3 Mayıs'ın Ehemmiyeti

Meryem Aybike Sinan 03.05.2024 567
S
iyasi tarihimizde 3 Mayıs 1944 neden mühim?

Birileri tarafından bugün hâlâ kasten çarpıtılıp “ırkçılık” şemsiyesi altına alınmaya çalışılsa da 3 Mayıs 1944 tarihi gerçekte “Marksizm ve Komünizm”e karşı bir başkaldırı, bir tavır alma ve mevzi alma girişiminin yıl dönümüdür.  

O günlerde ülke dışındaki Türklerden bahsetmek suç olarak görülmektedir. Bütün Türkistan’ın Sovyet Rusya’nın işgali ve baskısı altında olduğu ve Stalin’in sık sık ülkemizi de işgal etmeyi dillendirdiği ve tehdit ettiği yıllardır. Bütün Türkistan’da Türk aydınları bir bir kurşuna dizilmiş ve “Kızıl Kırgın” denilen günler tavan yapmıştır. Bir de 2. Dünya Savaşı gibi bir badire atlatılmaya çalışılmaktadır.

Bu yıllarda devletin neredeyse birçok müessesesi Marksist kimselerin işgali altındadır. Bu isimler alenen devleti komünizme payanda yapmaya ve bu fikirleri yaymaya çalışmaktadır. Bu duruma tahammül edemeyen “Orkun” ve “Orhun” dergilerinin yazarı ve sahibi Hüseyin Nihal Atsız, devlete çökmüş bu Marksistlerin isimlerini tek tek yazarak devrin başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na bu isimlere neden müsamaha gösterildiği, bu komünistlerin devlette neden görev yaptığı soruldu.
 
Ve bu yazılar özellikle üniversite öğrencileri arasında geniş yankı uyandırdı. Bu dergiler bir anda elden ele okunan ve büyük itibar edilen dergiler hâline geldi. Ve yüksek öğrenim gençliği çeşitli nümayişler yapmaya başladı.
 
Her yandan sıkıştırılan Millî Şef Hükûmeti, Rusya’nın işaretiyle Türk milliyetçiliği suç olmamasına rağmen “Irkçılık ve Turancılık” suçlamasıyla Türk milliyetçilerine sert müdahalelerde bulundu.
 
Sabahattin Ali ikna edilerek şikâyetçi olması ve dava açması için birtakım ayak oyunlarına başvuruldu. Ulus gazetesinde Atsız ve arkadaşları hakkında sert yayınlar yaptırıldı.

Ve Millî Şef düğmeye basmıştı. Önce Orhun dergisine baskın yapıldı. Hüseyin Nihal Atsız ve arkadaşlarının evleri basıldı ve “Irkçılık ve Turancılık” suçlamasıyla tutuklandılar. Oysa böyle bir suç yoktu! İstanbul 1 No.lu Sıkıyönetim Mahkemesinde yargılanan 23 vatansevere ağır işkence ve baskılar yapıldı.
 
Ve bir süre sonra ilginç bir olay oldu. Askerî Yargıtay bu kararı bozdu ve dosya 2. No.lu mahkemeye gönderildi ve bütün zanlılar bu mahkemede beraat etti. Devlet aklı galip gelmiş, Marksistlerin oyunu bozulmuştu.

Bu davanın avukatlarından olan Sait Bilgiç bu günün yani 3 Mayıs’ın “Türkçüler Günü” olmasını teklif etti. Bu teklif bütün milliyetçiler tarafından kabul gördü. O günden sonra bu tarih çeşitli etkinliklerle kutlanmaya başlandı.
 
Merhum Alparslan Türkeş, bir söyleşisinde bu gün ile ilgili şunları söylemiştir:
 
“3 Mayıs milletimizin kurtuluşu, yükselişi, hızla kalkınması ve yaşaması için yegâne kuvvet kaynağının Türk milliyetçiliği olduğunun anlatılması için bir fırsat, bir vesiledir. Ayrıca eskilerin hatalarını anlatmak, onlardan ders alarak bundan sonraki Türk Milleti'nin hayatında o hataların meydana gelmesine imkân vermemek için düşünülmüş ve bayram yapılmıştır. Türk milliyetçiliği derken, her zaman söylediğimiz gibi İslam imanını, İslam ahlak ve faziletiyle Türklük şuurunu esas kabul etmekteyiz... Türk milleti için bu ikisi birbirinden ayrılmaz. Ancak bugün, Türk milletinin İslamiyet’e olan bağlılığını istismar ederek İslamiyet’i öne sürerek, Türk milliyetçiliğini yıkmak isteyen kışkırtmalarla karşılaşıyoruz. Bunlara katiyen itibar edilmemelidir. 'İslamiyet bize yeter. Türklüğe ne gerek var?' veya 'Milliyetçilik İslamiyet’e aykırıdır' gibi görüşler düşman oyunudur. Buna kapılanlar düşman oyunlarına alet oluyorlar demektir...”

3 Mayıs Milliyetçiler/Türkçüler Günü kutlu olsun...

İlgili Makaleler

Medeniyetimiz
Kars'ın Hazin Günü
Ç
ar Nikola’nın güvenip Kafkasya’ya genel vali olarak gönderdiği Varansov Taşkov ciddi bir enerji sahibiydi. Türkler arasındaki kaynaşmayı ve çalışmayı da görerek bu azimlerini yenmek için, Çar’dan aldığı direktifle Kars’ta bir abide yapılmasına karar verdi. Bu abide, 93 Harbi’nde Kars’a giren ilk Rus askerlerinden,…
Medeniyetimiz
Türk Asrı!
C
ihan imparatorluğumuzu kaybettiğimiz geçen asır boyunca adeta sürünerek, burnumuzdan soluyarak, tarihin hiçbir devrinde olmadığımız şekliyle edilgen (büyük güçlerin uydusu) bir halde yaşadık.

Çağımızın ünlü mütefekkiri (düşünür) üstad Necip Fazıl, bu korkunç durumu, şu ibretlik cümlesi ile dile getirir: ‘O yükseklik, o…
Türk Asrı!
Medeniyetimiz
1915'te Çanakkale’de Türk

İngiliz’in vakit vakit gemi ile siperden

Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birden bire gözlerime büyük bir şey göründü.
Böyle büyük görünen şey pek küçük bir insandı.
Fakat bana çok dokundu ayaklarım bağlandı.

          **********

Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçenler…

1915'te Çanakkale’de Türk
Medeniyetimiz
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
B
ağdat Fatih'i IV. Murad Han üstün zeki, çok güçlü, kahraman, cesur bir padişah idi. Bu yöndeki bazı hususiyetleri aşağıdadır:

“Korku hissine tamamen yabancıydı. Yayını çektiği bir ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa giderdi. Attığını derhal devirmede mâhir idi. Ağabeyi II. Osman (Genç Osman) gibi bütün sporlarda en…
Müstesna Bir Padişah IV. Murad Han
Medeniyetimiz
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
A
bdullah Fevzi Efendi (Tanrıkulu), 1883 yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Hocaköy’de doğdu. Babası Yusuf Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Baba ve dedeleri de kendisi gibi ilim ve tasavvuf ehlidir. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Konya’ya geldi. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Konya’nın ilim erbabı ve eşrafının…
Konya'nın Unutulan İslâm Âlimi: Abdullah Fevzi Efendi
Medeniyetimiz
Valide Sultan’ın Vakfiyesi
İ

stanbul’da Hadice Turhan valide sultanın, 1597 yılında başlatıp 1665 yılında tamamlattığı Yenicamii külliyesinin Süleymaniye Kütüphanesi’nde Yenicamii kitapları arasında 150 numarada kayıtlı 168 sayfalık Türkçe bir vakfiyesi vardır. 19x30 cm ebadında bu vakfiye, mimari külliye kadar değerlidir. Terazinin bir gözüne…

Valide Sultan’ın Vakfiyesi
Medeniyetimiz
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
B
arbaros Hayreddin Paşa Fransa'nın Osmanlılar'dan yardım isteği üzerine 28 Mayıs 1543'te yüz on gemilik bir filo ile Nice seferine çıktı. Mesina, Reggio ve Ostia gibi İtalya sahillerini vurduktan sonra Marsilya'ya vardı. Burada Fransızlar tarafından merasimlerle karşılandı. 

On altı gün Marsilya'da kalan Hayreddin Paşa,…
Barbaros Hayreddin Paşa’nı Fransa Seferi
Medeniyetimiz
Kıbrısın Fethi
A

ltıncı Taaruz

Bundan önceki beş taarruzda Türkler istedikleri neticeyi elde edememişlerdi. 1 Ağustos 1571 Çarşamba sabahı altıncı Türk taarruzu başlatıldı. Bu taarruzda ellerinde gürzleri olduğu halde komutanların da taarruza katıldıkları görülüyordu. Bu hadise askerleri coşturmuştu. Çok şuurlu ve akıllıca bir ölçü…

Kıbrısın Fethi
Medeniyetimiz
Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
T

oplumları bozan en mühim sebep taklittir. O bozulma dönemi başlamaya görsün. Süreç çok çabuk gelişir.

Batı tâlim ve terbiyesi (eğitim ve öğretimi) kendi istikâmetinde milletimizi yönlendirmeye başladı. Şimdi ufak değişmelerle bu eğitim yıllardır devâm ediyor. Mustafa Necâti ile başlayan seküler eğitim…

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar
Medeniyetimiz
Bu Medeniyetten Ders Çıkarmalıyız
M
üslüman olmadıkları hâlde, davet edildikleri toplantıda İslama ve Müslümanların ilim ve fen sahasındaki  çalışmalarına  hayranlıklarını ifade eden  iki konuşmacının beyanları şöyledir:

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı Bayan Carly Fiorina, ana konuşmacı olarak davet edildiği, "Te…
Medeniyetimiz
Maarif Modelinde “Türk Dünyası” Vurgusu!
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” tek boyutlu tartışıldı ve çoktan gündemden çıktı.

Atalarımızın “Marifet iltifata tabidir/İltifatsız meta zayidir” kabilince biz her zaman iyiye iyi, yanlışa yanlış, doğruya doğru, güzele güzel demeye devam edeceğiz. Çünkü kalem mesuliyeti bunu gerektirir.
 
Önce bir eleştiri ile başlayalım.…
Medeniyetimiz
Biz Kimiz
B
iz Türkler doğulu bir milletiz. Milletler arenasına çıktığımız günden beri hep hareket (göçebe) halindeyiz. Güneşten (doğudan) aldığımız ışıkla hep yine güneşi takip ederek batıya doğru koştuk.

Tarih boyu biz Türlerin devlet ve millet ışığımız hiç sönmedi. Yıkılan her bir devletimizin külleri üzerinden yeni bir devlet…
Biz Kimiz