Türkler ve Türk Dünyası

Prof. Dr. Ramazan OZEY 25.04.2009 4854
T

ürk kelimesinin manası ; "Güçlü, kuvvetli, miğfer, türemiş, şekil kazanmış" demektir. Türk Dil Kurumu'nun hazırladığı Türkçe Sözlük'te, Türk; Asya ve Doğu Avrupa'da yaşayan, Türkçe'nin çeşitli lehçelerini konuşan soy ve bu soydan gelen kimse diye belirtilmektedir. Sözkonusu bu kimselerden oluşan topluluklara Türkler denir. Türkler; Türkçe ve bu dilin lehçelerini konuşurlar.

    Türk kelimesinin geçtiği ilk devlet, Göktürk (Kök-Türk) İmparatorluğu'dur. Orhun Kitabelerimde Türk kelimesi; bazen Türk, bazen de Türük olarak yazılmıştır. 11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud; "Türk adının Türkler'e, Tanrı tarafından verildiğini belirterek, Türk adının "Gençlik, kuvvet, kudret ve olgunluk çağı" demek olduğunu belirtir. Türk kelimesi, gerek İslâm, gerek Iran ve gerekse Tevrat'ta geçmektedir. Tevrat'ta Türkler'in Hazret-i. Nuh'un oğlu Yafes'in soyundan geldiği kabul edilir.

    Cengiz Han'ın soyundan gelen Ebülgazi Bahadır Han, 1660 tarihinde yazmış olduğu Şecere-i Terâkime (Türklerin Soy Kütüğü) adlı eserinde şu bilgilere yer verir:

    "... Nuh Peygamber üç oğlunun her birini bir yere gönderdi. Hâm adlı oğlunu Hindistan ülkesine gönderdi; sâm adlı oğlunu İran memleketine gönderdi ve Yâfes adlı oğlunu Kuzey Kutbu tarafına gönderdi. Ve üçüne de dedi ki; Irisanoğullarındah siz üçünüzden başka kimse kalmadı. Şimdi üçünüz üç yurtta durun. Ne zaman çoluk çocuğunuz çoğalırsa, o yerleri yurt kılıp oturun, dedi.

  Yâfes'e bazıları Peygamber idi demişlerdir ve bazıları peygamber değil demişlerdir. Yâfes, babasının emri ile Cûdi dağından gidip İdil ve Yayık suyunun yakasına vardı. İkiyüzelliyıl orada durdu, sonra vefat etti. Sekiz oğlu var idi. Çocukları pek çok olmuştu. Çocuklarının adları şunlardır: Türk, Hazar, Sak-lap, Rus, Ming, Çin, Kimeri, Tarih.

    Yâfes öleceği sırada büyük oğlu Türk'ü yerine oturtup, diğer çocuklarına dedi ki: Türk'ü kendinize padişah bilip, onun sözünden çıkmayın, dedi. Türk'e Yâfesoğlu diye lakap taktılar. Çok edepli ve akıllı insan idi. Babasıyla birçok yerleri gezdi ve gördü. Sonra bir yeri beğenip orada oturdu. Bugün o yere Isıg Köl derler. Çadır evi (otağı) o çıkardı. Türkler'in içindeki bazı âdetler var, ondan kaldı..."

    Türkler, üç beyaz ırk grubundan "Europid" grubunun "Turanid" tipinden gelir. Kafa yapıları "Brakisefal" (Yuvarlak kafalı)dır. Ortaçağ ve Iran kaynaklarında Türk sözü, "Güzel insan" karşılığı kullanılmıştır.

    Türkler'in anavatanı Orta Asya'dır. 9. yüzyıldan itibaren, Orta Asya'da yaşayan Türkler; nüfus fazlalığı, mer'a yetersizliği, su kıtlığı gibi sebeplerle  göç etmeye başlamışlardır. Orta Asya'dan dört bir yana gerçekleşen bu göçlerin en önemlisi batı yönünde olmuştur. Batı yönünde gerçekleşen göçler sonucu, 11. yüzyılda Anadolu Türkleşmiş ve daha sonra Avrupa içlerine kadar yayılmışlardır. 20. yüzyılda ise dünyanın bütün kıt'alarına dağılmışlardır. Avustralya'dan Brezilya'ya kadar, dünyanın her tarafında, bugün Türk vardır.

    Türkler üzerinde geniş araştırmalar yapan Alman araştırmacı Blumenthal ise, Türkler hakkında şunları kaydeder: "Türkler denilince biz Almanlar, çoğu zaman bizde yaşayan ve Boğaz'dan (İstanbul Boğazı) gelen işçileri gözümüzde canlandırırız. Fakat son iki bin yıl içerisinde neredeyse Avrupa'nın ve Asya'nın bütün halkları, bu Türk halkları ile temas halinde oldu ve onları vahşi savaşçılar olarak tanıdılar. Lakin bu göçlerle birlikte neredeyse her zaman kültürel yenilikler ve kültürel ilerlemeler meydana gelmiştir. Böylece denilebilir ki; Eğer Türk halkaları olmasaydı, bugün Avrupa daha kötü durumda olurdu."

   Türkler'in İslâmiyet'le tanışmaları, Halife Hz. Ömer (r.a.) döneminden başlar. Daha sonraki yıllarda Türkler'in topluluklar halinde müslüman olduğu görülür. Hz. Muhammed (s.a.v)'in amcası Hz. Abbas (r.a.)'ın küçük oğlu Hz. Kusem'in türbesi, bugün Özbekistan'ın Semerkand şehrindedir. Türkler, müslüman olduktan sonra tarihte büyük imparatorluklar ve medeniyetler kurmuşlardır. Bunlara Müslüman Türk Medeniyetleri denmektedir.

Türk Dünyası'nın Konumu

    Türk Dünyası, yeryüzü üzerinde, Ekvatora göre Kuzey Yarımküresinde, Başmeridyen'e göre ise Doğu Yarımküresinde yer almaktadır. Matematik konum olarak, yaklaşık 20° Doğu (Batı Trakya), 90° Doğu (Turfan Havzası) boylamları ile 35° Kuzey (KKTC), 55° Kuzey (Kazakistan) enlemleri arasında, kabaca bir dikdörtgeni oluşturur. Dikdörtgenin eni 79 boylam derecesine eşit olarak, 280 dakikalık (4 saat 40 dakika) bir zaman dilimine tekabül eder. Kuzey-Güney doğrultusundaki boy farkı ise 20 enlem derecesidir ki, 2.220 km.'lik bir mesafedir.

    Özel konumu itibariyle, Türk Dünyası; Asya kıt'asının orta ve güneybatısında, adeta Eski kara kütlelerinin tam ortasında yer almaktadır. Okyanuslara bağlantısı, batıda Türkiye üzerinden Karadeniz, Ege ve Akdeniz aracılığı ile olmakta ve Atlas Okyanusu bağlantılı denizyolu ulaşımı yapılmaktadır. Türk ülkeleri birbirleriyle kara sınırı ile bağlantılı olduğundan, kara ulaşımı kolaylığına sahiptir. Öte yandan Türk Dünyası, Asya-Avrupa-Afrika ülkeleri arasındaki havayolu bağlantısını sağladığından büyük bir önemi vardır.

    Türk Dünyası, bir bütün olarak; kuzeyden Rusya Federasyonu, doğudan Çin, güneyden Pakistan, Afganistan ve Iran, güneybatıdan Arap ülkeleri ve batıdan ise Avrupa ülkeleriyle sınırlıdır. Ancak Türkiye-Nahçıvan ile diğer Türk ülkeleri, Ermenistan topraklan ile kesintiye uğramaktadır.

   Türk Ülkeleri'nin tamamı, orta enlemlerde, yani orta kuşakta yer almaktadır. Bu itibarla tropikal ve kutup iklimleri görülmez, iklim şartları bakımından tarım ve hayvancılığa elverişli topraklara sahiptir, insan hayatı için çok iyi bir ortam oluşturan Türk Dünyası toprakları, öteden beri köklü kültür ve medeniyetlerin kurulmasına yol açmıştır.

    Türk Dünyası'nın toplam nüfusu; bugün için , yaklaşık olarak 250 milyonu aşar. Söz konusu bu toplam nüfusun % 25'i Türkiye'de yaşamaktadır. Türk Dünyası'nın dil, din, ırk, kültür ve medeniyet bakımından ortak paydaları vardır. Söz konusu bu ortak paydalar, Türk Dünyası Birliği'nin yapılanmasında önemli rol oynamaktadır.

    Tarih içinde yaşamış Türk devletlerinin yaşadıkları zaman ve mekâna bakılırsa Türkler, Batı Hunları ile 434 'den itibaren Avrupa'da yaşamaya başlamışlardır. Oysa bugünün Amerika Birleşik Devletlerinin Amerika kıtasındaki tarihî geçmişi 200 yıl öncesine ancak dayanır. Anadolu'da çeşitli Arkeolojik kazılar yaparak, Anadolu'nun Türkler'e ait olmadığını ispatlamaya çalışanlar, Amerika ve Avustralya'da da araştırma yapmalıdırlar.

    Dünya ölçeğinde, zaman ve mekân ilişkisi kurularak ve Siyasî Coğrafya'nın süzgecinden geçirilerek denilebilir ki; Japon Denizinden Adriyatik Denizi'ne kadar uzanan geniş topraklar, Türk Dünyası olarak kabul edilmelidir.

    Ve bugün Türk Dünyası, Batı Avrupa ve Rusya'yı güneyden bir hilâl şeklinde çevirmektedir. 

    19. ve 20. yüzyılda aralıksız süren Türk soykırımına rağmen, bu hilâl hâlâ dimdik ayaktadır.

 


 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür