Üsküp Diyarbakır Hattı

Rahim Er 18.02.2019 2688
R
resim
umeli’nin birliğini Anadolu’dan evvel kurmuştuk. Ancak kaybetme faciasını da önce Rumeli’de yaşadık. Diyarbakır, Anadolu’daki medeniyet merkezlerimizden biri olduğu gibi Üsküp de Rumeli’deki medeniyet merkezlerimizdendir. Üsküp’ü bizden koparanlar, şimdilerde de Diyarbakır’ı koparma ihanetindeler. Üsküp’ün kaybı anlaşılırsa Diyarbakır ve onun şahsında bütün o iklim anlaşılır. Bölücü, dinle-imanla alakasız Kürtçülere anlatılacak bir şey yoktur. Samimi Müslüman Kürtler içinse bu makalede çok ibretlik gerçek vardır. Üsküp’ü şüphesiz ki en iyi anlatacak kalem, kendisi de evlad-ı fatihan torunu olan Üsküplü Yahya Kemal Beyatlı’dır.

“Karanlıkta Uyanan Biri”

Biz, bugün üstadın makalesini hangi saikle kısaltarak buraya iktibas ediyorsak Yahya Kemal de Dergâh mecmuasında neşrettiği “Karanlıkta Uyanan Biri” adlı mevzubahis makaleyi aynı sebep, saik ve niyetle kaleme almış olmalıdır. Zikrettiğimiz makale, “Hatıralarım” adlı eserinde de mevcuttur. Dergâh’ta 1921’de intişar ettiği sırada İstiklal Harbimiz devam etmektedir. Bilhassa Müslüman unsurlar arasında birliği elde tutmak yüksek arzudur. Ne demek istediğini Üsküp üzerinden anlatma gayretindedir. Makale, imparatorluk teb’ası Müslümanların ders almaları için onlara yapılmış bir ikazdır. Zira buradaki esas fikirlerdendir ki Türk, kendini bilmemiş, diğerleri de haddini bilmemiştir. Nasıl felaket bir hata işlendiği geç fark edilecektir. Fakat iş işten geçmiştir. Yahya Kemal anlatıyor:

-Üsküp eşrafından bir gençle görüştüm. Bu genç, Rumeli’yi fetheden ilk Türklerin torunlarındandı. “Humbaracı-zadeler adıyla anılan ailesi Fatih devrinde Üsküp toprağına kök salmış, o toprakta büyük bir meşe gibi kocamış ayrı ayrı hanedan dalları vermiş eski bir aile idi.

-Üsküp o kadar eski ve o kadar Türk’tü ki İstanbul’dan ve Selanik’ten gelen yeni kelimeleri, yeni eşyayı hatta yeni şarkıları alafranga telakki ederdi. Balık suyu idrak etmediği gibi Üsküp de Türklüğünü idrak etmiyordu, bütün Türk şehirleri gibi kendine sadece Müslüman diyordu. 

Mamafih yanında kardeş unsur olan Arnavutlar vardı. Arnavutlar Rumeli’nin son senelerinde yâr ü ağyarca itibarda idiler. Sultan Abdülhamid, Arnavutları seviyordu, nazlarını çekiyordu, hatırlarını sayıyordu. O zaman milletin bu gözde oğulları Üsküp’te gerek hükûmetten, gerekse halktan Avrupalıların gördüğü itibarlı muameleyi görürlerdi; İstanbullular alafrangalığa özendikleri gibi, Üsküplüler de Arnavutluğa özenmeğe başladılar; bu dağlı kavmin siyasi itibarından başka kisvesi, silahı ve lehçesi de cazibeliydi. Cahil İstanbullu da Üsküp’ü Arnavut zannediyordu; hâlâ da öyle zannedenler vardır.

-Arnavutluk’un ikbali gitgide Arnavut milliyeti nazariyesini doğurdu; yeni Arnavut elifbası, siyah kartallı bayrak, büyük Arnavut devletinin hudutları alttan alta fikirlere yerleşiyordu. Bu heves yalnız Arnavutları değil Kosova’da beş asırdan beri yerleşmiş fatih Türklerin çocuklarını da sardı.

Eski Türk beylerinin, ağalarının, esnafının çocukları Başkım Kulüplerine yazıldılar, kendi kanlarına sövmenin lezzetini aldılar…

Meğerse Rumeli Türkmüş...

Merhum Yahya Kemal, ilk satırlarda Üsküplü bir gençle tanıştığından bahsetmişti. Nedense ismini vermediği bu genç, Üsküp’te atalarının vakfiyesi İsa Bey Camii gibi birçok eserin mütevellisidir. Ciğerleri yanarak konuşmaktalar:

-Bu genç samimi ve sıcak sesle dedi ki: “Meğerse Rumeli’nin en asil, en metin, en halis unsuru Türk’müş!” Bunu nasıl anladığını sordum cevap verdi:

 “Son on üç senenin tecrübesiyle.... Rumeli’de Türk hâkimiyetinin yerine geçen unsurlar hâkimiyet sıfatına liyakat kazanamadılar. (...) Türk idaresi zamanında Başkım cereyanı türedi. Kosova’nın Manastır’ın an-asıl Türk olup da Türklüğünü unutan unsurlarından nice kimse kendilerini Başkım cereyanına bıraktılar. Sonra Rumeli parçalandı. Müslümanlar, mahkûm vaziyete düştüler. Bu on üç sene mahkûmlar için yaman bir imtihan devriymiş. Türkler hâkimiyetleri zamanındaki tevazulu vaziyetlerini mahkûmiyetlerinde muhafaza ettiler, yalnız devrin değişişi Arnavutları pek ziyade söndürdü. Sırp hâkimiyeti altında yaşayabilmek için bir cemaat tesanüdü göstermek lazım geliyordu. Arnavut kardeşlerimiz yazık ki bu kadarcık bile göstermediler. (...) 

Zaman geçtikçe ortaya çıkıyor ki o tumturaktan, alayişten, böbürlenmekten azade yaşayan Türk milliyeti demirden bir kitleymiş. Türk memleketinin asıl sırrı Türk’teymiş. Arnavut’u, Çerkez’i, Kürt’ü hâkim ve metin bir millet kitlesi eden Türk mayasıymış. Bugün Rumeli’de bilfiil meydana çıkan netice isbat etti ki Türk bu devletin Müslüman unsurlarını birleştirmek için Allah tarafından bir mevhibeymiş. O giderse Arnavutlar, Kürtler, Çerkesler çil yavrusuna dönermiş. (...) on üç senede Türk’ün büyük bir millet olduğunu anladık. zaman geçtikçe daha ziyade anlayacağız zannediyorum. Uyandık, lakin karanlıkta uyandık...

Dergâh Mecmuası, 20 Teşrin-i sani/kasım 1337/1921-Yahya Kemal, HATIRALARIM-İstanbul Fetih Cemiyeti Yay. 2. Baskı, 1976

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren