genç aydının da dinden kopmasını sağlamıştır.

Özel ajanlar tarafından dinden uzaklaştırılan Türk aydınları, misyonerlerin ve Batı'yı sempatik gösteren diğer ajanların tesiriyle millî ve manevî değerleri tahrip edildiğinden Batı hayranı olmuştur.

Ajanların ve misyonerlerin faaliyetleri bu kadarla kalmamış, Türk topraklarında yaşayan diğer toplulukları, hatta dinî ve etnik faktörü kullanıp, Türk insanını da devlete karşı kışkırtarak uygun zeminde huzursuzluk ve fitne çıkarmışlardır.

Müstehcenlik ve fuhuşun kök salmasında ise kadın ajanlar kullanmışlardır.

Hasta etmek için akla hayale gelmeyen entrika ve iğrenç politikalar yürüten Batılılar, ondan sonra da "Hasta Adam" dedikleri Osmanlı Devleti'nin topraklarını Birinci Dünya Savaşı sonunda paylaşmışlardır.

İstiklâl Savaşı ile istiklâl ve hürriyetini yeniden kazanan Türk Milleti, dünya milletleri arasındaki yerini tekrar almıştır.

Osmanlı Devleti'ni yıkarak emellerine kavuşan Batılılar'ın, Türkiye üzerindeki emelleri sona ermiş midir? Böyle olduğunu zannetmek, gerçekleri görmemek veya görmek istememek olurdu! Kitle haberleşme araçlarıyla millî ve manevî değerlerimizin plânlı, sistemli ve devamlı olarak tahrip edilmesi, bunun apaçık bir işaretidir.

Cumhuriyetten önce ve Cumhuriyet döneminde çıkarılan isyanlarda Batılılar'ın parmağı vardır. Bugün de Türkiye'de ve Türk Cumhuriyetleri'nde Batılı misyonerler ve ajanlar kol gezmektedir

Destekçilerin başında “Şark Meselesi”nin öncülüğünü yapan İngilizler gelmektedir. Bütün İslâm ülkelerini sinsi oyunlarıyla perişan eden, burada  kendi emellerine hizmet eden satılmış yöneticiler kanalıyla yönetimi perde arkasından yönlendiren İngilizlerdir. Bu oyunların farkına varamamak basiretsizliği ise islâm ülkelerine aittir.

Batı’nın  bu kadar hıyanetine karşılık, Türklerin Batı'ya olan tutumu, sadece adalet ve dostluk olmuştur. Bugün birçok Avrupalı, Osmanlı adaletini teslim etmektedir. Osmanlı idaresindeki Müslüman ülkeler, Osmanlı'nın kıyametini ancak bugün çok iyi anlamış olduklarını itiraf etmektedirler. Osmanlı Devleti yıkılınca, pek tabiîdir ki adaleti de yıkılmıştır.

Osmanlı Devleti'ni takip eden Türkiye Cumhuriyeti, Batı'ya her zaman dost ve müttefik olmuştur. Ama Batı'dan bunun karşılığını müsbet değil, menfî yönde görmüştür.

Türk'ün, Müslüman'ın varlığına tahammül edemeyen Batı, bize neden ve nasıl dost olabilir? Batı bizim kalkınmamıza, güçlenmemize niçin destek ve imkân versin? Böyle inanmak ve sanmak ancak gafletle izah edilebilir.

“ Yedi düvele karşı koymuş bir milletin evlatları, kendi geleceklerini küfrün hoşgörü ve insafına emanet edemezler! Şark'ın efendiliğinden Garb'ın yamaklığına düşürüleliden beri biz bizi unutur olduk. Bizi yok etmek için her yola başvuran Batılılardan, küfür cephesinden, haçlı zihniyetinden istimdad eder olduk! Bu ne zillettir, ya Rabbi!”

Uyan milletim, uyan; birazcık olsun uyan! Batı'nın gerçek yüzünü gör de kendine gel! Allah korusun Bosna-Hersek'in akıbetine düşme! Dünya çapında koca devletimiz böyle parça parça elimizden gitti. Boş laflara, aldatıcı ve oyalayıcı politikalara aldanma.

Başkalarının gücüne değil, kendi gücüne güven. Yaşayabilmek için her bakımdan güçlü olmak zorundayız. Ayrılığı, gayrılığı bir tarafa bırakıp, bütün gücümüzü ve enerjimizi ülkemizin ve milletimizin kalkınmasına, güçlenmesine harcamalıyız.


Gerçek yüzünü her vesileyle ortaya koyan Batı'nın insafına (!) sığınmak, ondan yardım beklemek bizi yükseltmez.    

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz