Vizyoner Devlet: Kazakistan

Doç Dr. Mehmet Seyfettin Erol 03.09.2013 3007

Kazakistan Güvenlik Çatısı

K
azakistan, Orta Asya devletleri içinde sadece yüzölçümü itibarıyla en büyük ülke olmanın ötesinde bölge ülkelerinin bağımsızlığı açısından, özellikle de Rusya ile bu devletler arasında kapladığı büyük alan ile adeta bir çatı ülke konumundadır.

"Kazakistan Güvenlik Çatısı" olarak da adlandırabileceğimiz bu husus, bir anlamda Orta Asya devletlerinin de bağımsızlığının garantisi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla, Kazakistan'ın güvenliği ve bağımsızlığı aynı zamanda bölgenin bağımsızlığı ve güvenliği anlamına gelmektedir. Aynen "Siyam İkizleri" örneğinde görüldüğü üzere, burada derin bir karşılıklı bağımlılık ilişkisi söz konusudur.

Rusya Federasyonu ile bölge arasında bir tampon bölge konumunda olan Kazakistan, Çin-bölge açısından da önemli bir jeopolitik yere sahiptir. Çin'in "Batıya Doğru Stratejisi"nde kilit bir yere sahip olan Kazakistan, Pekin açısından sadece bir enerji kaynağı değil, uzun vadede "Batı'ya Doğru Yürüyüşü"nde ticari ve aynı zamanda askeri güzergâh özelliği itibarıyla da bir köprübaşı ülke konumundadır.

Dengesizliğin Dengeleyicisi

Doğu ve Batı arasında bir köprü konumunda olan Kazakistan, kuzey-güney, doğu-batı arasında da bir kesişme noktası olarak da ön plana çıkmaktadır. Kazakistan'ın sahip olduğu bu konum, kaçınılmaz olarak bu ülkeyi bölgede ve uluslararası arenada çok daha hassas bir iç ve dış siyaset izlemeye mecbur kılmakta ve özellikle de dış politikada proaktif bir siyaseti kaçınılmaz kılmaktadır.

Duygusallıktan uzak, rasyonaliteye dayalı bu dış politika anlayışı, hiç kuşkusuz beraberinde büyük bir saygınlığı da getirmektedir.

Bölgede dengesizliğin dengeleyicisi konumunda bulunan Kazakistan, dış politikasında dengeye dayalı çok yönlü dış politika anlayışı ile bölgede entegrasyoncu bir yaklaşımı hedeflemekte ve böylece bölgesel-küresel ölçekte barış, istikrar ve refahın sağlanabileceğine inanmaktadır. Nitekim Kazakistan bugün itibarıyla bölgesel-küresel çapta birçok örgütün aktif üyesi konumundadır; BDT, ŞİÖ, Avrasya Ekonomik Topluluğu, CICA, Türk Konseyi, AGİT vb. bunlar arasında ilk akla gelenlerdir.

Vizyoner Devlet

"Vizyoner Devlet" anlayışı ile hareket eden Kazakistan ve onun Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev; bölgede barış, istikrar ve refahın tesisi noktasında devletler arasında karşılıklı işbirliğini ve dayanışmayı esas almaktadır.

Bu kapsamda öncelikli olarak tarihi, coğrafi ve kültürel-inanç boyutunda ortak bir maziye ve kadere sahip olduğu Orta Asya Cumhuriyetleri ile her türlü entegrasyoncu teşebbüse destek veren Kazakistan, bu doğrultuda ikili ve çoklu işbirlikleri çerçevesinde yapıcı bir rol oynamaya çalışmakta, ortak bir geleceğin inşası noktasında maddi ve manevi tüm gücünü ortaya koymaktadır.

Rekabetten uzak, işbirliğini esas alan bu yaklaşımın ilk somut meyveleri kendisini Türk Konseyi'nde göstermeye başlamış bulunmaktadır.

Kazakistan'ın vizyoner devlet anlayışının en somut göstergelerinden bir diğeri de bağımsızlığının ilk günlerinden itibaren ortaya koyduğu programlardır. Bu nokta da Kazakistan Devleti'nin bir anlamda Büyük Projesi (Grand Project) niteliğinde olan "Kazakistan-2030" ve "Kazakistan-2050" stratejileri bu hususta fazlasıyla ipucu vermektedir.

Hoca Ahmet Yesevi’nin Ruhu

SSCB sonrası süreçte model arayışlarının zirve yaptığı bir dönemde kendi modelini başarıyla gerçekleştiren Kazakistan, Tacikistan İç Savaşı ve Afganistan merkezli olayların akabinde özellikle 11 Eylül sonrası süreçte Avrasya coğrafyasında ortaya çıkan dalgalanmalardan kendisini başarıyla koruyabilmiş ve bu meyanda ulus-devlet inşa sürecinde başarılı bir imtihan vermiştir. Bu model, her şeyden önce Kazakistan halkının ve onun liderinin birbirine olan güveninin ve bölgesine karşı olan tarihi sorumluluğunun en somut sonucudur.

"Kazakistan Modeli" olarak da adlandırılabilecek bu yaklaşımın temelinde her şeyden önce insan yatmaktadır. Hoca Ahmet Yesevi'nin bütün coğrafyayı kapsayan o büyük ruhu, aynı zamanda bu modelin de özüdür.

İç politikada insan hakları, demokratikleşme, istikrar ve refahı esas alan bu model, Kazakistan gibi etnik açıdan zengin bir ülkeyi aynı zamanda dış politikasında da dikkatli adımlar atmaya zorlamaktadır ki, bununla ilgili açıklamalar yukarıda yapılmıştır. Bu uygulamalar, hiç kuşkusuz, aynı zamanda bu modelin büyük ölçüde dış politika boyutunu da ortaya koymaktadır.

Ankara-Astana Hattı

Türkiye-Kazakistan ilişkileri, Türkiye-Türk Dünyası ilişkilerinde adeta mavi boncukluk bir ikili ilişkidir. Kazakistan'ın Ankara Büyükelçisi Canseyit Tüymebayev'in de altını çizdiği üzere, Türkiye ve Kazakistan bugün itibarıyla gelinen safhada Türk Dünyası'nın adeta iki direği konumundadır, iki ülke arasındaki artan iktisadi-ticari hacmin, kültürel-siyasi boyutta da etkileri ortadadır.

Sonuç

Netice olarak ifade etmek gerekirse, Kazakistan bölgede istikrar, refah ve güvenlik merkezi olarak SSCB sonrası dönemde ulus-devlet inşa sürecini başarılı bir şekilde sürdürmeye devam etmektedir.

Güçlü bir Kazakistan'ın güçlü bir Türk Dünyası anlamına geldiği günümüz dünyasında daha aşikâr bir hal almıştır. Bu kapsamda uygulamaya konulan "Kazakistan Modeli", "Vizyoner Devlet" anlayışı ve güçlü bir işbirliğine dayalı "entegrasyoncu yaklaşım", bugünkü Kazakistan Devleti'nin başarısının altında yatan en önemli faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu başarının mimarı ise, hiç kuşkusuz Kazak halkının her zaman için büyük desteğini alabilmiş olan lideri Nursultan Nazarbayev'dir. Halkına ve Türk Dünyası'na gönül vermiş olan ve onlara inanan, güvenen Nazarbayev, küresel güç mücadelesinin merkezinde yer alan Orta Asya'da sağlanacak barış ve istikrarın, evrensel barışa hizmet edeceğine de canı gönülden inanmakta ve bu kapsamda her türlü bölgesel-uluslararası çapta yapıcı faaliyetlere bizzat destek vermektedir. 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür