Anadolu'nun Türkleşmesi

S. Ahmet Arvasî 14.10.2012 4160

B
ugün, Türkiye Cumhuriyetini teşkil eden topyekün halkımız, "kök itibarı" ile Orta - Asyalı'dır. Bazılarının sandığı gibi, bu milletin, "Eski Anadolu Kavimleri" ile (Hunilerle, Hitit'lerle, Urartu'laria ve benzerleriyle) uzaktan ve yakından bir ilgisi ve akrabalığı yoktur. İmparatorluğumuz (Osmanlı - Türk Hanedanlığı) yıkıldıktan sonra, Bulgaristan'dan, Yunanistan'dan, Yugoslavya'dan, Arnavutluk'tan ve diğer yerlerden, tekrar Anadolu'ya dönen "Evlâd-ı Fatihan" da öyledir.

Bilindiği üzere, Türkler, İslâmiyeti kabul ettikten sonra, dalgalar halinde gelerek bugünkü yurdumuza yerleştiler. Tarih boyunca, büyük istilâlara ve dolayısı ile tahribata maruz kalan Anadolu'da, o zamanlar, çok az nüfûs barınabiliyordu. Köyler, tamamı ile harap ve kırlar, bomboş vaziyette idi. Etrafı kalın ve müstahkem surlarla çevrili şehirlerde yaşamak zorunda kalan "eski kavim kalıntıları", bu merkezlerde daha çok el - sanatları ile ve biraz da ziraatle geçiniyorlardı. Bu şehirler, surların kapılarını, binbir güçlük ve tehlike içinde gelip geçen kervanlara açıyor, onlara mal satıyor ve onlardan muhtaç oldukları şeyleri alıyorlardı.

Türkler, önce küçük, 1071 Malazgirt Zaferi'nden sonra da büyük dalgalar halinde gelerek, yukarıda tasvir ettiğimiz Anadolu otlaklarına ve yaylaklarına, hayvanları ile birlikte yerleştiler. Şehirlerin kalın surları arkasına kapanan "eski kavim kalıntıları" ise bu manzarayı, bazan "endişe" ile, bazan "ümit" ile, bazan da "çaresizlik" içinde seyrediyorlardı. Onlara göre, bu yeni gelen "kavim", kendilerine faydalı da olabilecekti. Önce, Anadolu'da "güvenliği" sağlayacak, sonra da kendilerine et, süt ve yün temin edecek ve nihayet ürettikleri mal ve hizmetleri satın alacak "müşteriler" olabilirlerdi. Nitekim, öyle oldu. Bizans Orduları yenildikten sonra, bunlardan ciddi bir mukavemet gelmedi.

Böylece asırlarca bir arada yaşadılar. Bu, bir nevi "yanyana" yaşamaktı. Pek az istisnası dışında, kız dahi alıp vermediler, kitle halinde bir ihtida hâdisesi cereyan etmedi. Anonim bir halk hikâyemiz olan "Kerem ile Aslı" bu durumu, dramatik bir şekilde dile getirir.

Türkler, hayvancılıktan sonra yavaş yavaş tarıma geçtiler, önce "sur dışında", sonra "sur içinde" mahalleler" kurarak şehirlere yerleşmeye başladılar. "Eskiler" de, "Yeniler" de birbirleri ile iyi geçinmeye çalışıyorlardı. Birbirlerinin dinlerine, dillerine, gelenek ve göreneklerine karışmıyorlardı. Hatta, aynı "esnaf loncalarında" beraberce toplanabiliyorlardı. Böylece yanyana yaşayan "kitleler", 19. asra ve hatta 20. asrın başlarına kadar geldiler.

Bu asırlar içinde, "düşmanlarımız", bizi Anadolu'dan atmak ve devletimizi parçalamak için korkunç bir harekete giriştiler. Her türlü vasıtayı kullanarak, asırlarca birlikte yaşadığımız ve azınlık durumda bulunan grupları kandırmaya çalıştılar ve kandırdılar.

Nihayet, Birinci Dünya Harbi'nin akabinde, Anadolu'muz işgal edilince, başta Ermeniler ve Rumlar olmak üzere, bu azınlıklar, tahriklere kapılarak, asırlarca birlikte yaşadıkları, barış, huzur ve insanlık gördükleri Türk Milleti'ni "içten hançerlemek" istediler, açıkça düşmanla işbirliği yaptılar, ihanet ettiler.

Bununla beraber, Türk Milleti, en zayıf ve perişan zamanında dâhi Allah'ın lütfü ile- muhteşem bir İstiklâl Savaşı verdi ve zafere ulaştı. Bu durumda, "dış düşmanlar" vatanımızı terkederken, onlara yardım eden "ihanet grupları" da, hiç ummadıkları zaferimizden sonra, mahcup ve zelîl olarak Anadolu'yu bırakıp kaçtılar. Şimdi, Anadolumuz, şehir ve kırları ile, kara ve denizleri ile yüzde yüz, Müslüman Türk'ün "Anayurdu" olmuştur.

 

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz