Bağdat, Darü's-Selâm

Abdullah Fevzi Efendi 06.02.2024 667
O
resim

smanlı Devletinin son zamanlarında birinci dünya harbinden 7 sene kadar önce Konya’da kurulan ‘‘Islah-ı Medaris-i İslamiyye’’ Medresesi o günün şartlarında çok mükemmel bir tedrisat programına sahipti. Bu medresede okuyan ve hocalık yapan Abdullah Fevzi Efendi. Harp çıkınca gönüllü olarak askere gitti. Çanakkale ve birinci dünya savaşlarına iştirak etti. Harp dolayısıyla ordu Bağdat’a geldiğinde Abdullah Fevzi Efendi İmam-ı Azam, Abdülkâdir Geylânî ve Musa Kazım Hazretlerinin türbelerini ziyaret etti. 

 

Hatıratında bu ziyaretler hakkında şunları kaydediyor:

 

‘‘Bağdat, onun dünya üzerinde yaygın bir şöhreti ve şanı vardır. Bu şöhrete de layık bir şehirdir. Onun başşehir olduğu günlerde adı sulh ülkesi anlamında ‘‘Darü's-Selâm’’ idi. Tarihte Bağdatta önemli vakıalar vardır. Aynı zamanda Bağdat'ta büyük facialar da meydana gelmiştir. 

 

İslam dinini ölümsüz mefahirinin teşhir mekânı, övünülecek eserlerinin vatanı olduğu kadar, aynı zamanda Bağdat, İslam'ın yetiştirdiği büyük âlimlerin ve idarecilerin de vatanıdır. İslam'ın gelişini müteakip Bağdat artık dünya şehri olmuş, değişik ilimlerin, sanatların ve fenlerin gelip buluştuğu, geliştiği mükemmelleştiği bir başkent bir ilim ve idare merkezi haline gelmiştir. 

 

Bağdat aynı zamanda kucağında, hürmetli bağrında, mezhebimizin sahibi, Ehl-i Sünnet’in gözbebeği, bütün müctehidlerin önderi, şer'i mübin ordusunun kumandanı, ilimler kamusu, usul ilimlerinin kaynağı, furu' denizinin büyük dalgıcı, hikmet ve züht kaynağı, kudsî ve manevî esrarın madeni, meleküt alemine ait doğan güneşlerin tulu yeri, büyük imam, İmam-ı A'zam'ın memleketidir. 

 

Bu imam zahir ve bâtın iki ciheti kendinde toplamış, insanlığa Allah'ın büyüklüğünü ispat eden ayetlerden alâmetlerden birisi, yani İman-ı A'zam Numan b. Sabit'in kendisidir. Allah ona rahmetiyle muamele buyursun.

 

Ayrıca Bağdat'ı değerli kılan bir diğer büyük, hazret-i imamın ilimde bir dalı olan talebesi ve arkadaşı, Ebû Yusuf rahimehullahtır. İmam-ı A'zam gibi büyük bir ilim kaynağının Ebû Yusuf ilk pınarı ve o ilmin alındığı ilk ana kaynaktır. Şüphesiz bu büyük ansiklopedinin ilk limanı ve kaynağı Ebû Yusuf hazretleridir. 

 

İmâm-ı A'zam'ın ilmine bağlı olarak Bağdat'ı ziyalandıran ve nurlandıran, dirayet ziyasından çok rivayet nuru ile İslâm diyarını dolduran Ahmed b. Muhammed b. Hanbel hazretleri de buradadır. Allah ona rahmet eylesin. 

 

Bağdat'ın şerefini ve kadrini yücelten ve onu feyiz incileriyle mecd ve kerem dünyasında ünlü kılan büyüklerden birisi de, kudsî kuvvet sahibi, Gavs-ı a'zam, Kadiriye tarikat-ı aliyyesinin sahibi, Kâdirler topluluğunun reisi, eş-Şeyh Abdülkadir Geylânî kaddesallahü sirrahü’laziz hazretleridir. 

 

Bağdat'ta ayrıca meşhur ilim ve mutasavvıflardan pek çoğunun kabri bulunmaktadır. Bağdat'ı şeref ve necabet bakımından en yüce mevkie çıkaran unsurlardan birisi de, orada Ehl-i Beyt’ten birçok evlat ve torunun kabirlerinin bulunmasıdır. Bu bile tek başına şeref ve şan olarak Bağdat'a yeter. Hazret-i Peygamberimizin torunlarından Musa Kazım hazretleri burada medfun bulunmaktadır. Allah ondan razı olsun. Yarab! Onların feyizlerini iki cihanda bizlere de lütfet, sevgilin, iki cihanın Rasül-ü hürmetine!..

 

Cihanda öyle bir zaman geldi ki, Bağdat dünyanın en ünlü ve şerefli beldesi oldu. Her türlü ilim, fen, sanat burada toplandı, ilimler, sanatkârlar buraya yöneldi ve cem oldu. İlme susayan ve ona gidenlere kimse engel olmadı. Diğer yandan feyiz, ilim, dini hayat, kemâlât-ı kudsiye erbabına yönelenlere de kimse karışmadı, onlar da o kişileri bulup onlardan istifade ve feyz aldılar. 

 

Dileyen birinci gruba gitti, susuzluğunu orada dindirdi, isteyen ikincilere gitti ve onların feyiz pınarlarında kana kana sulandı ve kendisini ve susuzluğunu tedavi etti. Üçüncü bir zümre, bunların ikisinin de feyizlerini ve ilimlerini alarak mükemmelliği seçti. Ve sonunda iki kanatlı hale geldi; bir taraftan zahiri kanadını takındı, diğer yandan bâtıni ve ruhani ilimlerle mücehhez hale geldi. Manevi kemâle sahip oldu.

 

 

A’zamiyye’ye Ziyaret

 

Bir gün A'zamiyye'yi ziyarete niyetlendim. Oraya doğru yaya yürümeye başladım. Yolun ne kadar süreceğini sordum, bir saat dediler, vaktim de azdı, çünkü her an taburumuzu harp sahasına yani ‘‘Kut'’a (Kût el-Amareye) gönderebilirlerdi. Hemen çok seri bir vasıta aradım. Hantur adı verilen vasıtalardan birine bindim. Bir saati bulmadan çabucak oraya vardım. 

 

A'zamiyye nedir ve neresidir? Burası ilim güneşlerinin battığı yerdir. Fakat batan bu güneşlerin ışık uzmeleri henüz ufuklardan silinip kaybolmamış, kemal ve güzelliğin bereketi henüz perdelenilip yok olmamıştır Irak’ta ve civarında… A'zamiyye bir kandil ve fanustur. Bu fanusun içinde mükemmellik ve ilmi feyz bir kandil olarak parlamaktadır. Henüz A'zamiyye nuru ülkede yok olup sönmemiştir. Cihanlar durdukça Allah onların feyzini, nurunu ve kemalini üzerimizden eksik etmesin. A'zamiyye de İmam-ı Azam Hazretlerinin kabri ve onun parlak ve tertemiz ravzası bulunmaktadır. 

 

Büyük bir kapıdan A'zamiyye'ye girdim. Geniş bir avlu ve içinde büyükçe bir cami gördüm. Kıble tarafında ise camiye bitişik bir de küçük türbe mevcuttu. İçeri girmek için kapıyı açmalarını istedim, açıldı, içeri girdim. Bir de ne göreyim burası bir hücre değil adeta bir “ilim hazinesi.” Fıkıh ağacının bittiği yer. Kemal ve mükemmellik nurlarının yeryüzüne nüzul edip indiği bir mahal. 

 

Her türlü feyzin fışkırdığı tertemiz bir kaynak, takva gelininin duvağı (haclesi), içtihad ırmağının Fırat'ının feyiz kaynağı ve Peygamberimizden ve Sahabeden sonra, kıyamet gününe kadar ümmetin hayat suyunun pınarı ve kaynağı, ayrıca Allah'ın kınına koyduğu ve düşmanlarını onunla yok ettiği (manevi ve ilmi) kılıçlarından bir kılınç, ilk hüccet ve en açık delil, Allah'ın en bariz ve belli yolunu gösteren zat, insanların gözünden körlük perdelerini sıyırıp, onların gerçeği görmesine yardım eden kişi, dünyaya hiç değer vermeyen, ona bel bağlamayan, meliklere, onların kendisine sunduğu Adliye Nezaretini ve Başkadılığı kabul etmeyen insanlara da asla dayanıp bel bağlamayan, bu işleri yapmaktansa hapsi ve onların eziyetlerini tercih eden büyük insanın yattığı yer!..’’

 

Konyalı müderris bir Osmanlı askeri olan Ahmet Fevzi Efendinin İmam-ı Azam ve Ehl-i beyt hakkında yukarıdaki ifadeleri ne kadar muhteşem! Günümüz İslam alimi geçinen reformist din adamları bu yazılardan ibret almalıdırlar!..

 

Kaynak: Çanakkale Cephesinde Bir Müderris – Abdullah Fevzi Efendi

Yayını hazırlayan: Prof. Ali Osman Koçkuzu

 


İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz