Üç Efendi’den Biri: İsa Yusuf Alptekin!

M. Aybike Sinan 16.12.2020 1509
O
resim
bir mücadele ve dava adamı idi... Bütün ömrünü “Doğu Türkistan” davasına adadı ve hayatı boyunca binbir çeşit acıya ve zorluğa katlandı, tahammül etti. Kaşgar’dan, İstanbul’a uzanan o uzun ve zorlu yolda hak bildiğinden ayrılmadı...

“Bir Doğu Türkistanlı olarak Doğu Türkistan davası, bir Türk olarak Türklük davası, bir Müslüman olarak İslâm davası ve bir insan olarak insanlık davası için hizmet edin” sözleri ona aittir...

Ölüm yıl dönümü münasebetiyle İ.Ü. Türkiyat Arş. Enst. Öğrt. Üyesi ve İsa Yusuf Alptekin Vakfı Başkanı Doç. Dr. Ömer Kul Hoca'ya merhumu sordum:

“İsa Yusuf Alptekin, bir asra yakın ömrünü vatan ve millet davası uğrunda harcamış, bu uğurda yeri geldiğinde ailesini bile ihmal etmekten imtina etmemiştir. O bütün taltif, makam ve mansıpları davası uğruna elinin tersiyle itmiştir. Çıktıkları büyük hicret yolculuğunda Hindistan’ın Şrinagar şehrinde Amerikalılar kendisini ve ailesini Amerika’ya götürme, çocuklarını en iyi okullarda okutma ve iyi bir maaş bağlatma teklifinde bulunduklarında o, “milletim ne olacak?” diye sormuş, olumsuz cevap alınca teklifi tereddüt etmeden reddetmişti.

Bütün yokluklara rağmen dahası geçirdiği bir trafik kazasında gözlerini tedrici olarak kaybetmesine rağmen davasını anlatmaktan son nefesine kadar geri durmamıştır.

Öyle ki ismi söylenince davası, davası söylenince ismi akla gelen mümtaz ve bayrak bir şahsiyet olmuştur. Türkiye’de İsa Bey’e birçok siyasi lider, bürokrat yardım etmiştir ama onlar içerisinde Merhum Enver Ören'in ayrı ve müstesna bir yeri vardır.”

İsa Yusuf Alptekin’in hayatı tam bir mücadele içinde geçmiştir. Hem Doğu Türkistan’da hem Batı Türkistan’da memuriyetler yapmış, bu vesileyle hem Rus hem Çin rejimini tanımış, milleti için çıkış yolları aramıştır. Bütün dünyaya seslerini ancak iyi eğitim almış insanlarla duyurabileceğine inanmıştır.  

Alptekin, 1931 yılında Doğu Türkistan’da Çin De’li adlı zorba yöneticinin görevden alınması için Hoca Niyaz Hacı tarafından başlatılan özgürlük hareketine şahit oldu. Pekin’e gitti. Türkistanlı Vatandaşlar Cemiyetini kurdu ve “Çin’i Türkistan Avazı” adındaki dergiyi çıkardı. Demokratik yollar ve yöntemlerle hak arayışlarına girişti. Ancak Çin baskıları bitmedi.

21 Eylül 1944 yılında Ali Han Töre liderliğinde İli ayaklanması başladı. Ve 12 Kasım’da “Şarki Türkistan Cumhuriyeti” kuruldu. Çin Devlet Başkanı Çan Kay-Şek, “Üç Efendi” dedikleri İsa Yusuf Altekin, Mehmet Emin Buğra ve Mesut Sabri Baykozı’ya İli’deki heyetle görüşmeler yapsınlar diye Urumçi’ye gitmelerine izin verdi. 2 Ocak 1946’da “Karma Hükûmet” kuruldu.

İsa Yusuf, aynı yıl Urumçi’de Altay Neşriyat Evi’ni kurarak “ERK” adlı gazeteyi çıkardı.1947 yılında Mesut Sabri Baykozı hükûmetinde “Genel Sekreter” olarak görev aldı.  Bu hükûmet, milliyetçi, antikomünist, antiemperyalist tutumu nedeniyle 1948’de azledildi. Artık Kızıl Çin zulmü hat safhaya ulaşmıştı.

Ve çareler tükendi. Göç başladı. Menzil, Türkiye idi...

 Alptekin 1949 yılında kalabalık bir grupla Doğu Türkistan’dan ayrıldı. Uygur ve Kazak Türklerinin bu “Üç Efendi” başkanlığındaki göçleri zaman zaman büyük acı ve facialara sahne oldu. Birçok insan göç yolunda hayatını kaybetti. Bu göç yolunda yaşananların hikâyesi yazılmadı, filmi çekilmedi! Alptekin, 1957 yılında Türkiye vatandaşı oldu. Mücadele artık ana vatanda yapılacaktı. Bu haklı davasını anlatmak için tam üç kez dünya turuna çıktı. Oğlu Erkin Altekin’e söylediği şu sözler ne manidardır:

“Türkiye Cumhuriyeti, Türklük âleminin kıblesidir!”

17 Aralık 1995 yılında İstanbul’da vefat etti.

Ruhu şad mekânı cennet olsun...



İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür