Batı Medeniyeti İslam Medeniyeti’nin Çocuğudur

Prof. Dr. Fuat Sezgin 26.01.2020 3113
resim
B
en bu çalışmaya 60 yılımı verdim. Milletler için zaman, bir insanın ömründen ibaret değildir. Bugünkü Avrupa medeniyeti, İslam medeniyetinin muayyen durumlar içerisinde, muayyen bir devirden sonra, başka iktisadi ve jeopolitik şartlar altında ortaya çıkan devamından ibarettir. Avrupa medeniyeti, İslam medeniyetinin bir çocuğudur. 

Alman Hellmut Ritter'in öğrencisi oldum. Hocamdan, Müslümanlardan da büyük matematikçilerin olduğunu ve Avrupa'nın en büyük alimleri seviyesinde olduklarını işitip; isimlerini de duyunca çok şaşırdım. Dehşete düştüm. Çünkü ilkokulda, lisede öğrendiğimiz şeyler tamamıyla buna tersti. Modern dünyanın gelişimine, İslam dünyasının katkısının sıfır olduğunu sanıyorduk. Ritter'in sözleri, İslam ilimleri tarihini öğrenmem için bende kırbaç rolü oynadı. Bütün dünyayı terk ederek, gece gündüz bunun için çalıştım.

Müslümanlar, 8-16. yüzyılları arasında bütün ilim dallarında önemli buluşlara sahiptir. Dünya bilimler tarihi, yeniden yazılmalıdır. Çünkü yanlış yazılmıştır. İslamiyet, ortaya çıkışının 2. yüzyılında, İspanya'ya (Endülüs'e) ayak bastı. Yeni bir dinin temsilcisi olarak oraya gitti. İnsanları, ilmiyle dehşete düşürdü. Orada yaşayan Hıristiyan ve Yahudileri etkiledi. İslam, oraya, onların şuur sahalarına girmişti. Bu onları uyandırdı ve Haçlı seferlerine itti.

Her ilim dalından onlarca örnek verebilirim. Ancak, burada önemli olan şu: 

İlimlerde önemli olan bazı prensipler vardır. Bu prensipler, ne zaman ortaya çıktı, bilim adamını bunlar ilgilendirir. Mesela Müslümanlar, nazariye(teori-kuram) ile tecrübe (deney) arasındaki ilişkiyi ifade eden bir kavram ortaya koydular. Buna "Mizan" adını verdiler. Daha sonra İslam bilginlerinden Farabi geliyor ve diyor ki, tecrübe(deney) ile nazariye(kuram) de yeterli değil, algılama(muhayyile)de önemlidir diyor. Önce alglılayacaksınız, birçok şeyi düşünüp-geliştireceksiniz. Daha sonra da nazariyeyi(teoriyi) kuracaksınız. Böylece teori, sizi deneye sevk edecektir.

Bugün bilinenin aksine, çoğu modern bilimin kuruluşu, bundan yüz, iki yüzyıl öncesine değil, 8-16. yüzyıllarda yaşamış İslam alimlerine dayanıyor. Portekizlilere mâl edilen modern denizcilik bilimi ise, yüzde yüz İslam bilginlerine ait. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Modern denizcilik, İslam dünyasının bir malı. İslam dünyasının bir başarısı.

Avrupalılar, Müslümanlardan bazı ölçümleri öğrendi. Ancak, trigonometri bilgileri yeterli olmadığı için ekvatora paralel ölçümlerin nasıl yapıldığını bir türlü anlayamadılar. Portekizliler, esasında hiçbir şeyi keşfetmediler. İslam haritaları, 15. asrın başlarında onlara ulaşmıştı. Bunu kendi tarih kitaplarından çıkarıyoruz. 'İslam İlimleri Tarihi' eserimin 11. cildinde, Portekizlilerin modern denizcilik biliminin kurucusu olduğu bilgisinin yanlışlığını ispatımı bulabilirsiniz.

Müslümanlar, Afrika'nın güneyindeki yolu kullanarak 9. yüzyılda, Çin ile ticaret yapıyorlardı. Hint Okyanusu, 15. asırda Müslümanların elinde bir İslam gölü gibiydi. Hindistan ve Java, Müslümanların elindeydi. Ummanlı denizciler; İbn-i Macit ve Süleyman el Mehri, 15. asrın matematikten, astronomiye her ilmi bilen iki denizciydi.

