Yargı Mahkemesi

D. Mehmet Doğan 21.11.2020 1596
Y
eni kelime uydurmak veya asırlardır kullanılmayan ölü bir kelimeyi diriltmek, yerleşik anlama karşı bir savaş ilânıdır. Düşünme, anlama mekanizmalarına çomak sokmaktır. Bu savaş bazı ahvalde hiç bir sonuca varmaz, saldırıldığı ile kalır; bazı halde de yerine geçmesi istenen kelime de yaşamaya devam eder. Bu durumda zihindeki kavram bütünlüğü hasar görür.

Kelimeler belki de hiçbir alanda hukuktaki kadar önemli değildir. Bir kelime bir zanlıyı beraat ettirebilir veya ipe götürebilir! Hukukda bazen kelimelerin değil, noktalama işaretlerinin yer değiştirmesi dahi karara tesir edebilir.

Bugün birçok hukukî meselenin, adalet ihlalinin bir taraflarında kelimelerin değiştirilmesini aramaktan yanayım. Şöyle diyebiliriz: Dili devir, hukuku, adaleti anlamsızlaştır!

Yargu/yargı kelimesinin dilimizde bir geçmişi olduğu, Ahmed Vefik Paşa’nın Lehçe-i Osmani’sinden anlaşılıyor. Buna rağmen 1935’te yayınlanan Türkçeden Osmanlıcaya Cep Kılavuzu’nda yargı kelimesi geçmez. Yargıç vardır, ama hakem karşılığı olarak kayda geçirilmiştir.

Yargı eski hukuk dilimizde “kaza” kelimesine karşılık geliyor. Bunu başka bir yazımızda ele almıştık: Dilimden bir kaza çıkacak!

Bu kaza “kadı”nın “kaza”sıdır!

“Kadı” da kim veya “Kadı mı kaldı?” denilebilir. “Kadı” hem şer’e göre hüküm veren hem de bulunduğu yerde bazı devlet işlerini gören kimsedir.

“Kadı”nın işi, “kaza”dır. Onun verdiği karara, hükme de “kaza” denirdi.

Mevlâna’nın Türkçe şiirleri ile ilgili makalesinde M. Şerefeddin Yaltkaya onun “Senin elinden min yargu yazarmen” mısrasını aktarır ve şu açıklamayı verir: “Davaya derler ve davaları fasleden kimseye yargucu denir ve yarguculuk Cengiz’in yasası üzere icra edilir. Müslimlerin kadılarına muadildirler (Uknum).”

Parantez içindeki “Uknum”, Uknum-ı Acemî isimli, kelimelerin ilk ve son harflerine göre düzenlenmiş farsça bir sözlüktür. Sözlük muhtemelen 14. asırda yazılmıştır. Demek ki “yargu” Anadolu’yu işgal eden Moğolların hukukuna mahsus bir kelimedir. Bu mahkeme Cengiz “yasa”sına göre yapılır, Müslümanların kadısına karşılık hâkimine de “yargucu” denilir…

Ne diyelim, Selçuklu’yu yıkan Moğolların yasalarını, yargılarını, yargıcılarını… altı asır sonra baş tacı ettik! Adaletimizi moğollaştırdık! Buna ilk isyan eden Mehmed Âkif’dir:

İşte ben mürteci’im, gelsin işitsin dünyâ!
Hem de baş; mürteci’im, patlasanız, çatlasanız!
Hadi kanununuz assın beni, yahud yasanız!
"Hâkim verdiği hükmün mahkûmudur."

Yar-mak’tan yar-gı, mecazen “hüküm vermek” olabilir mi? Olmaz desek ne yazar? Nerede hüküm verilir? Mahkemede, öyleyse mahkeme de “yargı”dır. Mahkeme süreci de “yargı”dır. Buradan hareketle bütün sisteme yargı denildiği de görülüyor. “Yargı mensupları.”

Kelime bu yaygınlık iddiasına rağmen adalet sisteminde birçok anlamı karşılayacak bir genişliğe ulaşamamış, “mahkeme”yi dolaşımdan kaldıramamıştır.

Hâkime yargıç denilmiştir, ama yargılama “mahkeme”de yapılmaktadır, mekâna yargı denilmiyor/denilemez. Her ne kadar yargıç varsa da resmen bu işi hâkimler yapmaktadır. Yargılama “muhakeme”nin yerini tutabilir mi? Hâkim yargılayarak mı karar verir, muhakeme/mahkeme ederek mi? Muhakeme, çeşitli görüşleri, ihtimalleri ve hâlleri göz önüne alarak hüküm verme demektir. Ayrıca, düşünme, anlama mânası da vardır.

Hâkim hüküm verir, verdiği karara hüküm denir. Hâkim, muhakeme, hüküm, mahkûm… Bizi bir düşünce bütünlüğüne götürmektedir. Yargıç, yargı, hüküm veya karar diyebiliriz fakat bu bütünlüğü ifade etmez.

Mahkeme yerine 1935’te Cep Kılavuzu’nda “duruştay” münasip görülmüş, fakat tutmamıştır! Duruştay’ı tutturamayanlar Yargıtay’ı kanun zoruyla yerleştirmişlerdir.

Yargı moğolca, "-tay" eki moğolca, yasa moğolca! Biz Anadolu’daki devletimizi yıkan Moğollardan çok çektik. Onların zulümleri bu topraklarda unutulmaz. Peki, altı asır sonra hortlayıp hukuk sistemimize tebelleş olmalarına ne demeli?

Yargı-tay isminde “temyiz”in de yargı olarak karşılandığını görüyoruz.

Yani belirsiz, müphem bir adlandırma!

Adalete, hukuka da yargı diyenlere rastlıyoruz!

Piyasada çok dolaşan sözleri yerli yersiz kullanan kültürel anlamda yetersiz bir kesim var ki, yargı kelimesini de mahiyetini bilmeden kullanıyorlar.

“Beni yargılayamazsın” denildiğinde ne demek istenmektedir?

“Benim hakkımda hüküm veremezsin” mi, “beni mahkûm edemezsin” mi?

Sosyal medyadaki bu mesajı nasıl anlamalı:

“Mesai harcadığınız bir insan sizi başkalarından duyduklarıyla değerlendirip yargı dağıtıyorsa zaten hiç tanımamıştır. Fitneye kulak kabartıp onun oyuncağı oluyorsa vay haline ...ok by”

“Yargı dağıtmak” ne anlama gelir? Mâna mesaj sahibinin karnında!

Dilimizde hüküm vermek var, yargı vermek yok.

Hükümlü var, yargılı yok!

Hükümsüz de var, yargısız da fakat mânaları farklı!

Kimliğimi kaybettim hükümsüzdür! Yerine “Kimliğimi kaybettim yargısızdır” denilebilir mi?

Yargısız infaz var, yani yargılama yapmadan, muhakeme etmeden cezalandırma anlamına.

Mahkemeleşmek denilir, yargılaşmak denilmez!

Mahkemelik oluruz, yargılık olmayız.

Muhakeme yapılır, yargı yapılmaz.

Muhakeme yürütülür, yargı yürütülmez.

Kiminin suratı mahkeme duvarı gibidir!

Bazı davaları mahkeme-i kübraya bırakırız!

Daha bitmedi: Ahkâm var, tahkim var, hakem var...

Hukuk dilimizin halini yargılamalı mı, yoksa muhakeme mi etmeliyiz!

Muhakeme etse idik, bu hallere düşmezdik! Nâkıs bir kelime ile zihnimizi tağşiş etmezdik.

Ziya Paşa’yı rahmetle analım:

Kadı ola dâvacı ve muhzır dahi şâhid
Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet?

Demişti. Biz merhumun ruhundan af dileyerek şiirini şöyle “arıtalım”:

Yargıç ola dilevci ve mübaşir tanık
Ol yargunun yargısına derler mi tüze?


İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…