Kırım'ın Kara Günleri

Prof. Dr. Kemal Özcan 03.05.2025 231
K
resim

ırım Türkleri, asırlar boyunca yaşadığı Kırım topraklarının stratejik öneme sahip olmasından dolayı sürekli olarak Rusların baskısı altında kalmıştı. Kırım’ın Küçük Kaynarca Anlaşması (1774) sonrasında Osmanlı himayesinden çıkıp, ardından Rus Çarlığı tarafından ilhak edilmesiyle (1783) baskının şiddeti ve boyutları artmıştı.

Kırım üzerindeki bu baskılar Rus Çariçesi II. Yekaterina’nın “Türksüz Kırım” ideali ile doruğa ulaşmış, bu dönemde milyonlarca Kırım Türkü ya katledilmiş veya vatanlarını terke zorlanmıştı. Buna rağmen Kırım’dan ayrılmayarak millî kimliklerini korumayı başaran Kırım Türkleri, Çarlık Rusya’sının son zamanlarında bütün Türk-İslâm aleminde büyük yankılar uyandıran bir aydınlanma hareketinin öncülüğünü yapmışlardı. Gaspıralı İsmail Bey liderliğinde çıkartılan Tercüman Gazetesi etrafında cereyan eden bu hareket kısa zamanda bütün Türk dünyasına yayılmış ve geniş destek görmüştü.

Bolşevik ihtilaliyle birlikte Çarlık Rusyası tarih sayfalarına karışmış ve Kırım Türkleri de hürriyetlerini ilan etti. Ancak Rusların Kırım üzerindeki emelleri onu Türklere bırakmayacak kadar büyüktü. Nitekim Numan Çelebi Cihan başkanlığında kurulan Kırım Türk Hükümeti’nin ömrü çok kısa oldu ve bu defa Kırım, Bolşevik Rusların hakimiyeti altına girdi. Ardından “halklara özgürlük” sloganıyla Bolşevik İhtilalini gerçekleştiren Lenin ve arkadaşları tarafından 18 Ekim 1921’de başkanlığına Veli İbrahimov’un getirildiği Kırım ÖSSC kuruldu. Uzun zamandan beri Çarlık zulmü altında büyük ıstıraplar yaşayan Kırım Türkleri, artık sıkıntıların bittiğine inanıyorlardı.

Kırım ÖSSC’in kurulmasıyla birlikte Kırım’da “Tatarlaşma” hareketi de hız kazandı. Daha önce vatanlarını terk etmek mecburiyetinde kalanların bir kısmı yurtlarına dönmeye başladı. Bunların çoğu yurt dışında eğitimlerini tamamlamış münevver kişilerdi. Onların öncülüğünde Kırım Türkleri hemen her sahada büyük bir atılım gerçekleştirdi.

Lenin’in ölümünün ardından Stalin’in hakimiyete geçmesiyle birlikte ülkede uygulamaya konulan Sovyetleştirme adı altındaki Ruslaştırma kampanyası, bütün toplulukları olduğu gibi Kırım Türklerini de menfi şekilde etkilemişti. Bu dönemde insanlar üzerinde amansız bir baskı ve takip furyası başlatılmıştı. Önce toprak sahibi zengin köylüler (kulaklar) sürgüne gönderilmiş, ardından ülkede binlerce insanın ölümüyle neticelenen sunî açlıklar meydana getirilmişti.

1937-1938 yıllarında ise Sovyetler Birliği’nin her yerinde münevverlere yönelik bir imha hareketi baş göstermiş, Kırım Türk münevverleri de bu dönemde birer birer ortadan kaldırılmıştı. Sıra Yekaterina’nın hayalini gerçekleştirmeye geldiği sırada bütün dünyayı kasıp kavuran II. Dünya Savaşı başlamış ve Alman orduları Sovyet topraklarına girerek Kırım’ı işgal etmişti.

Sovyetler Birliği’nde Stalin zulmünden bıkan halk Almanları kurtarıcı olarak görmüş ve onlara kucak açmıştı. Aralarında bir kısım Kırım Türkünün de bulunduğu bir grup, Almanlar tarafından teşkil edilen askerî birliklerde vazife almıştı. Ancak, ''Gönüllü Nefsi Müdafaa Taburları'' olarak adlandırılan bu birliklerde yer alanların tamamının gönüllü olduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü bu askerlerin büyük bölümü Alman esir kamplarından zorla birliklere dahil edilmişlerdi.

Kırım Türklerinin diğer kesimi ise Almanları bir kurtarıcı olarak görmemiş, vatanlarını savunmak için ya Kızıl Ordu saflarında yer almış veya Kırım’da teşkil olunan partizan (Çete) hareketlerinde faaliyet göstermişlerdi. Ne var ki savaş sırasında üstün hizmetler gösterip madalyalarla taltif edilen Kırım Türkleri, Alman ordularının Kırım’dan çıkarılmasından sonra vatana ihanetle suçlanarak topyekün vatanlarından sürgün edilmiştir.

Kırım Türkleri arasında gerçekten Almanlarla işbirliği yapanlar vardı ve onlar Alman ordularıyla birlikte gitmişlerdi. Kırım’da kalanlar ise sadece çocuklar, kadınlar ve yaşlılardı. Yetişkin erkeklerin hemen hepsi ya Kızıl Ordu’da veya partizan hareketlerinde Almanlara karşı savaşmaya devam ediyordu. Toplumun bir kısmının yaptıklarından bütün bir halkın mesul tutularak cezalandırılması insan haklarına ve insanlık haysiyetine tamamen aykırı bir davranış olarak kabul edilmektedir. Sovyetlerin, sürgün esnasında bile 6 bin Kırım Türkünü Kızıl Ordu saflarına alması, sürgüne gerekçe teşkil eden “vatana ihanet” suçlamasının ne adar asılsız olduğunu göstermeye yeterlidir.

Sürgün edilen yaklaşık 250 bin Kırım Türkünün %46,2’si, diğer bir ifadeyle neredeyse yarısı yol boyunca ve sürgünde geçirilen bir yıl içerinde hayatını kaybetmiştir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde topluluklara karşı işlenen suçlar JENOSİT (Soykırım) olarak tarif edilmektedir. Kırım Türklerinin maruz kaldığı sürgün hadisesi sırasında ve sonrasında verdiği kayıplar, onlara yönelik bir toplu katliam girişimi olarak görülmelidir. Diğer bir tabirle bunun adı JENOSİT yani SOYKIRIM’dır.

Toplu katliamdan sağ kurtulan Kırım Türkleri son derece ağır sürgün şartlarına rağmen hayatta kalmayı başarmıştır. Ancak vatanında bıraktığı bütün maddî ve manevî varlıkları imha edilmiştir. Öncelikle Kırım’daki bütün Türkçe yer isimleri değiştirilerek yerlerine Rusça isimler konulmuştur. Sürgün sırasında Kırım’da bırakmak zorunda kaldıkları mal varlıkları müsaade edilmiştir. Tarihî ve kültürel eserleri tahrip edilmiş, mescitler değişik amaçlar için kullanılmış, mezar taşları yerlerinden sökülerek inşaatlarda kullanılmıştır.

Sürgünden sonra büyük ölçüde boşalan Kırım’da Türklerin yerine Ukrayna SSC ve Rusya Federasyonu SSC’nin çeşitli yerlerinden zorla getirilen göçmenler yerleştirilmiş ve onlara Kırım Türklerinden kalan evler verilmiştir. Özerk bir cumhuriyet olan Kırım Rusya Federasyonu SSC’nin bir bölgesi haline getirilmiştir.

 

 

İlgili Makaleler

Kafkasya-Kırım
Kırım'ı Kurtarmak
S
osyolojinin kurucusu, Muhammed ibn Haldun’un “coğrafya kaderdir” sözü malûmdur…

Anadolu, medeniyet yahut gönül coğrafyamızın Endülüs’ten Doğu Türkistan’a, Kırım’dan Yemen’e kesişme çizgisinin merkezindedir.
 
Tasvir ettiğimiz bu coğrafya, kaderimizdir.
 
Kader karşısında boynumuz kıldan incedir!..
 
Anadolu’nun fethi, Muhamm…
Kırım'ı Kurtarmak
Kafkasya-Kırım
AZERBAYCAN’IN İLK TÜRKİYE SEFİRİ
Ç
arlık Rusya’sının yıkılmasından sonra 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kuruldu. Yeni cumhuriyeti ilk tanıyan da Osmanlı Devleti oldu. İbrahim Abilof ilk sefir olarak Türkiye’ye geldi. Maalesef bu cumhuriyetin ömrü uzun olmadı. 28 Nisan 1920’de Sovyetlerin Bakü'yü işgali ile ortadan kaldırıldı. O…
Kafkasya-Kırım
Seyyahlara Göre Kırım’da Sosyal Ve Kültürel Hayat
A
raştırmamıza konu olan seyyahlar, yabancı bir müşahit olarak Tatarların sosyal, kültürel ve iktisadi durumu hakkında dikkate değer bilgiler kaydetmişler.. Şehirlerde gördüklerini not alan seyyahlar bu coğrafyada yaşayan insanları inceleme fırsatı bulmuşlardır. 

Seyyahların Tatarlar arasında özellikle dikkat çektikleri…
Kafkasya-Kırım
Seyahatnamelerde Kırım
K
aradeniz’in kuzeyinde yer alan ve jeopolitik açıdan oldukça önemli bir yerde bulunan Kırım, tarih boyunca Rusya’nın genişleme politikasının kilit noktasını oluşturmuştur. Altın Orda devletinin dağılmasından sonra bu bölgede kurulan Kırım Hanlığı, Osmanlı Devletinin himayesiyle birlikte Rus işgaline kadar olan süreçte…
Seyahatnamelerde Kırım
Kafkasya-Kırım
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
A

kdeniz’deki Kıbrıs adası, bizim için ne anlama geliyorsa Osmanlı ceddimizin "Siyahdeniz" dediği Karadeniz’e bakan Kırım yarımadası da aynı değerdedir.

Ecdadımız, yüksek devlet adamı idrakiyle hem Akdeniz ve hem de Karadeniz’e büyük ehemmiyet vermişlerdi. "Akdeniz" derken yaptığımız tarifi, bugünkü Akdeniz’den ibaret…
Kırım, Türkiye’nin Parçasıdır…
Kafkasya-Kırım
Kırım'ın Hazin Günü
T

arihin en karanlık sayfalarından biri, 18 Mayıs 1944 gecesi Kırım’da yazıldı. Kırım Tatar halkı, Sovyet lider Josef Stalin’in gizli kararnamesiyle, sadece 15 dakikalık bir hazırlık süresiyle evlerinden koparıldı.

250 Bin İnsanın Yarısı Yollarda Can Verdi 

Kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce insan hayvan…
Kırım'ın Hazin Günü
Kafkasya-Kırım
Kırımlı Âlim Seyyid Ahmed Efendi
A
slen Kırımlı olan bu bu zat, Osmanlı devri âlimlerindendir. İsmi, Ahmed olup, babası Abdullah Efendi’dir.. Kırımî nisbesiyle meşhûr olmuştur. Ahmed Efendi’nin doğum târihi bilinmemektedir.

Kırım’da doğup büyüyen Ahmed Efendi, o beldenin meşhûr âlimlerinden “Fetvâ-i Bezzâziye” sahibi Hâfızüddîn Muhammed Bezzâzî’den ve…
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Y
az tatilimizin 1 aylık kısmını, hanımımın aile büyüklerini ziyarete geldiğimiz Bakü’de geçirdik. Kardeş vatandaki müşahedelerimi aktarmak istiyorum. Azerbaycan, kararlı, cesur liderliği; güçlü, kahraman ordusu ve Türkiye’nin desteğiyle 2020 yılında Karabağ zaferini kazandı. 2023 Eylül'ündeki antiterör emeliyatı…
Azerbaycan: Galip Halk Galip Devlet
Kafkasya-Kırım
Çerkeslerin Muhacereti
Ç

erkeslerin Abigo vadisinde son mukavemet teşebbüsleri, Kafkas tarihinde asla unutulmayacak olan bir hadisedir. 7 - 11 Mayıs 1864’de kadar dört gün içinde Ruslar, bir avuç Çerkes tarafından yenilgiye uğratılmışlardır. Nihayet Rusların kuvvetli bataryalarının ateşi altında bu Çerkeslerin hemen hemen tamamı şehit…

Çerkeslerin Muhacereti
Kafkasya-Kırım
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
G
ünler, talihin bize küstüğü zamanlardan biridir. Türk yurdu Azerbaycan, İngiliz, Rus ve Ermeni işgali altındadır. Yapılmayan kötülük yoktur. Osmanlı zor vaktindedir. Fakat yüreğinin bir yarısı Yemen'se diğer yarısı Bakı'dır. Bu işgal böyle devam edemez. Onun için Nuri Paşa komutasındaki İslam Türk Kafkas Ordusu,…
Azerbaycan Türk'ünün Hassasiyeti
Kafkasya-Kırım
Başkurdistan Neden Karıştı?
B
aşkurdistan Cumhuriyetinde yaklaşık bir haftadır büyük gerginlik var.

Başkurdistan neresi? Rusya Federasyonu’na bağlı bu özerk devlette neler oluyor? Rusya’nın, ülke dışındaki fiilî -özellikle Ukrayna- kabili atakları olduğunda Başkurdistan’daki tepki hareketlerin sebepleri ne olabilir?

Başkurdistan Rusya Federasyonu’na…
Başkurdistan Neden Karıştı?
Kafkasya-Kırım
Azerbaycanlı Kız
G
eçtiğimiz gün YHT ile Ankara’dan dönüyordum.

Yanıma 20 yaşlarında bir genç kız gelip oturdu. Birkaç dakika sonra telefonu çalınca şivesinden genç kızın Azerbaycan Türklerinden olduğunu anladım. Uzun uzadıya Azerbaycan’daki ailesine bir şeyler anlattıktan sonra merhabalaştık.
 
Gence yakınlarındaki Yevlak’tan olduğunu…