F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş. Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik Gazavatnâme, bir edebî şâheserdir. Gazavatnâme, Osmanlı akınlarını ve akıncılarını tasvir eden, bu sahanın en mükemmel edebî örneğidir. Zamanın tarihi ve bölgenin coğrafyası ile ilgili bilgiler de vermektedir. Aynı zamanda dînî ve tasavvufî bir karakter taşımaktadır.
Sûzi Çelebi hazretlerinin millî yönü de çok kuvvetlidir. Mesela Gazavatnâmenin 348. beytinde Türklerin gücünü kuvvetini şöyle dile getirmektedir:
Bu Türk azdur deyü etme bahâne,
Od’un bir şûlesi besdür cihâne!
(Yani; Türk sayıca azdır diye bahane bulma. Ateşin bir kıvılcımı, dünyayı yakmaya yeter.)
Sûzi Çelebi Camisi, haziresi, mektebi ve kütüphanesiyle bir külliye teşkil etmekteydi. Osmanlı Devletinin Balkanlardan çekilmesinden ve 2.Dünya Savaşından sonra zaman zaman tahribata uğramıştır. Son zamanlarda bilinmeyen bazı kimseler tarafından yıkılmaya teşebbüs edilmiş ise de Kosova Türk Tabur Komutanlığı buna engel olmuştur.
Türkiye’nin Kosova Büyükelçisi Sayın Tunç Angılı’yı ziyaret ederek, TİKA’nın Balkanlar ve Rumeli’de pek çok Osmanlı eserini restore ettiği halde, bugüne kadar Prizrenli Sûzi Çelebi’nin türbe ve haziresinin niçin ele alınmadığını sorduk. Sayın elçi de, konuyla ilgilendiklerini, Kosova Devletinden kaynaklanan birkaç bürokratik engelin olduğunu ifade etti.
Kosova’nın kanaat önderlerinden, araştırmacı yazar Sayın Raif Vırmiça, bizzat orijinal vakıf senetlerinden okuyarak hazırlamış olduğu “Sûzi ve Vakıf Eserleri” kitabında, Sûzi Çelebi’nin bir vakıf insan olduğunu, kendine ait eserlerin de hepsini vakfettiğini ifade etmektedir.
Prizren eşrafından Sayın Halil Lika da, bu konuda şöyle diyor;
“Şehrimiz Prizren’e, zarif minareleri ve camilerinden dolayı, Balkanların İstanbul’u denilmektedir. Sûzi Çelebi türbesi ve külliyesi, buranın kalbi mahiyetindedir. Sûzi Çelebi hazretlerinin camisi, haziresi, Osmanlının Balkanlardaki tapu senetleridir. Türbenin ve hazirenin harabe durumda bulunması, bütün Kosova Türklerini üzmektedir. Priştine’deki Sultan Murat türbesine her gün, Türkiye’den, Balkanlar’dan ve Avrupa’dan yüzlerce kişi ziyarete gelmektedir. Sûzi Çelebi hazretlerinin manevi yönü ve hizmetleri hakkıyla tanıtılır ve cami, türbe ve haziresi restore edilip düzenlenir ve ziyarete açılırsa “inanç turizmi” yönünden Kosova için büyük bir bereket ve gelir kaynağı olur. Bütün Kosova halkı, TİKA tarafından bu restorasyonun bir an evvel projelendirilmesini beklemektedir.”
“Şehrimiz Prizren’e, zarif minareleri ve camilerinden dolayı, Balkanların İstanbul’u denilmektedir. Sûzi Çelebi türbesi ve külliyesi, buranın kalbi mahiyetindedir. Sûzi Çelebi hazretlerinin camisi, haziresi, Osmanlının Balkanlardaki tapu senetleridir. Türbenin ve hazirenin harabe durumda bulunması, bütün Kosova Türklerini üzmektedir. Priştine’deki Sultan Murat türbesine her gün, Türkiye’den, Balkanlar’dan ve Avrupa’dan yüzlerce kişi ziyarete gelmektedir. Sûzi Çelebi hazretlerinin manevi yönü ve hizmetleri hakkıyla tanıtılır ve cami, türbe ve haziresi restore edilip düzenlenir ve ziyarete açılırsa “inanç turizmi” yönünden Kosova için büyük bir bereket ve gelir kaynağı olur. Bütün Kosova halkı, TİKA tarafından bu restorasyonun bir an evvel projelendirilmesini beklemektedir.”