A
raştırmamıza konu olan seyyahlar, yabancı bir müşahit olarak Tatarların sosyal, kültürel ve iktisadi durumu hakkında dikkate değer bilgiler kaydetmişler.. Şehirlerde gördüklerini not alan seyyahlar bu coğrafyada yaşayan insanları inceleme fırsatı bulmuşlardır.
Seyyahların Tatarlar arasında özellikle dikkat çektikleri unsur kadınlar olmuştur. Yerli insanların gerek fiziki gerekse karakteristik özelliklerini inceleyen seyyahlar, halk çeşitliliğini de ele alarak bir değerlendirme yapmışlardır. Bu değerlendirmeler Kırım Tatarlarının karakterlerini de ortaya koymaktadır. Kadınların kıyafetlerini ve hayat tarzlarını inceleyen seyyahların notlarına göre, Kırım Tatar kadınları ve Anadolu kadınları arasında benzerlik çoktur.
Bunun dışında seyyahlar, Kırım Tatarlarının oldukça misafirperver olduğu fikrinde birleşmektedirler. Bununla birlikte Tatarların ilgi kurmaya istekli insanlar olduğu ve yardımseverlikleri ön plana çıkmaktadır. Seyyahların üzerinde durduğu bir diğer konu ise Kırım Tatarlarının sözde tembellikleridir. Burada yine şarkiyatçı bakış ön plana çıksa da, coğrafya ve iklim ile şekillenen toplum alışkanlıkları göz önünde tutulmalıdır. Öyle ki Doğu toplumlarında sosyal hayatın gerektirdiği işler, iklim sebebiyle sabahın erken saatlerinde yapılmakta ve öğle saatlerinde sıcağın verdiği etki ile insanlar dinlenmektedirler.
Bu hususlar göz önüne alındığında seyyahların genelde öğle vakitlerinde kahvehanede gördükleri Tatarları tembel olarak zannetmeleri, Doğu toplumlarının hayat tarzına ön yargı ile yaklaşıldığının göstergesidir.
Bunun dışında Tatarların, Rus tahribatına karşı tepkisiz kalmasını ise, işgale uğradıktan sonra hakları gasp edilen, toprakları elinden alınan, baskıya maruz kalan bir toplumun küskünlüğü ve boş vermişliği olarak değerlendirmek yerinde olacaktır.
Kırım Tatarlarının gelenek ve göreneklerini inceleyen seyyahlar, evlerine konuk olmuş, evlerin ve ev halkının çok temiz olduğu fikrinde birleşmişlerdir. Evlerinde yemekten önce ve sonra ellerini yıkadıklarına şahit olan seyyahlardan biri, Rus sarayında kalmaktansa temiz bir Tatar evinde kalmayı tercih ettiğini söylemektedir.
Seyyahların ortak olarak üzerinde durduğu bir diğer nokta ise evlerin sadeliğidir. Seyyahların verdiği bilgilere göre Kırım Tatarlarının yarımadada yaşayan diğer milletlere göre çok daha temiz olduğu sonucunu çıkmaktadır.
Seyyahlar, Tatar asillerinin köylü halka göre daha farklı giyindiklerini bildirmekte ve bu kıyafetlerin Anadolu Türklerinin kıyafetleriyle oldukça benzer oldukları üzerinde durmaktadırlar. Bu durum Anadolu Türkleri ve Kırım Tatarlarının Osmanlı hâkimiyeti döneminde önemli derecede kaynaştığının göstergesidir.
Bunun dışında Tatar evlerinde, onların sosyal hayatlarına şahit olan seyyahlar, Tatarların yeme-içme kültürünü de yakından inceleme fırsatı bulmuşlardır. Öyle ki Kırım Tatarları Anadolu'ya göç ettikten sonra bile kültürleri, gelenek ve göreneklerini muhafaza etmeyi başarmışlar ve yemekleri de dâhil olmak üzere öz kimliklerine sahip çıkmışlardır.
Seyyahların dikkatini çeken bir diğer konu ise Tatarların inançlarıdır. Seyyahlar Kırım Tatarlarının oruç tuttuklarına, namaz kıldıklarına ve dua ettiklerine yakından şahit olmuşlardır. Seyahatnamelerde batıl inançların da yer aldığı görülmekle birlikte, Müslüman olarak asıl ibadetlerine de düşkün oldukları tespit edilmektedir. Rusya’nın Kırım'da yaptığı baskıcı ortamda bile Kırım Tatarlarının dini inançlarını terk etmedikleri, Rusların asimilasyon çabalarına rağmen Tatarların kimliklerini koruyabildikleri söylenebilir.
Seyyahların Kırım'ın ve Kırım Tatarlarının iktisadi yapısına dair vermiş olduğu bilgilere bakıldığında ise; Rus işgali ile birlikte Kırım'da iktisadi anlamda genel bir duraklamanın söz konusu olduğu anlaşılmaktadır. Seyahatnamelerde, Kırım'da yapılan üretimlerin ve ürünlerin ihracatı ve ithalatı hakkında bilgiler verilmektedir. Verilen örnekler Rusların tarım konusundaki yetersizliğini açık bir şekilde göstermektedir.
Sonuç olarak 19. yüzyılda Kırım'daki Türk topluluğu Tatarların ve Kırım'ın siyasi, sosyal, kültürel ve iktisadi yapısı hakkında bilgi edinebildiğimiz Avrupalı seyyahların eserleri, bölgedeki siyasi, demografik ve iktisadi yapıdaki değişimi kavramamızı sağladığı gibi, Kırım Tatarlarının sosyal ve kültürel hayatına dair sunmuş oldukları bilgilerle de dönemin Kırım Tatar halkını ve kültürünü öğrenmemize katkıda bulunmuştur.
Her ne kadar seyahatnameler bazı hususlarda Doğu toplumuna karşı ön yargılar barındırsa veya Batı Avrupa-Rus rekabetinden ötürü Batı Avrupalı seyyahların Ruslara karşı önyargıyla baktıkları düşülse bile her tarihî kaynağın kendi içinde objektiflik probleminin var olduğu gerçeği unutulmamalıdır.
Kaynak: SEYAHATNAMELERDE KIRIM – Yağmur Derin Ükten