Muhterem Hanımefendiler!
Herkes biliyor ki, bugün düşman Rumeli hududumuzu baştan başa sarmış ve İstanbul kapılarına kadar dayanmıştır.
Bugünün sıkıntısını üzerimizden defetmek ve gaflet uykusuna dalmış olan bu milleti istikbali şüpheli, korkulu bir hayattan kurtarmak için yegâne çareyi biz kadınlar kendi çalışmamızda aramalıyız.
Daha dün Osmanlı hilâli, Türk bayrağı altından çıkıp istiklâlini ilân eden zalim Bulgarlar, Sırplar, Yunanlılar, Karadağlılar, bu vahşi canavarlar, mukaddes Türk bayrağının dalgasını Rumeli toprakları üstünden ebediyyen kaldırmak için birlik olup ittifak etmişlerdir.
Fakat, hanımlar! Bu milletin yegâne tarihi Rumeli’dedir, milletleri yaşatan eski tarihler hep oradadır.
Kosova, Mohaç, Sırpsındığı, Silistre, Varna, Pilevne ve bugünkü İşkodra ve Yanya ve zelil, hakir vasıtalarla düşürülmeye çalışılan Edirne hep oradadır! Bu yerler altı yüz senelik Osmanlı bahadırlarının kanlarıyla yoğrulmuş ve mübarek şehitlerin meşhedleriyle mukaddestir.
Vatanımızın ta kapısına kadar dayanmaya hazırlanan bu düşmanlar altı bu kadar asırlık büyük olan bu devleti yıkmak, şanlı ecdadımızın mezarlarını kazmak, âdil ve hikmetli idaresiyle bütün medenî cihanın bir adalet timsali olan bu yüce İslâm dinini esasından mahvetmek için otuz senelik kuvvetlerine güveniyorlar ve ondan istimdat ediyorlar.
Bir vakit dünyalara hâkim olan Türkler, bu metin Osmanlı kılıçları, eğer ecdadının mübarek mirası olan Rumeli’yi, Avrupa’nın bir parçası olan bu toprağı bu defa Bulgarların kirli, çamurlu çizmeleri altından kurtaramazsa, artık milliyet, kavmiyet, medeniyet, din ve mezhep namına bir şey, hiçbir şey işitilmez; yalnız istikbalde yetişecek evlatlarımızın her gün üzerimize okuyacağı lânetleri işitiriz.
Hayır, hayır!.. Bu zamana kadar geçmişinin mübarek topraklarında büyüyen bizler vicdanımızın en yüksek sadasıyla bu felaketleri görmemek için erkeklerimizle birlikte çalışacağımızı temin ve teyit eyleriz.
Şanlı fetih ve zafer levhaları ile açık tarihimizin yine o kelimelerle devam etmesini isteriz.
''Hanımlar!
Vatanın selametine yalnız erkeklerin canı ve hayatı ile müdafaayı kâfi zannedenler, selâmet-i serhadde gönderilen milyonlarca evlatlarımızın, askerlerimizin mevcudiyetlerinde arayanlar hamiyet erbabından olmayanlardır. Milletlerin tarihini tetkik edersek görürüz ki, onların kadınları da kara ve felâketli zamanlarında erkeklerinin önüne düşmüşler, birlikte çalışmışlar ve bu uğurda canını feda etmişlerdir.
Biz ne yapabiliriz?
Biz kendimizi insaniyet sahasına atarsak pek büyük işler yapacağımızı görürüz.
Biz dikiş diker, iane verebiliriz. Erkeklerimizi, ev, salon köşelerinde, kahvelerde “Biz hamiyetliyiz” deyip de bu felaketlere karşı pek kayıtsız kalan erkeklerimizi vatan müdafaasına, harbe uğurlayabiliriz.
Bugünkü verilen yardımlarda da görülüyor ki, zenginlerimiz henüz bir hamiyet icra etmiyorlar. Fakat, hanımlar! Biz tamamıyla kani olmalıyız ki, nefsimiz için muhafaza ettiğimiz büyük servetlerimiz vatanın mevcudiyetiyle kaimdir.
Hayatla ölüm arasında son dakikalarını geçiren bu sevgili memleket, bu mukaddes vatan erkeklerin silahı, kadınların gayreti sarılmasıyla canlanacak ve artık ölmeyecektir.''
Ne yazık ki Balkan savaşında İttihat ve Terakki yüzünden Rumeli düştüğü gibi Edirne de işgal edildi.
Kaynak: Balkan Harbinde Kadınlarımızın Konuşmaları - Şefika Kurnaz