Yücel Şehitleri Unutulmamalı

Ayhan Demir 28.01.2016 3646
A
resim
talarımız, “birlikte dirlik vardır” demişler. Birliğimiz bozulduğundan beri, ne dirlik kaldı, ne de düzen. Osmanlı’nın birliğini bozanlar, Anadolu’da kalanları büyük bir yalnızlığa mahkûm ettiler. Doğuda ve Batıda örülen Ortodoks duvarı ile Türkiye’nin, Kafkaslar, Orta Asya ve Rumeli ile irtibatını zayıflattılar. 

Cumhuriyet’in kurucu kadrosundan da hiçbir destek gelmeyince, herkes başının çaresine bakma derdine düştü. Rumeli’nde, rahmetli Aliya İzetbegoviç’in de mensubu olduğu Boşnaklar, Genç Müslümanlar (Mladi Muslimani); Sırplara karşı büyük direniş gerçekleştiren Müslüman Arnavutlar komiteci Balist ve Prizren’deki Türkler, Genç Türkler çatısı altında toplandılar.

Üsküp ve Köprülü başta olmak üzere Makedonya’daki Türkleri bir araya getiren hareket ise Yücelciler idi. Teşkilatın ana gayesi milli ve manevi değerlere sahip çıkmak, Türk kimlik ve benliğini korumak ve Türklerin yönetiminde söz sahibi olmasını sağlamaktı.

Eski Yugoslavya’da, Stalin destekli Titocular ile İngilizlerin omuz verdiği kraliyet taraftarı Mihaylovistler arasındaki mücadele neticelendiğinde, tek kaybedenin Müslümanlar ve özellikle Türkler olacağı aşikârdı. Üstelik İkinci Dünya Savaşı’nın ayak sesleri her geçen gün daha şiddetli işitiliyordu.
Bu şartlar altında yapılabilecek tek şey, olan biteni anavatana aktarıp, acil yardım talep etmek idi. Yücelciler, Muhammed Cevahirci, Münir Ekrem Şahin, Salih Müftiç ve Muyaçiç’i Ankara’ya gönderdiler. Fakat Başvekil İsmet İnönü’nün ağır hakaretler içeren cevabıyla, şaşkın, kırgın ve elleri boş bir şekilde geri döndüler.

Yücel Teşkilatı üyelerinden Mehmet Ardıcı, İsmet İnönü’nün sözlerini şu şekilde aktarıyor: “Misak-ı Milli hudutları dışında Türk ve Müslüman unsuru diye bir şey kabul etmiyorum. Zaman çok vahimdir. Türkiye dışarı ile uğraşmamalıdır. Türkiye’nin başını ağrıtmayın.” [Yücelciler 1947, Sayfa 16]

Yücelciler, tek başlarına bırakılmalarına rağmen, 1937 yılında Şuayb Aziz İshak önderliğinde çıktıkları bu yolda yürümekte kararlıydılar. 

1941 yılında, Şuayb Aziz İshak, Ali Abdurrahman Ali, Şerafettin Ferit Süleyman, Refik Şerif Mehmet, Fettah Salih Süleymanpaşiç, Kemal Rasim İlyas ve Abdülkerim Ethem İbrahim’in merkez komitesinde yer aldığı, bir teşkilat kurdular.

Kur’an-ı Kerim, bayrak ve silah üzerine yemin edilerek üye olunan bu teşkilata, 1945 yılında Yücel adını verdiler. Yücelciler, eğitim seviyesi yüksek, ahlâk ve fazilet sahibi insanlardı.  Kurs, piknik ve kır gezisi adı altında bir araya gelerek, Mehmet Akif, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Namık Kemal ve Yahya Kemal Beyatlı’nın eserlerini okuyorlardı.  23 Aralık 1944’te Birlik isimli bir gazete bile çıkarmaya başladılar.

Yücelcilerin Makedonya’daki 300 bin Türk’ün büyük çoğunluğunca kabul görmesi, Tito rejimini harekete geçirdi. Yücelciler çok sıkı bir takibe alındılar. Hiçbir açık bulunamayınca, teşkilattan çıkarılan, Hüsnü Kemal ve Enver Tuzcu’nun mesnetsiz suçlamalarıyla, tutuklandılar.    
     
Yücelciler, üç grup halinde tutuklama, soruşturma ve infaza tabi tutuldular.  19 Eylül 1947 tarihinde başlayan birinci dalgada 17 kişi tutuklandı.  Yüzlerinde yumruk atılmamış yer kalmayıncaya kadar işkence edildiler. Önceden hazırlanmış tutanaklarını imzalamaya zorlandılar.  

Yücelcilerin avukat tutmalarına bile müsaade edilmedi. Mahkemenin tayin ettiği avukatlar da, tutuklanma korkusundan, müdafa yapmadılar. 

20-25 Ocak 1948 tarihleri arasındaki göstermelik yargılama neticesinde; Şuayb Aziz İshak, Ali Abdurrahman Ali, Nazmi Ömer Yakup ve Adem Ali Adem, tüm medeni ve siyasi haklarından mahrum ve mallarının müsadere edilmesi suretiyle, idama mahkûm edildiler. Diğer 13 kişi ise toplam 195 sene hapis cezasına çarptırıldılar.     

Mayıs 1948’deki ikinci dalgada tutuklanan 29 kişi de toplam 100 sene hapis cezasına çarptırıldılar. Üçüncü dalgada tutuklanan 18 kişi, nispeten daha ‘şanslı’ idi. Birkaç aylık sürgün ile kurtuldular.

İdamlarına karar verilen Yücelciler, 27 Şubat 1948 günü İdrisova Hapishanesi’nden bilinmeyen bir yere götürüldüler. (Makedonya Türk edebiyatçılarından Avni Engüllü, Suşitsa Köyü’nü işaret ediyor.) Kurşuna dizilerek idam edilen bu dört Müslüman Türk, kahramanca şahadet şerbetini içtiler.  Boraltan Köprüsü’nde Azeri kardeşimizi Moskof’a teslim edenler, Yücelcilerin şehit edilmesini de görmezden geldiler. 

Sözde yargılamalar ve idamlar, sadece Trakya Postası isimli bir yerel gazetenin 9 Mart 1948 tarihli nüshasında yer aldı: “Bu haksızlıkları unutmayacağız. Üsküp’te oynanan kanlı dramdan medeniyet utansın!” [Yücel Teşkilatı, Sayfa 49]

Bugün dahi mezar yerleri bilinmeyen Yücel şehitlerimiz, rahmetli Şuayb Aziz İshak’ın ifadesiyle, gözlerini kırpmadan “milletinin kurbanı” oldular.  

Yücel Davası’nın 69. yılında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dan ricamız şudur: Yücel şehitlerinin mezar yerleri tespit edilip, iade-i itibarları sağlansın.

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren