Uydurma Dil Milletin En Aziz Asaletine Sûikasdtir

Prof. Dr. Ali Nihad Tarlan 11.12.2013 2730
D

il, kelimelerinin örgüsü içinde milletin fikirlerini, hayallerini, duygularını daha geniş manâsıyla ruhunu ve hayatını taşır. Bunu yalnız kelimelerin dış görünüşünün fikre hitabeden donmuş mânâsında aramak bir şey ifâde etmez. Ses tellerinden çıkan ihtizazın, ses mimarîsinin bir sırrı vardır ki, buna ermek lâzımdır. Asıl ruh, asırlar boyunca süzülüp gelen bu mimarîdedir. Ve millet haline gelmiş bir cemiyet bunu duyar.

Söz yalnız ses veren uzuvlardan değil, bütün bir uzviyetten doğar. İnsan, nasıl hayatını temin eden uzuvlarının sırrına erişememişse, onun mahsulü olan “söz”ün de sırrına erememiştir. Bir çocuk, tabii yollardan doğarsa yaşama şansına sâhib olarak doğar, ölürse gene tabu bir kaderin pençesinde can verir. Böyle doğan bir çocuk, uzviyet ve teşekkül itibariyle ana, baba ve atalarının mîrâsını taşır.

Bir kelime, millet ailesine katılan bir çocuktur, ihtiyaçtan gebe kalan ve tabii yollardan doğurma kaabiliyetinde olan bir uzviyetten âzası tamam ve sıhhatli olarak doğar. Dile müdâhale edilemez. Ancak milletin günlük hayatına girmeyen teknik ve müsbet ilimler sahasında o bilgi şubesinin mütehassısları dil üzerinde lüzumlu tasarruflarda bulunup onu ilim ve medeniyetin yürüyüşüne uyacak bir seviyeye yükseltirler. Bu tasarruflar da dâima dilin bünyesine uygun olarak yapılabilir.

Hiçbir dil, târihî seyri içinde safiyetini muhafaza edememiştir. Hele bu tarih, milyonlarca asır geriye götürülürse, ne şaşırtıcı manzaralarla karşılaşırız. Evvelâ belli olmayan zamanın muayyen bir devresinde ele aldığımız dil, bize mazisinden hiç bahsetmez. Kafa kâğıdına da sâhib değildir.

Lâkin belli bir cemiyete mâl olmuştur. Onun hançeresinde husûsî bir sekil almış ve devam edip gitmiştir. Bu husûsî şekil, onun benimsenmesi için en kuvvetli bir sebeptir. Benimsenir, yaşar, yaşamak kaabiliyetini kaybedince herhangi bir sebeple düşen bir yaprak gibi sessizce kaybolup gider. Ağacın hayat gücü yeni yapraklar açar. Meyveler verir.

Kelimeler, asırlar boyu mânâ genişliğine uğrar ve türlü muhitlerde türlü duygulan peşinden sürükler. Bunların sürükledikleri duygular, kelimelerin sesleri ve mimarîsi ile beraber bilinmez bir verasetle yeni nesillere intikal eder. Henüz muammalığını kaybetmeyen kromozonlar içinde yaşar.

Kısaca söylemek îcâbederse uydurma dil, milletin en aziz asaletine bir sûikasdtir. Bunu ferdler hevâ ve hevesine uyup yapabilirler. Lâkin hiçbir zaman siyasî iktidarlar, böyle bir cereyan peşinde gidemez. Teşvik edemez. O, milletin yerleşmiş, benimsenmiş dilini kullanmak zorundadır. Bunun aksi siyasî mes'ûliyetin ağırlığını da, ortadan kaldırır.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…