950 yılında Ebu Cafer el Hazin adlı matematikçi ve astronom, parabol konstrüksiyonu kullanmak suretiyle üçüncü dereceden bir denklemi çözdü. 11. asrın ilk yarısında, İbnü'l Heysem, bir optik problemini dördüncü dereceden bir denklemle çözdü. Küçük bir yanlışlıkla Latinceye de çevrilen problem, Avrupalıları, 'Problema Alhazeni' adı altında 13. asırdan, 19. asra kadar uğraştırdı. Avrupalılar, İbnü'l Heysem'in çözümünü, ancak 19. yüzyılda kavrayabildi.

11. asrın sonlarında Ömer Hayyam'ın, üçüncü dereceden denklemleri sisteme bağlayan kitabının benzeri, Avrupa'da, 17. asırda Rene Descartes, Frans Van Schoooten ve Edmund Halley tarafından yazılabildi. Avrupalı matematik tarihçisi Johannes Tropfke, Descartes'lerin yeni bulduklarını zannettikleri konuları, Hayyam'ın çok önceden yazdığını, aradan geçen zamanda Avrupalılar'ın, boşuna çaba gösterdiğini yazdı.

15. asırda yaşayan, Alman Johannes Regiomontanus'un adını taşıyan trigonometri ilminin, kurucusunun, 13. asırda yaşayan Nasirüddin et Tusi olduğunu, yine Alman matematik tarihçisi Anton von Braunmühl ortaya çıkardı.

13. yüzyılda yaşayan ve Orta Çağ Avrupa'sının en büyük matematikçisi olarak bilinen Pizalı Leonardo'nun, hayatının büyük kısmını, İslam ülkelerinde geçirmesi sebebiyle; oralardan aldığı kitapların tesirinde kalmış olması kuvvetle muhtemeldir. Ondan 200 yıl sonra yaşayan Leonardo da Vinci'nin çizdiği alet, makine ve silahlarla ilgili bilgilerin kaynağının da İslam dünyası olduğu, bugün bulunan önemli bazı Arapça kitapların, İtalyanca tercümelerinden anlaşılmıştır. Da Vinci, bu bilgileri kullanarak, devrine göre inanılmaz kabul edilen resimlerini çizebildi. Halbuki Leonardo'nun, İslam bilginlerinin buluş ve bilgilerini kullandığı kabul edilse, resimlerinin çözülemeyen sırları aydınlanmış olacaktı.

Cabir b. Hayyam, kimyayı, bir bilim olarak kurdu. Atomun parçalanabileceğini ilk bulan alim de  Cabir bin Hayyam'dır. Tıp, fizik, astronomi, alanında yaklaşık 200 eser yazmıştır. 

9. asırda, Güneş'le Dünya'nın, yıllık en uzak mesafesinin sabit olmayıp değişken olduğunu fark eden Müslümanlar, yörüngedeki ilerlemenin, 12.09 saniye olduğunu saptadı. Günümüzde bu değer 11. 46 saniye olarak biliniyor.

Ekvatorun uzunluğu, Halife Mem'un zamanında ölçüldü. Bugün bildiğimiz gibi 40 bin kilometre. Bugünkü anlamıyla ilk uzay rasathaneyi, 9. asırda Halife Me'mun zamanında, Bağdat ve Şam'da birer adet olmak üzere kuruldu. Halife Me'mun döneminde, 70 alimden oluşan bir heyet, Batlamyos'un kinden farkı olmayan enlem ve boylamları, karaları ve denizlere doğru bir dünya haritası çizdi.

9. yüzyılda, ileri matematik kullanılarak yapılan rasat ve ölçümlerle, Güneş ve Dünya arasındaki en uzak mesafenin, bugün bilinenden 1 saniye farkla tespit edilmiş ve zaman içinde değiştiği keşfedilmiştir. Bu durum, ancak 17. yüzyılda Kepler'in tekrar çabasıyla kanıtlanmıştır. Dünya ekseninin eğiminde, ekliptik düzlemine göre değişiklik olabileceği düşünülüp, bunu ispatlamak için Tahran'da bir rasathane kurulmuştur. Yapılan araştırmalar neticesinde, bu eğim açısının devamlı olarak azaldığı ispatlanmıştır. Bu bilgi, Batı'da ancak 19. yüzyılda tasdik edilebilmişti. Astronomi,o kadar ileri gitmişti ki, insanların çoğu, ceplerinde saat gibi usturlablar taşıyor, gezegenlerin hangi tarihte hangi burçta olacağını hesap edebiliyorlardı.

El Biruni, 11. asırda dünyanın enlem ve boylam derecelerini, 6 ile 40 dakika arasında değişen küçük yanlışlıklarla hesapladı. Bu küçük yanlışlıklar, ancak 20. asırda düzeltilebildi. Engin denizlerde koordinat hesaplama yöntemini, Müslümanlar, 15. asırda yapabilirken Batı, bunu 20. asırda öğrenebildi.

Avrupa'da, Jahonn Kepler, 17. yüzyılda henüz Müslümanların kitaplarında gördüğü bu sonuca nasıl ulaştıklarını anlayabilmek için, çağdaşı bilim adamlarıyla yazışıyordu. Tahran'daki rasathanede 10. asırda tespit edilen Dünya'nın ekseninin sürekli azaldığı bilgisine, Avrupalılar, ancak 19. asırda, gök mekaniği bilimiyle ulaşabildi. İslam astronomi bilginlerinin, kitaplarının tercümesinin Kopernik'e ulaştığını, bugünkü nesiller, bundan henüz yarım asır önce öğrenebildi.

Gerilemenin Sebebi Din Değildir

Benim mensup olduğum bir ilim, kültür ve medeniyet dünyası var, bizler köksüz ve sahipsiz değiliz. Çok derinlere inen sağlam bir medeniyete beşiklik etmişiz. Fakat yüzyıllardır bu medeniyetin görmezden gelindiğini, hakkının yenildiğini, aşağılandığını, bütün yaptıklarının da elinden alındığını ve ona zulmedildiğini gördüm. İslam medeniyetinin, bu göz kamaştıran birikimini ve dünya bilimine yaptığı büyük katkıları, bunun farkında olmayan dünyaya tanıtmayı gaye edindim. Bu gayretimin bir kısmı, sadece bilim dünyasına hizmet için, ancak diğer çok mühim bir amacı da, koskoca bir İslam aleminin yitirmiş olduğu kendine hürmeti, güveni ve insanlık tarihindeki yerini hatırlatarak, kaybettiklerini iade etmektir.

İslam medeniyetinin gerilemesinin sebebi, din değildir. Hayır, katiyen. Eğer öyle olsaydı kabul etmek zorunda kalırdım. Ama öyle değil. Din, bilimi teşvik etti. Bugün Müslümanlara düşen görev, tarihlerini çok iyi bir şekilde ortaya koymaktır. Gerileyişin sebebi  din değildir. Başka tarihi sebepler var. Müslümanları yanlış düşünce ve kompleksten kurtarmak lazım. Müslümanların kimya, fizik, tıp, sosyoloji ve tarih alanında ortaya koyduklarını, kimse bilmiyor. Biliyorum diyenlerin de bilgisi yarım yamalak. Bundan dolayı, modern bilim tarihi, yeniden yazılmalı. Herkes, İslami ilimlerin, dünyaya kazandırdıklarını bilmeli.

Maalesef Türk insanı, İslam tarihi ve medeniyeti içerisinde ne kadar büyük bir yeri olduğunu bilmiyor. Türkiye'de İslam medeniyeti hakkında büyük bir bilgisizlik var. Hayretler içerisinde kalıyorum.İslam'ın, tabiat bilimleri alanında, matematikte, astronomide, fizikte, kimyada, coğrafyada, jeolojide yaptıklarını, neredeyse kimse bilmiyor.

16. yüzyılın sonlarında, İslam medeniyeti duraklama içine girmeseydi; insanlık, 20. asırda yakaladığı seviyeye, 200 yıl önce ulaşırdı. İnsanlık, nükleer enerjiyle de, 200 yıl önce tanışırdı.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz