Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi

Sándor Takáts 17.06.2024 600
M
resim
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri Osmanlı hâkimiyeti devrinden bahsederken, daha çok askerî olaylar üzerinde durarak Osmanlı Türklerini yalnız yıkıcı bir unsur olarak göstermeye çalışmışlardır. Arşivlerde yaptığı uzun ve yorucu araştırmalara dayanan Takáts, bu iddiaların tarihi gerçeğe uymadığını anlamış ve meydana çıkardığı yeni vesikalara dayanarak Osmanlı hâkimiyeti devrinde Türklerin yapıcı bir rol oynadıklarını açık ve kesin bir dille ortaya koymuştur. Sándor Takáts’ın adı geçen eserinden bir bölümü aşağıda sunuyoruz:

Türk hâkimiyeti devriyle memleketimize yerleşmiş olan Türklerin içtimâî ve siyasî hayatıyle uğraşan tarihçilerimiz hâlâ eski vakanüvislerin aşınmış izlerinde yürümekle, hâlâ geçmiş yüzyılların ananevi inanç ve telâkkisini ortaya sürmektedirler. Böylece, şehirlerin defterlere dayanan vergi tahrirleri hariç, tarihi gerçeğe yer yer zıt düşmeyen mesele yok gibidir. Buna şaşılmazda, çünkü tarihçilerimizin şimdiye kadar başvurdukları kaynakların çoğu tesir altında yazılmış, tek taraflı, eserlerdir. Gerçekten Macaristan'da hüküm sürmüş Türklerden kalma yığınlarla mektup ve siyasî müzakerelerle ilgili vesika Macar tarihçileri tarafından henüz iyice araştırılmış değildir. Bu itibarla Türk hâkimiyeti devrinin bu gün de önümüzde çözülmemiş bir muamma halinde duruşunda şaşılacak bir şey yoktur. 

Geçmişte ve zamanımızda, derinliğine işleyen gözle Türk milletini tetkik etmiş olan en seçkin yabancı yazarlar, ırkî ve şahsî vasıfları bakımından onu Balkan milletlerinin en üstünü saymışlar ve bugün de öyle saymaktadırlar. XVII. yüzyıl Macar kaynaklarında, Macaristan uçlarına ve şehirlerine gelmiş olan Türk askerlerinin her zaman Türk milletinin seçkinlerinden olduklarını söylemekte ittifak ederler. Şu halde, yurdumuzda üstün bir milletin en seçkin fertleri oturmuş olduğuna göre, bunların bir buçuk yüzyıl boyunca yakıp yıkmaktan, öldürmekten başka bir iş yapmamış oldukları farz edilebilir mi? Fakat Macar tarihleri Türkler hakkında bugün dahi bunu öğretmektedirler.

Fertler ve milletler ahval ve şartların tesiri altında karakterlerini ve zihniyetlerini değiştirebilirler, fakat Türk milletinin asıl alın yazısı belki de yüzyıllar içinde değişmeyişidir. Uçlarımıza yerleştikleri, kalelerimizi devamlı olarak işgal ettikleri devirlerde Türklerin yiğitlik, şövalye ruhu ve muayyen bir umanizma gösterdikleri doğru ise - nitekim doğrudur da - o zaman, delillerimiz olmasa bile, bu iyi vasıflarını, Macarla meskûn yerlere serbestçe hakim oldukları zamanlarda da bırakmadıklarını farzetmemiz gerekir. Yayınlanmamış yazılı yadigârlarımız gerçekten bunu göstermektedir. Fakat yazarlarımız şimdiye kadar yalnız kötülükleri, yalnız çirkinlikleri elden geçirmiş, bunları yaymışlardır; iyi taraflar ise tamamıyla ihmal edilmiştir. Artık Türk hâkimiyeti konusunu daha iyi bir anlayışla ele almamızın zamanı gelmiştir. Çünkü bunu yapmayacak olur ve eski telâkkiyi devam ettirmek yanlışlığına saparsak, o zaman XVI ve XVII. yüzyılların bazı siyasî, iktisadî ve içtimâî hâdiselerini hiç bir vakit aydınlatamayız.

Meselâ XVI. yüzyıl Macaristan iktisadiyatına bir göz atalım. O devirde krallık ülkesi denilen saha eskisinin üçte birine düşmüştü. Sonra bu üçte bir saha da Türkler tarafından çevrilmiş olduğuna göre, bu derece küçülmüş bir Macar krallığı gelirinin hızla azaldığını sanmamız lâzım gelir. Oysa ki bunun tam aksi olmuştur. I. Ferdinand devrinde Türklere aktedilen ilk barış zamanından itibaren memleketin gümrük ve otuzda bir geliri hızla artmıştır. Peki, ticaretin  gelişmesini mümkün kılan ne idi? Tacirlerle bezirganların ve saticilarin işgâl bölgesinde emniyetle oluşları! Bütün Macar tacir ve bezirganları Türkler arasında krallık uçlarındakinden daha emniyette dolaştıklarını itiraf etmektedirler. Demek ki, Türklerin akıllı iktisat politikaları sığır ticareti ve doğu malları alış - verişini geliştirmişti. Bu ise XVI. yüzyıl millî hayatımızın, terakkimizin ve bekamızın “nervus”unu büyük ölçüde Macaristan'daki Türklerin, daha doğrusu Budin paşalarının güttükleri basiretli iktisat politikasına borçlu olduğumuzu gösterir.

Bizim kitaplar, tâbiyet devri Macarlarını Türkler mahvetti! diye yaygara koparırlar. Bu iddiayı gerçek sayacak olursak, o zaman Macaristan'da yaşamış Türklerin çok akılsız kimseler olduklarını kabul etmemiz icabeder; çünkü mahvettikleri söylenen şeye, onların ihtiyaçları vardı. Fakat bizim Türkler böyle delilik yapmamışlardır. Zira Türklerin en baş dayanakları ve kuvvetleri tâbiiyet bölgesindeki halktı, o halk olmasa burada savaşmazlardı, büyük sayıdaki daimî kıtalarını besleyemezlerdi. 






Kaynak: Macaristan Türk Aleminden Çizgiler


















İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı’nın Bosnası
A
lman seyyah F.Karl Kıenit 20.asrın ilk yarısında bütün Osmanlı Coğrafyasını gezerek tarihi şehirleri mükemmel şekilde tahlil etti. Bosna hakkındaki tespitleri aşağıdadır. Editör.

İstanbul’un fethinden 10 yıl sonra Bosna’ya bir sefer yapan Fatih Sultan Mehmet birkaç Sakson madenci şehri (Sreprenica, Olovo) ile Güney…
Osmanlı’nın Bosnası