Ayasofya Artık Bir Türk Eseridir

Rüknettin Akbulut 03.12.2012 5870
H
 ıristiyan âleminin bin yıl kilise olarak kullandığı Ayasofya, İstanbul'un fethinden sonra 500 yıla yakın cami olarak kullanılmış, 1935 yılında müze haline getirilmiştir.

Bütün dünyaca tanınan bu eşsiz mimarlık eseri, Türkler'in eline geçtikten sonra birçok tamir görmüş, çeşitli desteklerle takviye edilmiştir. Bu sayede bugüne kadar ayakta kalması sağlanan Ayasofya'ya yapılan çeşitli ilâveler de, camiin gerçek bir Türk eseri halini almasını sağlamıştır. Yoksa Ayasofya üzerindeki hakkımız on asırlık kilîseliğine mukabil, beş asırlık camiliği sebebiyle değildir.

Fâtih Sultan Mehmed, harap ve perişan bulduğu Ayasofya'yı yeniden yaptırmıştır diyebiliriz. Tarihçi Ali, Künhülahbar isimli eserinde:

"Elhak tab'-ı pâdşâhî cümleden ziyade, ol mâbed-i kadîmin ihyasına mütehalik oldu.."
diyerek Ayasofya'nm yeniden ihyasına önem verdiğini anlatıyor.

Gene tarihçi Dursun Bey ise, Fâtih'in, Ayasofya'yı gezdiği zaman, yanında olup padişah üst kata çıkıp etrafa bakarken mabedin hazin harabisi karşısında duyduğu teessürle söylediği bir beyti duymuştur. Bu beytinde Fâtih mealen:

"Örümcekler ağ kurmuş perdedarlık ediyor, baykuşlar nöbet tutmakta" diyerek mabedin haraplığını ve bakımsızlığını anlatıyordu.

On altıncı asrın sonlarına doğru, cami tehlikeli bir hal aldı. Mabedin Marmara'ya bakan arka cephesine payandalar kondu. Ayasofya'nm ön cephesinde iki kalın minare vardı. Kuzeybatı köşedeki tuğlalı minarenin Fâtih tarafından acele olarak yaptırılmasına karşılık, Ayasofya çapındaki bir camiye tek minare yakışmayacağı için sonradan aynı cephenin doğu köşesine bir minare daha yaptırılmıştı.

III. Murad zamanında yaptırılan iki kalın minareyi yapan Sinan aynı zamanda Ayasofya'yı yıkılmaktan kurtardı. Evvelâ minarelerin kalınlığı mabedin gövdesine uyuyordu. Ayrıca minarelerin kendilerinden çok daha kalın olan temel ve kaideleri iç taraftan Ayasofya'yı perçinledi. İşte bu suretle Ayasofya bu cepheden de payandalanmış oldu.
Koca Sinan önden o minarelerle, geriden de o heybetli payandalarla Ayasofya'yı öylesine sağlamlaştırdı ki, bina Türk eseri halinde ebedîleştirildi.

Ayasofya'nm İslâmlar'ın eline geçeceğine dair olan İnanç ve an'ane çok eskidir. Hazreti Muhammed bir hadîsinde:

"İstanbul'u alacak kumandan ne güzel kumandan ve asker ne güzel askerdir" demişti. Bir rivayete göre de ikinci yapılışında Ayasofya'nm kubbesi bir türlü tutturulamamıştı. Bunun üzerine Hazreti Muhammed'e müracaat edilmiş, o da bir avuç toprak alarak harca karıştırmalarını söyleniş, kubbe ancak bu sayede yerine oturtulabilmiş.

İstanbul, zapt edilince, 1 Haziran 1453 cuma günü Fâtih Sultan Mehmed ilk cuma namazını burada kıldı ve mabedin ondan sonra cami olarak kullanılmasına devam edildi. Mihrap ve minber ile kütüphaneyi Fâtih zamanında yaptık. Mihrabın önünde iki muazzam şamdanı Kanunî Sultan Süleyman, Macaristan zaferinde Matyas'ın sarayından alıp getirerek yerleştirdi. Müezzinler Mahfili III. Murad zamanında, mermer kürsü IV. Murad zamanında yapıldı. Şahnişli Mahfil ile kubbede asılı büyük şamdan III. Ahmed'in eseridir. Üst katta bulunan mahfili I. Mahmud yaptırmıştır.

Büyük kubbedeki Besmele ve Nûr Sûresi'nden alınma âyet ise yazı sanatının şaheseri olarak Ayasofya'yı süslemektedir. Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin sekiz levhası, Celî yazısı ile vücuda getirilmiş olan levhaların Teknecizade İbrahim Efendi'nin sanat eserleri, avludaki şadırvan ve Ayasofya'ya eklenen, Fâtih'in ve oğlu II. Bayezid'in yaptırdığı medrese artık ilk kilisenin ne kadar yok olduğunu ispatlamaktadır. Ne yazık ki sonradan bir Alman arkeologu lüzum göstermiş, medrese yıkılmış, silinmiştir ki, bizim ihmalimizin eseridir.

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz