Yurdunu Kaybeden Adam: Cengiz Dağcı

Kürşat Reşat Demir 13.08.2013 4099
C
engiz Dağcı, 300 yıl Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyetinde olan Kırım'ın Gürzuf kasabasında doğar ve 4 yaşından itibaren de Kızıltaş'ta yaşar.

O dönemde Sovyet Rusya'nın hüküm sürdüğü Kırım'da açlık, kıtlık ve baskı şiddetini artırmıştır. 1929'daki ilk sürgünde askeri kamyonlara bindirilen binlerce Kırım Türkü'nün ardından bakanlardan biri de Cengiz Dağcı'dır. Kolhoz rejiminin baskısı o kadar artmıştır ki, insanların topraklarına el koymakla kalmayıp, bu duruma duygusal olarak tepki gösterenleri bile şiddetle cezalandırmaktadır.

Öyle ki, Dağcı'nın babasının üç ay boyunca tutuklu kalmasının tek sebebi, kolhozlaştırma öncesi kendisine ait olan bağdaki asma yapraklarını gördüğünde kendisini tutamayarak öpüp ağlamış olmasıdır.

İlkokulu Kızıltaş'ta bitiren Cengiz Dağcı, babasının çağırması üzerine 1932'de Akmesçit'e gelir ve burada On İkinci Numune Mektebi'ne başlar. 1937'de de Akmesçit Pedagoji Enstitüsü'nün Tarih Fakültesi'ne kaydolan Cengiz Dağcı, o dönemde amcasını sık sık ziyaret eder ve ondan Ömer Seyfettin hikâyeleri dinler.

Ayrıca amcasının kızı Dr. Zemine Dağcı'nın zengin kütüphanesinden de faydalanır. Böylesine baskının olduğu dönemde Kırım Türkleri'nin eğitime bu kadar önem vermesinde Kırım'ın milli-manevi değerlerinin ayakta kalmasında önemli payı olan İsmail Gaspıralı'nın etkisi kuşkusuz çok büyüktür.

Cengiz Dağcı 1939'da ömrünün sonuna kadar hayalini daima zihninde taşıyacağı, ondan bir an olsun ayrılmayacağı Kızıltaş'ı son bir daha ziyaret edecektir.

İkinci Dünya Savaşının başlamasıyla askere çağrılan Cengiz Dağcı, burada Rus subaylarının baskısı, 100-150 km'lik uzun yürüyüşler ve ağır kış şartlarına maruz kalır. Savaşın ikinci yılında Almanlara esir düşer ve esir kamplarına nakledilir. Susuzluk, açlık, yorgunluk, soğuk ve Alman askerlerinin acımasız kurşunları pek çok esiri bu yolculuk sırasında ölüme sürükler.

1943 yılı sonlarında, savaşın kısmen durulduğu dönemde Kırım'a dönme isteğini bir dilekçeyle bildirir ve bu isteği kabul görür. Kırım'a gitmek üzere Varşova'ya geldiğinde, savaş dolayısıyla yolların kapalı olduğunu öğrenen Dağcı, mecburen beklemek zorunda kalır.

Varşova'da bir süre bekleyen Cengiz Dağcı, burada hayatının 53 yılını birlikte geçireceği Polonyalı Regina ile tanışır ve 18 Haziran 1945'te evlenirler. 1947'de Dağcı ve eşi Regina, savaş sonrasının ışıksız ve soğuk Londra'sına gelirler. Artık savaş ve baskı sona ermiştir.

Hür bir insan olmasına rağmen Dağcı, içindeki huzursuzluğu şöyle tarif ediyor;

"Yıllarca peşinde koştuğum hürriyete kavuştum. Ama içim neden kapalı. Kendimi bildiğim anda kaybettiğim yaşama sevincine neden kavuşamadım yeniden. Yurdunu kaybeden adam için hürriyetin bile bir manası kalmadığını şimdi anlıyorum. İçinde doğduğum, gülüp oynadığım yerlerde benim dilim konuşulmuyor artık. Bir zamanlar o topraklarda dilimi konuşan insanların ne olduklarını da bilmiyorum. Son fırtına ağacı devirdi. Bizler, uçurduğu birkaç yaprak, boşlukta yolunu şaşırmış, ümitsiz ve şaşkın, meçhul bir geleceğe doğru yalpa vurup duruyoruz."

Londra'ya ilk geldiği yıllarda Türkiye'ye gitme arzusunda olan Cengiz Dağcı'nın, başvurduğu Türk Konsolosluğundan olumsuz cevap almış olması, o zamanlarda Türkiye'de "milliyetçilik" suçundan yargılanan insanların var olduğunu düşünürsek, çok da şaşırtıcı değildir.

1953 yılına kadar pek çok işte çalışan Dağcı, artık alt katını lokanta olarak işlettiği 3 katlı bir ev sahibi olur. Akşam geç saatlere kadar eşiyle birlikte lokantanın yoğun işlerini yürütürken günün geri kalan zamanını kitaplarını yazmakla geçirir.

Ömrünün 65 yılını Londra'da geçirmiş olmasına rağmen yazdığı 25 eserin sadece 5'i Londra'da geçmektedir. Geri kalan 20 eserinde ise ömrünün bir anında bile zihninden çıkarmadığı Kızıltaş, Gurzuf, Yalta, Akmesçit, Soğuksu, Adalar ve Tübya kırlarındadır Cengiz Dağcı. Yine Kırım'a duyduğu özlem ile kaleme almış olduğu şiirden bir dörtlük:

Gün doğmadı Kırım'ın semalarında
Üzülür mü, yanar mısın?
Kırım, Kırım böyle soğuk gecelerde
Sen de beni iyi sözle anar mısın?

Dağcı, Türkiye dışında doğmuş, büyümüş, yaşamış ve hayatını kaybetmiş olmasına rağmen eserlerinin hepsinde Türkiye Türkçesi kullanmıştır. Bu da Türkiye'ye olan bağlılığını ve millet kavramının temel taşı olan dile verdiği önemi göstermesi bakımından önemlidir.

Cengiz Dağcı 1998'de eşi Regina'yı kaybedince, kendisini hüzünlü ve karanlık bir dünyanın içinde bulur. 13 sene yalnız yaşayan Dağcı, 22 Eylül 2011 'de hayata gözlerini kapatır ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin de yoğun çabalarıyla o çok sevdiği, 70 yıl hasretini çekip, hayal dünyasında bir an olsun ayrılmadığı Kırım'a defnedilir. Mekanı cennet olsun…

İlgili Makaleler

Kafkasya-Kırım
Kırım'ı Kurtarmak
S
osyolojinin kurucusu, Muhammed ibn Haldun’un “coğrafya kaderdir” sözü malûmdur…

Anadolu, medeniyet yahut gönül coğrafyamızın Endülüs’ten Doğu Türkistan’a, Kırım’dan Yemen’e kesişme çizgisinin merkezindedir.
 
Tasvir ettiğimiz bu coğrafya, kaderimizdir.
 
Kader karşısında boynumuz kıldan incedir!..
 
Anadolu’nun fethi, Muhamm…
Kırım'ı Kurtarmak
Kafkasya-Kırım
AZERBAYCAN’IN İLK TÜRKİYE SEFİRİ
Ç
arlık Rusya’sının yıkılmasından sonra 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kuruldu. Yeni cumhuriyeti ilk tanıyan da Osmanlı Devleti oldu. İbrahim Abilof ilk sefir olarak Türkiye’ye geldi. Maalesef bu cumhuriyetin ömrü uzun olmadı. 28 Nisan 1920’de Sovyetlerin Bakü'yü işgali ile ortadan kaldırıldı. O…
Kafkasya-Kırım
Seyyahlara Göre Kırım’da Sosyal Ve Kültürel Hayat
A
raştırmamıza konu olan seyyahlar, yabancı bir müşahit olarak Tatarların sosyal, kültürel ve iktisadi durumu hakkında dikkate değer bilgiler kaydetmişler.. Şehirlerde gördüklerini not alan seyyahlar bu coğrafyada yaşayan insanları inceleme fırsatı bulmuşlardır. 

Seyyahların Tatarlar arasında özellikle dikkat çektikleri…
Kafkasya-Kırım
Seyahatnamelerde Kırım
K
aradeniz’in kuzeyinde yer alan ve jeopolitik açıdan oldukça önemli bir yerde bulunan Kırım, tarih boyunca Rusya’nın genişleme politikasının kilit noktasını oluşturmuştur. Altın Orda devletinin dağılmasından sonra bu bölgede kurulan Kırım Hanlığı, Osmanlı Devletinin himayesiyle birlikte Rus işgaline kadar olan süreçte…
Seyahatnamelerde Kırım
Kafkasya-Kırım
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
A

kdeniz’deki Kıbrıs adası, bizim için ne anlama geliyorsa Osmanlı ceddimizin "Siyahdeniz" dediği Karadeniz’e bakan Kırım yarımadası da aynı değerdedir.

Ecdadımız, yüksek devlet adamı idrakiyle hem Akdeniz ve hem de Karadeniz’e büyük ehemmiyet vermişlerdi. "Akdeniz" derken yaptığımız tarifi, bugünkü Akdeniz’den ibaret…
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
Kafkasya-Kırım
Kırım'ın Hazin Günü
T

arihin en karanlık sayfalarından biri, 18 Mayıs 1944 gecesi Kırım’da yazıldı. Kırım Tatar halkı, Sovyet lider Josef Stalin’in gizli kararnamesiyle, sadece 15 dakikalık bir hazırlık süresiyle evlerinden koparıldı.

250 Bin İnsanın Yarısı Yollarda Can Verdi 

Kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce insan hayvan…
Kırım'ın Hazin Günü
Kafkasya-Kırım
Kırım'ın Kara Günleri
K

ırım Türkleri, asırlar boyunca yaşadığı Kırım topraklarının stratejik öneme sahip olmasından dolayı sürekli olarak Rusların baskısı altında kalmıştı. Kırım’ın Küçük Kaynarca Anlaşması (1774) sonrasında Osmanlı himayesinden çıkıp, ardından Rus Çarlığı tarafından ilhak edilmesiyle (1783) baskının şiddeti ve…

Kırım'ın Kara Günleri
Kafkasya-Kırım
Kırımlı Âlim Seyyid Ahmed Efendi
A
slen Kırımlı olan bu bu zat, Osmanlı devri âlimlerindendir. İsmi, Ahmed olup, babası Abdullah Efendi’dir.. Kırımî nisbesiyle meşhûr olmuştur. Ahmed Efendi’nin doğum târihi bilinmemektedir.

Kırım’da doğup büyüyen Ahmed Efendi, o beldenin meşhûr âlimlerinden “Fetvâ-i Bezzâziye” sahibi Hâfızüddîn Muhammed Bezzâzî’den ve…
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Y
az tatilimizin 1 aylık kısmını, hanımımın aile büyüklerini ziyarete geldiğimiz Bakü’de geçirdik. Kardeş vatandaki müşahedelerimi aktarmak istiyorum. Azerbaycan, kararlı, cesur liderliği; güçlü, kahraman ordusu ve Türkiye’nin desteğiyle 2020 yılında Karabağ zaferini kazandı. 2023 Eylül'ündeki antiterör emeliyatı…
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Kafkasya-Kırım
Çerkeslerin Muhacereti
Ç

erkeslerin Abigo vadisinde son mukavemet teşebbüsleri, Kafkas tarihinde asla unutulmayacak olan bir hadisedir. 7 - 11 Mayıs 1864’de kadar dört gün içinde Ruslar, bir avuç Çerkes tarafından yenilgiye uğratılmışlardır. Nihayet Rusların kuvvetli bataryalarının ateşi altında bu Çerkeslerin hemen hemen tamamı şehit…

Çerkeslerin Muhacereti
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
G
ünler, talihin bize küstüğü zamanlardan biridir. Türk yurdu Azerbaycan, İngiliz, Rus ve Ermeni işgali altındadır. Yapılmayan kötülük yoktur. Osmanlı zor vaktindedir. Fakat yüreğinin bir yarısı Yemen'se diğer yarısı Bakı'dır. Bu işgal böyle devam edemez. Onun için Nuri Paşa komutasındaki İslam Türk Kafkas Ordusu,…
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
Kafkasya-Kırım
Başkurdistan Neden Karıştı?
B
aşkurdistan Cumhuriyetinde yaklaşık bir haftadır büyük gerginlik var.

Başkurdistan neresi? Rusya Federasyonu’na bağlı bu özerk devlette neler oluyor? Rusya’nın, ülke dışındaki fiilî -özellikle Ukrayna- kabili atakları olduğunda Başkurdistan’daki tepki hareketlerin sebepleri ne olabilir?

Başkurdistan Rusya Federasyonu’na…
Başkurdistan Neden Karıştı?