Başarıda Kadroların Rolü

S. Ahmet Arvâsi 30.12.2011 3861

Merhum S. Ahmet Arvâsi Hoca'yı ölümünün 23. sene-i devriyesinde rahmetle anarken; vefatından kısa bir süre önce kaleme aldığı ve bugüne kadar hiç yayınlanmamış olan  bir makalesini aşağıda sunuyoruz.
 

M
ahiyeti ne olursa olsun, her iş, az-çok, bir kadro ile başarılır. Zaman, bu ihtiyacı azaltamamış aksine çoğaltmıştır. Şüphesiz bir insanın tek başına yapabileceği ve başarabileceği işler de vardır. Lâkin bilmek gerekir ki, günümüzde, artık, büyük işleri, ancak büyük ve güçlü kadrolar gerçekleştirebilmektedir.

Hele siyasî ve ideolojik konularda "kadrolaşma" zaruridir. Bu da güçlü ve başarılı bir eğitim ile canlı bir teşkilâtlanmaya bağlıdır. Yani, iyi yetişmiş insan meselesi...

Bilindiği gibi "kadro", "fikrin" ve "dâvanın" insan unsuru demektir. Bu da her meslek ve tabakadan bir "seçkin insanlar" topluluğu mânâsına gelir. Hiçbir "fikir" ve "dâvâ" kadrosunu kurup aktif duruma geçiremedikçe başarıya ulaşamaz, hattâ varlığını bile hissettiremez.

Aktivite, zaman ve zemine göre bazen kadroları, geliştirip oluşturduğu gibi bazen de dağıtıp eritebilir. Bu sebepten, hem "sahnede" hem "kuliste" çalışabilecek kadrolar, hazırlamalıdır. Bilindiği gibi bütün mücadelelerde, yıpranmamış "yedek kudretlere" ihtiyaç vardır. Bunu, vaktinden önce düşünmeyen liderler, hüsrana uğrarlar.

Tekrar edelim, cemiyetlerin hayatında ve idaresinde, anayasalar, kanunlar, kararnameler ve tüzüklerden ziyade "kadrolar" önemlidir, yine cemiyetlerin hayatında "siyasî partilerden" ve her türlü teşkilâttan ziyade "kadrolar" önemlidir. Mücadelede esas olan anayasayı, kanunları, kararnameleri, tüzükleri ve düzeni değiştirmekten ziyade "kadroları" değiştirmektir. Siz, özlediğiniz kadroları işbaşına getirin, herşeyin ne kadar kolaylaştığını o zaman göreceksiniz. Kadrolar değişmedikçe, anayasalar, kanunlar, kararnameler ve tüzükler değişse bile bir mânâ ifade etmez.

O halde başarının sırrı, "kadro" hazırlamada ve işbaşına getirmededir. Durum, siyasî hayatta da aynıdır. Bütün mesele, anayasayı, kanunaları, kararname ve tüzükleri zorlamadan, "iyi yetişmiş kadrolar" ile "kitleler" arasında "geniş köprüler" kurabilmededir. "Düzen" ile boğuşmadan, ona hâkim olmadadır. Zaten "demokrasi" bir bakıma bu demektir.

Kadro hazırlamaya gelince, bu tamamı ile bir "eğitim" işidir. "Beşikten mezara kadar" sürer. Unutmamak gerekir ki, heryer bir eğitim vasatıdır... Ev, sokak, meydan, kahvehane, lokal, işyeri, çarşı pazar, sinema, tiyatro vs, vs. Eğitimin pekçok da vasıtası var. Kitap, gazete, dergi, ansiklopedi, film, afiş, fotoğraf, bildiri, konferans, seminer.. vs gibi. Eğitim için teşkilatlanmak da mümkündür. Okul, kurs, gezi ve ortak projeler üzerinde çalışma gibi...

Bütün bunlar yapılmadan, gerekli kadrolar hazırlanmadan, derme çatma kalabalıklarla bir yere varılmaz. Bir dâvânın ulvîliği ve büyüklü ancak şuurlu kadrolar aracılığı ile idrak edilir. Tarihten ve hattâ günümüzde cereyan eden hâdiselerden öğreniyoruz ki, nice haklı ve ulvî dâvâlar vardır ki, yetersiz kadrolar elinde rezil, zelil ve perişan olmaktadır da bunun aksine nice sefil ve haksız "iddia" var ki, sahip kadrolar sayesinde başarılı ve itibarla gözükmektedir.

Bunu bilerek hareket etmek, acele kararlar ile yüce büyük dâvaları soysuzlaştırmamak gerekir. Başarılı olamayan kadrolar, başkalarını ve cemiyeti itham etmeden önce kendilerini kritik etmesini bilmelidirler.

 

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz