Unuttuğumuz Osmanlı Diyarı: Karadağ

İrfan Özfatura 17.06.2016 3359
Y
resim
eşil tepelerin arasındaki berrak dereleri izleyerek bulduğumuz Petnitsa küçük, temiz, şirin bir belde. Ekseri Müslüman.

Ne zamandır Türkler gelmemiş olmalı, halk nasıl seviniyor anlatamam. Nitekim Petnitsa Camii İmam ve Hatibi Hüseyin Ramçoloviç “bize şeref bahşettiniz” diyor. “Bilin ki Türkiye güçlüyse biz de iyiyiz. Gölgeniz yeter, ne olur gelin gidin buralara.”

Evet Türkiye eskisi gibi değil, kardeşleri ile alakadar oluyor ama bunlar istenilen seviyelerde değil hâlâ. Yapılacak o kadar çok iş var ki başladık bile diyemiyoruz daha.

Sağolsun Karadağ İslam Birliği de hayli faal, Podgorica merkez taşradakileri yalnız bırakmıyor. Kardeşlerimizin Karadağ’da ciddi bir sayıları var ve çok şükür rahatlar. 

Eşi Benzeri Yok 

Hüseyin Hoca Petnitsa Camiini anlatmaya devam ediyor. “Bu cami türünün tek örneği. Dıştan taş, içten ahşap. Direkler üzerine kurulmuş, üst üste üç kat yükseliyor. Karadağlı tarihçilerin yazdığına göre 16. Asır eseri. Ama İstanbul’dan edindiğimiz bilgilere göre 1426 yılında inşaa edildiği ortaya çıkıyor. Her halükarda Sancak bölgesinin en eski camisi. Aynı anda 1115 kişi namaz kılabiliyor. Bir rivayete göre Osmanlılar direkleri Anadolu’dan getirmişler. Dikkat ederseniz yan pencereler aynı hizada değil, kimi yukarıda kimi aşağıda. İşte bu asimetri camiyi çok aydınlık yapıyor. Üçüncü katta namaz kılanlar da imamı görebiliyor. Malum cemaat ya imamı görmeli ya da imamı göreni görmeli. Bu kaide rahatlıkla sağlanıyor.

Balkan coğrafyasında böyle bir eser yok. Ne Bosna’da ne de Kosova’da. Karadağ Devleti’nin de sahip çıkmasını istedik, “kültür varlığı” olarak tescil ettiler sonunda.

Allahü Teala Korudu

Cami elbette badireler de atlatıyor. Birinci ve ikinci Cihan harplerini kazasız belasız geçiriyor. Sırplar 100 metre yakınına kadar gelip yakmaya çalışıyorlar ama attıkları bombalar işe yaramıyor. 

Petnitsa camii içinde yüzlerce kilim görüyoruz. Bunlar el işi göz nuru. O kadar çoklar ki yayacak yer kalmamış, yığılmışlar kenara. İmam efendi “ne yapalım müminler getirmiş bırakmış. Atsan atılmaz, satsan satılmaz. Vakıf malı olunca dokunamıyoruz, gözümüz gibi bakıyoruz onlara.”

Burası adeta tarih araştırma merkezi gibi Osmanlı’dan kalma aile defterleri de camide duruyor. İsteyen gelip soy kütüğüne bakabiliyor.

Ayrılırken imam efendi “bizi unutmayın” diyor, “selamlarımızı muhabbetlerimizi iletin Türkiye’deki dostlara!”

O arada bir ihtiyar söze giriyor “Bu toprakları bırakıp gidenlere hakkımı helal etmiyorum” diyor, “Vatan sevgisi imandandır, haydi bizi terk ettiniz gittiniz, insan hiç mi gelmez, arayıp sormaz?

Fatih’in Yadigarı “Ülgün!”

Ülgün, yerlilerin tabiri ile Ulçin Adriyatik sahillerine bağdaş kurmuş bir şehir. Önü derya deniz, arkası gümrah orman. Haritadan da hatırlayacağınız üzere Adriyatik kıyıları dantel gibidir, peşpeşe körfezler burunlar…

Burada Arnavutların hayli ağırlıkları var. Dokuz camide de namaz kılınıyor. Limana hakim olan kale tarihi şehre siluet çiziyor. Dzamija Marinarve (Liman Camii)  kumsalın bekçisi gibi. Deniz ak köpüklerini sanki ayaklarına seriyor.

Ljamina Camii (1689), Pasina Camii (1719), Vrhpazar Camii (1749), Bregut Camileri de (1783) maşallah dimdik ayakta. Türbeler çeşmeler çıkıyor karşımıza. Saat kulesi de tamirden geçiyor şu anda.

Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde Ülgün kalesini “İskenderiye Sancak Beyi’nin hası olup yüz elli akçelik kazadır” diye anlatıyor, “Hisar içinde Mehmed Han Camii bulunur, nefer evleri örtülüdür. Zahire ambarları, cephanesi, hazinesi, sarnıçları vardır. Büyük balyemez topları ile korunur. Dizdar Kale kapısı önünde loncada oturur. 700 Arnavut gazi ile nöbete durur. Kale limanında 20 firkate hazır bekler. Venedik saldırırsa Arnavut yiğitleri de teknelere biner akına çıkarlar” yazıyor.

Ülgün Kalesi Fatih Sultan Mehmet tarafından feth ediliyor. Pek bozulmamış, kapısı ile merdivenleri hala orijinal. Surlar dik ve yüksek, kaldı ki sarp bir kaya üzerinde bulunuyor. Yükseğe çıktıkça körfezler burunlar sıralanıyor. Piri Reis de Kitab-ı Bahriyesinde manzarayı methediyor.

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren