Türklerin Müslüman Olması ve Kuteybe bin Müslim Hazretleri

Dr. Mehmet Can 26.12.2009 15498

İ
nsanlık tarihinin en büyük hadisesi Hazreti Muhammed (aleyhisselam)'ın islamı tebliğidir. Sonra Sahabe-i Kiram'ın ve Tabiîn'in hizmetleri gelir. Bundan sonra da İslam tarihinin en büyük olayı Türklerin Müslüman olmasıdır.

Türkler Müslüman olduktan sonra İslam dinine bütün varlıkları ile sahip çıktılar, kendilerini bu yüce dine vakf ettiler. Hatta bu emaneti Araplardan teslim alarak"İlay-ı Kelimetullah" bayrağını yeni iklimlerde, yeni coğrafyalarda dalgalandırdılar. Türkistan şehirleri dünyanın en büyük islam beldeleri haline geldi; binlerce alim, evliya ve devlet adamı  yetişti, yüzbinlerce kitap yazıldı.

Türk milletinin bu uğurda dünyanın dört bucağında akıttıkları kan ummanları doldurur. Bugün bile dünyanın en ücra köşelerinde kefensiz yatan yüzbinlerce "şehid" ve onları sade bir taş ile temsil eden " Türk şehidlikleri" vardır. Türkistan Türkleri'nin Müslüman olması Sahabe-i Kiram ve Tabiîn'in sayesinde oldu.

Sahabe-i Kiram ve Tabiî'nin Eseri 

Peygamberimizin vefatından hemen sonra, özellikle Hazreti Ömer zamanında önce İran feth olundu. Meşhur Kadisiye zaferinden sonra da bütün aşağı Türkistan feth edildi. Türklerin İslamiyetle şereflenmesine Peygamberimizin Sahabeleri ve Tabiîn sebep oldular. Sahabe-i kiram ve tabiin islamiyeti yaymak için evlerini, ailelerini, yurtlarını terk edip bir daha dönmemek üzere dünyanın en ücra yerlerine ulaştılar. Bugün eski dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkistan'da da pek çok sahabe ve Tabiîn'in kabirleri var.

Mesela bunlardan birisi Peygamberimizin amcası Abbas'ın oğlu ve Peygamberimize çok benzeyen büyük sahabe Kusem bin Abbas hazretleri'dir. Semerkant'ta yaptığı bir hücum esnasında şehid oldu. Mezarı zamanla Müslümanlar tarafından mukaddes bir ziyaretgah haline getirildi. Halk ona Kuran-ı Kerim'de "Allah yolunda öldürülmüş olana ölü demeyiniz!" ayetinin hükmi ile "Şah-ı Zinde" yani "Yaşayan Sultan" adını verdi.

Türkler Kitle Halinde Müslüman Oldular

Bilindiği gibi İslam hidayet güneşi 9.  asırdan itibaren Orta Asya Türk boyları arasında süratle yayılmaya başladı. Mesela bu yıllarda Türkistan Türklerinden 200 bin çadır halkı Müslüman oldu. Her bir obada en az 10 kişinin bulunabileceği tahmin edilirse yaklaşık olarak 2 milyonluk bir insan kitlesinin Müslüman olduğu anlaşılır. Bu ise İslam tarihinin akışını değiştirecek çok büyük bir olay ve belki de bir dönüm noktasıdır.

Tereddütsüz diyebiliriz ki bu şekilde milyonları aşan insanların büyük kitleler halinde Müslüman olmaları eski dünyada Müslüman milletleri arasında yalnız Türk milletine nasip olmuştur. 

Bu da; Kabile kabile, boy boy hatta oba oba, bıkmadan, usanmadan, yorulmadan, bu step Türkleri arasında dolaşarak islamiyetin Türkler tarafından benimsenmesini ve kabulünü sağlayan, onları dini yönden eğiten, öğreten, fedâkar, Müslüman mücahidler sayesinde olmuştur. İşte bu mücahidlerin en başta geleni Türkistan'ı feth ederek orada İslamiyetin yerleşmesi için her türlü gayret ve fedakarlığı gösteren Kuteybe bin Müslim hazretleridir.

Kuteybe bin Müslim Hazretleri'nin Türkistan'daki Hizmetleri

Türkistan'ın Maverahünnehr bölgesini fetheden ve Türklerin İslam ile şereflenmesinde en büyük rolü olan Kuteybe bin Müslim hazretleridir. Türkistan'da İslamiyetin yerleşmesini temin eden bu büyük mücahid maalesef gençliğimiz tarafından hemen hemen hiç  bilinmemekte, tanınmamaktadır.

Büyük İslam alimi Abdulhakim Arvasi hazretleri "Türkistan ateşperest idi. Emevilerin hilafeti zamanında Kuteybe isminde Müslüman bir kahraman İslam dinini burarlara yaydı." Dedi.

Kuteybe bin Müslim ile ilgili olarak büyük müfessir ve aynı zamanda büyük tarihçi İbni Kesir de:

" Ümeranın ulularından biri olan Kuteybe, aynı zamanda büyük bir kahraman ve komutandır. Allah, onun vasıtasıyla o kadar çok kimseyi hidayete ulaştırmıştır ki sayılarını ancak Allah bilir. Bu kimseler Müslüman olmuşlar ve Allahın dinine sımsıkı sarılmışlardır." Demektedir.

Pek çok Camii ve Mescid  Yaptırdı

 Kuteybe bin Müslim hazretleri İslamiyetin Türkistan'da yerleşmesi ve Türklerin müslüman olması için canla başla çalıştı Pek çok cami ve mescid yaptırdı. Baykent şehrinde bilhassa mihrabı ile ünlü muazzam bir sanat eseri olan Cuma Camii'ni yaptırdı. Kıymetli taşlarla süslü olan muhteşem mihrabın civardaki camilerde bir örneği yoktur.

Buhara'nın iç kalesinde yer alan daha önce Budist tapınağı iken sonra ateş evine çevrilen Mecusi mabedin yerine Mah-i Ruz Camii'ni inşa ettirdi. Ayrıca Semerkant'ın fethinin ilk günlerinde şehrin en güzel yerine büyük bir cami yaptırdı. Kuteybe bin Müslim hazretleri Türkistan'da fethedilen istisnasız bütün şehir, köy ve kasabalara camiler, mescitler yaptırdı. Bazı hallerde ise fethin bir sembolü olarak şehrin en büyük ve önemli mabedini camiye çevirdi.

Türk Evlerinde Arap Misafirler

Kuteybe bin Müslim hazretleri Buhara'daki yerli Türklerin yarısından çoğunun evine, seçkin Müslüman Arapları misafir olarak yerleştirdi.. Böylece yeni Müslüman olan Türklerin dinlerini en güzel şekilde öğrenmesini sağladı. Bu sebeple Buhara'da İslamiyetin yayılması çok süratli oldu.

Namaz Kılanlara Mükâfat

Kuteybe bin Müslim Hazretleri yeni Müslümanların namaz kılmasını teşvik için onlara mükafat vermeyi vaad etti. Bunun için her Cuma günü tellallar halka yüksek sesle " Cuma namazı kılanlara iki dirhem para verilecektir" diye duyurular yaptı. Özellikle pek çok fakir kimse bu hediyeyi almak için akın akın camilere koştu. 

Bütün Putları Yaktı

Kuteybe bin Müslim Hazretleri Semerkant'da evlerde eski dinlerden kalan ne kadar heykel varsa toplattırdı. Daha sonra bu heykeller bir meydana getirildi. Heykel yığını sanki büyük bir köşk gibi oldu. Müslüman Fatih Kuteybe hazretleri halkın bu hassas meseleye göstereceği tepkiye hiçbir aldırmadan ayağa kalkarak, kendisine ateş getirilmesini istedi. Getirilen ateşten eline bir parça aldıktan sonra putların yığılı olduğu meydana doğru ilerledi. Yüksek Sesle "Tekbir" getirdi. Sonra da bir zamanlar binlerce insanın taptığı putları gözleri önünde ateşe verdi. Putların yanıp kül olmasından sonra yerli halktan kalan bir kısmı da hemen Müslüman oldular.

Kuteybe bin Müslim hazretleri 714 senesinde şehit oldu. Türbesi Özbekistan'ın Fergana vadisinde, Andican vilayetinin Pamuklu köyündedir. Türkistan halkının aradan asırlar geçmiş olmasına rağmen kendisine halâ büyük bir veli, ermiş, şeyh, imam gözü ile bakmaları, kabrini bir ziyaretgah olarak kabul etmeleri ve derin bir saygı ve bağlılık duymaları O'nun Türklerin nazarında nasıl kudsî bir yer işgal ettiğini ve dini duygularına nasıl tesir ettiğini açıkça göstermektedir.


Kaynak: Prof. Dr. Zekeriya Kitapçı- Türkistan'da İslamiyet ve Türkler

 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür