Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler

Prof. Dr. A. Ahat Andican 16.04.2024 679
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet içerisinde olmuşlar ve Osmanlı Devleti’nin Asya’daki Müslüman bölgelere yönelik politikalarına katkı sağlamışlardır.

Dönemin İngiltere Büyükelçisi Layard, hatıralarında, bu mültecilerin önde gelenlerini sayarak Sultan Abdülhamid’in bunlarla yaptığı konuşmalardan etkilendiğini ve bir İslam Birliği’nin gerçekleşebileceğine inandığını anlatmaktadır.

Ruslara karşı verdiği mücadele sebebiyle Buhara Hanlığı’ndan sürülen Abdulmelik Töre bu grubun önde gelenlerindendir. Buhara Emiri Muzafferiddin’in oğlu olan Töre, babasının Ruslarla anlaşmasına karşı çıkarak mücadeleyi sürdürmüş, daha sonra Hive hanının yanına giderek, onunla birlikte Ruslarla savaşmıştı.

Hive Hanlığı’nın işgal edilmesi üzerine Doğu Türkistan’daki Yakub Beg’in yanına gitmiş ve Çinlilerin bu devleti yok etmesinden sonra 1877 yılında İstanbul’a gelmişti. Yanında Türkistanlı asillerden Azim Bek de vardı. Abdulmelik Töre, Şeyh Süleyman Efendi’nin aracılığıyla Osmanlı sultanıyla görüştü ve Türkistan’la alakalı geniş bir rapor sundu.

Töre, Sultan Abdülhamid’in Ruslara Asya Müslüman Koalisyonu projesi için çok münasip bir adaydı. Bu sebeple sultan yakın alaka gösterdi ve Abdülkerim Töre’nin üst seviyede ağırlanmasını sağladı. Sultan Abdülhamid tam o sıralarda Afganistan’a bir heyet göndermişti ve Afgan emirini Rusya’ya karşı oluşturulacak bir İslam ülkeleri cephesi içerisinde yer alması hususunda ikna etmeye çalışmaktaydı. Bu durumda Buhara Hanlığı için en uygun şahıs Abdulmelik Töre olacaktı. Ne yazık Afgan emiri ikna edilemeyecek ve bu proje de gerçekleşemeyecektir.

Taşkent Hanlığı’nın Hokand Hanlığı tarafından yıkılmasından sonra ailenin bazı üyeleri İstanbul’a gelip yerleşmişlerdi. Rusya’nın Buhara’ya saldırdığı dönemde, Taşkent Hanzadelerinden Seyid Sultan, padişaha müracaat ederek, son otuz yıldan beri Osmanlı topraklarında yaşadığını, Rusya’nın Buhara’ya tecavüzü üzerine Buhara emirinin yanında Ruslara karşı savaşmak arzusunda olduğunu, bu sebeple Osmanlı sultanından Buhara hanına yazılmış bir tavsiye mektubu istediğini bildirdi. Bunun üzerine sadrazam tarafından Buhara hanına bir mektup yazıldı ve Seyid Sultan’ın durumuna uygun bir görev verilmesi tavsiye edildi.

Bir diğer tanınmış siyasi kişilik, önce Hokand Hanlığı’nın, daha sonra da Kaşgar Devleti’nin elçisi olarak İstanbul’a gelen Yakub Han Töre’dir. Emir Yakub Beg’in ölümü ve Kaşgar Devleti’nin dağılması sonrasında, o sırada bulunduğu İngiltere’den ülkesine dönemeyen Yakub Han Töre, 1879 yılı başlarında İstanbul’a geldi. Artık bir siyasi mülteci durumuna düşmüştü. Sultan Abdülhamid’e Kaşgar’daki son durum hakkında bir rapor sundu.

Töre, raporunun sonunda, “Kaşgar Devleti Osmanlı himayesini kabul etmiştir. Dolayısıyla Osmanlı Devleti’nin bir parçasıdır. Bu durumda Osmanlı sultanına, Kaşgar’daki Çin askerlerinin geri çekilmesini isteme hakkı doğmaktadır” görüşünü gündeme getirmekteydi.

Gerçekleşmesi mümkün olmayan bu isteğe karşı sultanın bir cevap vermesi düşünülemezdi. Nitekim Yakub Han Töre’nin müracaatı cevapsız kaldı. Bu arada Yakub Han Töre, ailesinin bir bölümünü Türkiye’ye getirtmişti; kendisi ise Kaşgar’a döndü.

Diğer taraftan dönemin İngiliz Büyükelçisi Layard’a göre, Sultan Abdülhamid, Kaşgar elçisiyle yaptığı görüşmede “Asya’daki Müslümanlar birleşerek Rusya’nın Türkiye üzerindeki emellerini engellemeğe çalışmalı ve bunun için de İngiltere’nin yardımını istemeli” demişti.

Yakub Beg’den sonra Kaşgar Devleti’nin başına geçen ve ülkesinin Çinliler tarafından işgali sonrasında Ruslara sığman Kulu Beg de 1880 yılında İstanbul’a geldi. Osmanlı idaresi tarafından üst seviyede karşılanan Kulu Beg, Göksu Kasrı’na yerleştirildi ve kısa bir süre sonra da padişahla görüşerek bir rapor sundu.

Kulu Han’ın talepleri, Yakub Han Töre’nin daha önce Sultan Abdülhamid’e sunduğu raporda gündeme getirilenlerden farklı değildi. Sultan Abdülhamid ile Kulu Beg’in görüşmesinde ne konuşulduğunu bilmiyoruz. Fakat daha sonraki gelişmelere bakıldığında Osmanlı sarayının Kulu Beg’e müsbet bir yaklaşım içerisinde olduğu intibaı doğmaktadır. Hindistan üzerinden Kaşgar’a geçmeye karar veren Kulu Beg’e manevi faydalar sağlayacağı inancıyla, bir nişân-ı âli verilmesi uygun görülmüş, Hindistan’a giderken de padişah yaverlerinden Ali Bey’in kendisine eşlik etmesine karar verilmiş-tir.

Hindistan’a giden Kulu Beg Kaşgar’a geçerek bazı faaliyetlerde bulunduysa da Çin yönetimi karşısında başarılı olamayacaktır.

 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
Türkistan
Yesevi Yolunu Anadolu'ya Timur Han Ulaştırdı
B
irçok kişi tarafından ağır tenkitlere uğrayan Emîr Timur, aslında Anadolu’ya daha önce de gelmiş olan Horasan Erenleri’nin târihî yolculuğundaki tasavvuf-tarîkat geleneğini perçinlemiştir.

Asya’dan 15. asrın sonuna kadar Batı’ya dolayısıyla Anadolu’ya Moğol işgallerinin de etkisiyle büyük bir göç olmuştur. Bu arada…