Türkler İslamın Bayraktarı

Prof. Dr. Ercüment Kuran 29.01.2019 2174
resim
T
ürkler’in Müslüman olmaları, dünya tarihinin önemli olaylarından biridir. İslamiyeti kabul eden ilk Türkler, VII. yüzyılda bugünkü Türkistan’da yaşadıkları bilinen Karahanlılar’dır. X. yüzyıl başında Buğra Han, kendi inançlarına uygun düşen İslâm dinine girdi. Afganistan’da oturan Gazneliler de az sonra Müslüman oldular. Gazneliler Sultan Mahmud XI. yüzyılın ilk çeyreğinde Hindistan’ın kuzeyini fethederek bu ülkeyi İslamlaştırdı.

Aral Gölü’nün kuzeyinde yaşayan Oğuz Türkleri’nin Kınık boyundan Selçuk’un öncülüğünde, 960 yılına doğru Maveraünnehr’e göç etmeleri ve Selçuk’un torunu Çağrı Bey’in kumandasında 1040’da Dandanakan muharebesinde Gazneli Mahmud’un ordusunu yenmeleri sonunda, Horasan’da Selçuklu Devleti kuruldu. Tuğrul Bey’in Bağdad’ı 1055’de zaptederek Abbasi halifesini himayesine alması, Türkler’in İslam dünyasına hakim olmasını sağladı. 

1072’den 1092’ye kadar süren Melikşah’ın saltanatı zamanında Büyük Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşamıştır. Bu devirde imparatorluğun hudutları Çin’den Akdeniz kıyılarına kadar uzanıyordu. Osman Turan’a göre “Selçukluların Medeniyet tarihinde en büyük hizmetleri, İslâm dünyasının her tarafına cami, medrese, kütüphane, tıp mektebi, hastane, imaret, zaviye, kervansaraylar ile doldurmaları, bu müesseselere büyük vakıflar yapmaları”dır. Sultanlar İslam alimleri ve sanatçılarını da saraylarında korumuşlar, onlara bol atiyeler vermişlerdi. Büyük Selçuklu Devleti, Sencer’in 1157’de vefatiyle yıkılmıştır. 

İkincin Vatan Anadolu

Ne var ki, Çağrı’nın oğlu Sultan Alparslan’ın 1071’de Malazgirt muharebesinde Bizans ordusunu yenmesi ardından Selçuklular Anadolu’yu fethetmişler ve burasını Türklerin ikinci vatanı yapmışlardır. Kutalmışoğlu Süleyman Bey’in İslam gazileri başında savaşarak kurduğu devlet, Abbasi halifesi tarafından tanındığı gibi, adaletli yönetimiyle de yerli Hıristiyanların desteğini sağlamıştır. Sultan I. Kılıç Arslan, Anadolu’da ilerleyen Haçlı ordularına kahramanca direndiği, II. Kılıç Arslan da 1176’da Miryakefalon’da Bizanslılara karşı kazandığı zaferden sonra, memleketin iktisadi ve kültürel gelişmesine önem verdi. 

Gıyaseddin Keyhüsrev’in 1207’de Antalya’yı, oğlu İzzeddin Keykavus’un 1214’de Sinop’u fethetmesiyle halkın refahı daha da arttı. Alaeddin Keykubad’ın saltanatında Anadolu Selçuklu Devleti altın çağını yaşadı. Gerçekten, 1220’den 1237’ye kadar devam eden dönemde payitaht Konya’da, Kayseri, Sivas, Erzurum ve diğer şehirlerde camiler, medreseler, hastaneler, hanlar ve türbeler inşa edildi, şehirleri birbirine bağlayan ticaret yollarında, köprüler, kervansaraylar yapıldı. Memlekette hakim olan hoşgörü, ünlü mutasavvıflar Mevlana Celaleddin-i Rumi’yi, Horasan’dan Muhyiddin-i Arabi’yi Endülüs’ten Konya’ya çekmiştir. Bu yıllarda Yunus Emre’de en güzel Türkçe ilahileri Anadolu’da söylemiştir.

XIII. yüzyıl ortalarında başlayan Moğol istilası, bu medeniyeti duraklatmış, fakat 1308’de Selçuklu Sultanlığının ortadan kalmasından sonra da Anadolu’da teşekkül eden Türk beylikleri memleketin Türklüğüne hayatiyet kazandırmışlar ve medeniyeti yaşatmışlardır. 

Nöbet Osmanlılarda

Anadolu Selçuklu Devleti’nin halefi Karamanoğlu veya Germiyanoğlu gibi büyük beylikler değil, Bizans’a karşı cihad sürdürmeye coğrafi bakımdan en müsait durumda bulunan küçük Osmanlı beyliği oldu. Beyliğin kurucusu Oğuzlar’ın Kayı boyuna mensup Osman Bey’dir. Aşiretiyle Bilecik yakınlarındaki Söğüt’e gelip yerleşmişti. Oğlu Orhan Bey, 1326’da Bursa’ya girdi. Osmanlılar 1354’de Çanakkale boğazından Avrupa’ya geçtiler, I. Murad zamanında da Rumeli’nin fethine başladılar.

Tarihçi Paul Wittek “Osman Gazi’nin halefleri Sultanlar haline geldiler; onların etrafından, karakterini, dil ve ırktan ziyade din ve medeniyetin tayin ettiği bir Osmanlı cemiyeti teşekkül etti” görüşünü açıklar.

Osmanlılar, fethettikleri memleketlere barış getiriyorlar, halka adaletli davranıyorlardı.
Nitekim XV. Yüzyıl başında Yıldırım Bayezid’in Ankara civarında Timur’a yenilmesi üzerine, devlet parçalanma tehlikesi ile karşılaştıysa da, Osmanlı yönetiminden memnun olan Balkan Hıristiyanları ayaklanmamışlardır. 

II. Mehmed’in 1453’te İstanbul’u Bizanslılardan alması, Osmanlı Devleti’ne İmparatorluk vasfı kazandırdı. Yavuz Sultan Selim Suriye ve Mısır’ı imparatorluğa kattıktan başka, Mekke ve Medine’nin anahtarlarını teslim alarak “Hâdimü’l-Harameyn” unvanını elde etti. 1520’den 1566’ya kadar padişah olan Kanuni Sultan Süleyman zamanında, Osmanlı medeniyeti en yüksek seviyesine ulaşmıştır.

Edebiyatta Baki ile Fuzuli, İslami ilimlerde Kemal Paşa-zâde ve Ebussuud Efendiler, mimaride Sinan, hat sanatında, Karahisarî ölümsüz eserlerini bu devirde meydana getirmişlerdir. Hayırsever kişilerin vakıfları sayesinde pek çok din ve eğitim müessesesi yaşatılmış, imaret, hastane gibi muhtaçlara fîsebîli’llâh hizmet veren tesisler kurmuştur.

Osmanlı Devleti XVII. Yüzyıl sonunda askeri ve siyasi sahalarda gerilemeye başlamış, buna rağmen kültür hayatında ilerleme durmamıştır. Nitekim, o yüzyılda Evliya Çelebi ünlü Seyahatnamesi’ni yazmış, XVIII. yüzyılda Topkapı Sarayı önünde Sultan Ahmed Çeşmesi gibi bir mimari şaheser inşa edildikten başka, şair Nedim ve musiki ustası Itrî yetişmiş. XIX. yüzyılda da Cevdet Paşa “Mecelle” adlı hukuk abidesini ortaya koşmuştur.

Osmanlı sosyal hayatında tarikatların önemli yeri olmuştur. Gerçekte tekkeler, son zamanlarda gerilemiş olmakla birlikte, kültür ve sanat merkezleriydiler. Celaleddin Rumi’nin Konya’da kurduğu Mevlevilik toplumun yüksek tabakasına manevi destek sağlamış, Horasan erenlerinden Hacı Bektaş’ın Selçuklu çağında temelini attığına inanılan Bektaşilik ise sonraları Yeniçeri ocağının tarikatı, Hacı Bektaş da pîr olarak kabul edilmiş ve halk arasında yayılmıştır.


 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür