BARBAROS HAYRETTİN PAŞA’YA İSTANBUL’DA MUHTEŞEM KARŞILAMA

Yılmaz Öztuna 31.07.2026 15

C
ezayir Beylerbeyi Barbaros Hayreddin Paşa, hatıralarında İstanbul'a gelişini ve Kanuni Sultan Süleyman’ı ziyareti hakkında şunları kaydediyor:

Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi
Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi

Bir mübarek saatte, cihanın taht şehri olan İstanbul'a gitmek üzere Cezayir'den yelken açtık… Güzel bir kış günü İstanbul'a vardık. [27 Aralık 1533] Soğuğa rağmen İstanbul'un zarif ve bahtiyar halkı, göz alabildiğine sahillere yığılmıştı. Belki 200.000 kişi vardı. Bütün toplarımı saatlerce müddet ateşleyerek cihan hakanını, cihanın taht şehrini ve bu şehrin bilgi, nezaket ve efendilikleri bütün dünyada meşhur halkını selâmladım. 18 namlı reis, çavuşlarım ve sair maiyetimle baştardamdan süslü bir kayığa binip sahile çıktım. Alkış tutan(*) halkı sevinç ve sevgiyle selâmladım.

Ertesi sabah ben ve 18 reisim, cihan hakanı Kanunî Sultan Süleyman Han Hazretleri tarafından huzûr-ı hümâyûnlarına kabûl olunduk. Süleyman Han, bana ve 18 reisime teker teker el öptürmek sûretiyle bize görülmemiş bir iltifatta bulundu. Bunun ne büyük bir iltifat olduğunu kestirebilmek için, Avrupa krallarının vezîr-i âzamı eteklediklerini hatırlamak icap eder.

Ertesi gün, kabul merasimi muhteşem oldu. DîvânHümâyûn, merasimlere mahsus şekilde toplanmıştı. Bütün vezirler hazırdı. Padişahın iki yanına dizilmişlerdi. Yalnız Halep'te bulunan Vezîr-i âzam Makbûl İbrahim Paşa yoktu. 68 gün önce İran seferine çıkmak üzere İstanbul'dan ayrılmıştı. Cihanın hakanı, getirdiğim âcizane hediyelere teşekkür etmek tenezzülünde bulundu. Bana ve reislerime muhteşem hil'atler giydirildi. Bu yaşa geldim, bugünkü kadar sevindiğimi hatırlamam.

KapdânDeryâ Oluyorum

Padişahımız Efendimiz: -“Bak a Paşa, dedi; seni kapdânderyâ yapmak isterim. Göreyim donanma- hümâyûnumu nasıl idare eder, ne zaferler kazandırırsın! Cezâyir Beylerbeyiliğini de senden almıyorum. Dilediğin kimseyi vekil yap, Cezâyir'i senin adına idare etsin! Ancak bütün bu işleri Halep'te bulunan vezîr-i âzamım İbrahim Paşa ile görüşmek gerek. Tez ata atla, Halep'e git. Dönüşte görüşürüz!” Merasimden sonra tek başıma Süleyman Han'la görüştüm. İspanya'nın Batı Akdeniz'de vurulmasını irâde buyurdu.

10 Günde Haleb

Birkaç gün İstanbul'da kaldım. Çok yürük bir ata atladım. 10 günde Halep'e geldim. Söylendiğine göre şimdiye kadar İstanbul-Halep yolunu kış içinde 10 günde alan süvari işitilmemiş. Yalnız Bursa ve Konya'da birer gece geçirdim. Diğer geceler, çok yorulunca atımdan inip münasip bir yerde bir, iki saat uyur, kalkardım. Konya'ya vardığımda Mevlânâ Celâleddin Rûmî Hazretleri'nin mübarek makamlarını ziyaret ettim.

10 günün hitâmında Halep’e geldim. Vezîr-i âzam İbrahim Paşa'nın kaldığı saraya indim. Paşa, padişahımızla akran, 40 yaşlarında, zarif, nazik, çok zeki bir adamdı. Halep’te kaldığım 2 gün boyunca kendisiyle Avrupa'nın siyasî vaziyetini ve Donanma-yı Hümâyûn'un harekâtını konuştuk. Elime kaptan-ı deryâ olduğum hakkında bir ferman verdi; sırtıma bir hil'at giydirip beni selâmetledi.

Gene 10 günde Halep’ten İstanbul'a geldim. Dünyanın en büyük donanmasının başına geçtiğim için sonsuz bir sevinç içindeydim. Bu öyle bir donanmaydı ki, cümle Frengistan'ın donanmaları birleşse alt etmek kabil olmazdı.

Hemen Tersaneye Koştum

Devletin birçok liman şehrinde tersanesi vardı. En büyüğü, Haliç üzerindeki tersaneydi. Bu tersanenin dünyada eşi yoktu. Hiçbir tersane burası kadar gemi kızaklayamaz, işçi çalıştıramazdı. Akla gelebilecek her türlü san'at erbabı mevcuttu. İşçilerin çoğu Hristiyan esirlerdi. Ama bedava değil, ücretle çalıştırırlardı. Ücretlerini biriktirenler değerlerini öderler, hür olur, memleketlerine dönerlerdi. Ustaların ve mühendislerin hepsi Türk'tü. Tersanede çalışanların sayısı 20.000'den az değildi. Murad edilse, bir yıl içinde, Venedik donanmasının bir eşini inşa etmek ve donatmak mümkündü. Gerçi İstanbul Tersanesi'nin şöhreti dünyayı tutmuştur. Ancak gözle görüp içine girmedikçe, azametinin derecesini takdir edememiştim. Böyle bir tersane, bu kadar zengin bir devletle her şey yapmak ve Allah’ın izniyle başarmak mümkündü.

İbrahim Paşa'ya, henüz keşfedilen Yeni Dünya’ya (Amerika’ya) sefer düzenlesek istifade edeceğimizi de söyledim. Fakat uzak denizlerle işimiz olmadığını, Akdeniz'i ve Hind denizlerini tutmamızın kâfi olduğu cevabını verdi, müsaade etmedi.

İstanbul Cennet Gibi

Bir yandan Tersanedeki yeni makamımda donanmanın düzeni, yeni tekneler donatımıyla uğraşırken, bir yandan da İstanbul'u geziyordum. Bütün padişah ve şehzade türbelerini ziyaret ettim; Osmanoğulları'nın mübarek ruhlarına Fâtihalar okudum. Her gördüğüm yerde ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını giderdim. Anlaşılan şöhretimiz, bizden evvel İstanbul'a gelmiş. Beni her yerde tanıyorlar, Akdeniz'deki, Afrika'daki cenklerimi biliyorlardı. İstanbullular beni çok seviyorlardı. Ben de onları çok sevdim. Gezmediğim az ülke vardır. Boğaz gibi bir beldeye rastlamadım. Sanki her köşesi Cennet'ten nişan verirdi. İnşallah Boğaz'ın Marmara'ya yakın bir yerinde arsa alıp türbemi derya kenarına yaptıracağım.

(*) O devirde "alkış tutmak" demek "yaşa! var ol!" gibi sözlerle tezahüratta bulunmak demekti. Elleri çırparak alkışlamak bilinmiyordu.

Editörün notu:

Yahya Kemal Beyatlı, meşhur “Süleymaniye'de Bayram Sabahı” şiirinde, Barbaros Hayrettin Paşa’nın İstanbul’a gelişindeki top seslerini şöyle dile getiriyordu:

Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?

Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..

Adalar'dan mı? Tunus'dan mı, Cezayir'den mi?

Hür ufuklarda donanmış iki yüz pâre gemi

Kaynak:

Barbaros Hayrettin Paşa’nın Hatıraları – Yılmaz Öztuna

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
RUMELİ’DE BİR ÂLİMLER ŞEHRİ: VARDAR YENİCESİ
R umeli’de Vardar Yenicesi, I. Murat devrinde Gazi Evranos Bey tarafından kurulur (1387). Düşünün İstanbul’un alınmasına 70 yıl vardır daha. Evrenos Gazi; cami, kervansaray, imaret, hamam inşa…
RUMELİ’DE BİR ÂLİMLER ŞEHRİ: VARDAR YENİCESİ
Balkanlar- Rumeli
Balkan Savaşında İstanbullu Hanımların Gayreti
B alkan Harpleri sırasında düşman Edirne’ye yaklaşırken, İstanbullu bir kısım münevver hanımlar halkımızı uyandırmak ve askerlerimize yardım için bir araya geldiler. Toplantıda konuşma yapan Kız…
Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı