Türkiye’deki Türkistanlılar

Prof. Dr. Orhan Kavuncu 01.06.2013 3786
T

ürkiye'ye Türkistanlılar ne zaman gelmeye başladı? Malazgirt savaşı 1071 yılında oldu. O yıllarda Selçukluların Anadolu topraklarına geldiği yerler Hazar Denizi'nin batısında Aral Denizi'nin kuzey doğusunu içine alan Deşti Kıpçak denen topraklardı.

Hazar'ın öbür tarafında bu Deşti Kıpçak yöresini de içine alan topraklara o zaman da Türkistan deniyordu. Dolaysıyla Türkiye'deki Türkistanlıların tarihini o, yıllarla başlatmak gerekiyor. Sonra bu toplu gelişler, Osmanlı Devleti'ni kuran Kayıların geldiği yıllara kadar, ondan sonra da, 200 seneden fazla devam etti.

İran'da, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da, Irak ve Suriye'de hüküm süren Memlûkler, Akkoyunlu, Karakoyunlu devletleri, Atabeylikler ve beylikler çeşitli tarihlerde Türkistan'dan bu tarafa çeşitli sebeplerle göç eden çoğunluğu Oğuz boyunda aşiretler tarafından kuruldu.

Horasan Erenleri

Horasan Erenleri veya Yesevi dervişleri bu topluluklar arasında veya münferit olarak Anadolu'ya geliyor, insanlara Allah indindeki dini, İslâm’ı anlatarak ve benimseterek Anadolu'nun sadece fiziki olarak değil, zihni ve manevi olarak da Türkleşmesine hizmet ediyorlardı.

Bunlar arasında Hazreti Mevlana ve hocası Kayseri'de medfun Seyit Burhaneddin, Hacı Bektaş Veli hazretleri, Anadolu'da Ankara Çamlıdere, Tarsus, Gerede gibi bir kaç yerinde medfun Semerkandiler, Yunus Emre'nin mürşidi Taptuk Emre ve onun mürşidi Sarı Saltuk hemen akla geliveren isimlerdir.

İznik'in fethi sırasında Türkistan'dan gelip Osmanlı ordusunda görev yapan ve şehit olan Kırgız askerlerin hatırasına bugün İznik'te bir anıt vardır. Ankara savaşı öncesinde Yıldırım Bayezid'e damat olan Emir Sultan, Şahı Nakşibendî hazretlerinin mürşidi Seyid Emir Külâl'in oğludur. Bunlar biz bilemesek de hikmeti olan garip işler; bir tarafta Timur'un yanında Seyit Bereke, öbür tarafta Yıldırım Bayezid Han'ın yanında Emir Sultan...

Fakat "Türkiye'deki Türkistanlılar" deyince biz daha sonraki yıllarda cereyan eden münferit veya toplu gelişleri anlamalıyız. Bunlardan ilk bahsetmemiz gereken Türkistan Hicaz'a Hac yoludur.

Hac Yolunda

Türkistanlı Hacı adayları, İstanbul'daki halifeyi ziyaret etmeyi, Hac ibadetlerine giderken önemli bir "ilk adım" kabul ediyorlardı, İstanbul’a gelen Hacı adayları yollarına ya karadan Anadolu üzerinden veya denizden İzmir üzerinden devam ederlerdi.

Bu yol güzergâhları üzerinde kurulan konaklama yerlerinde yerleşimler oldu. Meselâ İzmir'in Urla ilçesine bağlı Özbek köyünün bu şekilde oluştuğunu söyleyebiliriz. Yine Bolu'nun Kıbrısçık ilçesinde, Özbek olduğunu söyleyen insanlar vardır. Burada Fergana vadisinin meşhur Kızıl pirinci yetişir. 

Gaziantep'te yine Türkistan'a mahsus "maş" denilen baklagillerden bir bitkinin mercimek-bezelye arası bir görüntüye sahip daneleri yine "maş" adıyla Antep mutfağında kullanılmaktadır. Büyük şairimiz, İstiklâl marşımızın yazarı Mehmet Akif merhumun annesi Emine Şerif hanım, bu şekilde Hac yolunda Amasya'da vefat etmiş bir Buharalının kızıdır.

XIX. asır sonlarından itibaren son dönem toplu geliş dalgası başlar. Sibirya Özbekleri veya Omsk Tatarları diye bilinen taifeden bir grup, Konya'nın Cihanbeyli ilçesinin Böğrüdelik (ilk yerleşimde adı Reşadiye) köyüne yerleşir.

O zamanın bilinen araştırmacı seyyah yazarlarından mücadele adamı, "Japonya ve Asya Müslümanları" kitabının yazarı Abdürreşit İbrahim bu köye yerleşenlerdendir. Yerleşimden 5 sene sonra Çanakkale Savaşı başlamış, askere çağrılmadıkları halde gönüllü giderek Çanakkale'de 30 şehit vermişlerdir.

Bugün köyde yerleşenler kendilerinin Sibirya'dan geldiklerini bilmekte, bir kısmı Kırgız, bir kısmı Tatar, bir kısmı da Özbek olduklarını ifade etmektedirler. Muhtemelen bunların hepsi doğrudur, köye gelen ilk kafile Özbek, Kırgız ve Tatarlardan meydana gelmiş olmalıdır.

Birinci Cihan Savaşından Sonra

Balkan ve Birinci Dünya savaşlarında, Halifenin ordusunda görev yapmak niyetiyle gelenler vardır. Hacı Yoldaş ve arkadaşları, "Hacca gidiyoruz" diyerek Türkistan'dan ayrılmışlar, Balkan harbine iştirak ettikten sonra gerçekten Hac için Hicaza varmışlar, fakat Hac mevsimini beklerken Birinci Dünya Savaşı patlak vermiştir.

Bunun üzerine tekrar orduya müracaat emişler ve Süveyş Kanalı'nda cepheye katılmışlardır. Savaşın hitamında Hac farizesini yerine getiren grup Anadolu'ya geçmiş Çukurova'da Fransızlara karşı kahramanca savaşmışlar, şehit vermişlerdir. Bugün Tarsus'ta onlar adına, Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz'ın kadirşinaslığıyla dikilmiş bir şehitlik abidesi vardır.

Birinci Dünya Harbi sonlarına doğru 1917'de Hicaz'dan bir başka grup Adana'ya gelir. Medine İngilizlere teslim edileceği zaman komutan Fahrettin Paşa "Burada Buhariler bize çok yardım etti. Korkarım bizden sonra onlara iyi muamele edilmez. Buharilerden isteyenler Osmanlı askerini tahliye edecek olan trene binsin" der. Bunun üzerine bir grup aile bu trenle Adana'ya gelir ve Sular mevkiine geçici olarak yerleşirler. Sonra Çukurova'nın muhtelif şehirlerine dağılırlar.

Benim dedem Abdurrahman Hoca, İlker Medeni'nin büyük dedesi Egemberdi Hoca, Tarsus'ta Hafız Abdullah amca, Osmaniye'de kunduracı Abdürrahim Akbay bunlar arasındadır. Bunlar da İstiklâl Harbi'nde görevler yaparlar. Gaziantep'in kurtuluş mücadelesinde görev alan, çetelere barut temin eden bombacı lakabıyla meşhur Sait Bey, aslen Doğu Türkistanlı olup insanların hafızasında yaşamaktadır.

Sonra münferit gelişler olur. Sovyetler Birliği'ndeki baskılardan, Çin mezaliminden kaçan kardeşlerimizin başlıca ilticagâhı Türkiye'dir. Annemin babası Nasrullah Yasa, Şakir Altaylı, Doğu Türkistanlı Maksum ve Rabia Yoldaşçan, Mümin Ötkür, Veli Tuygun bunlar arasında akla gelen isimlerdir. Ceyhan'a yerleşmiş olan Emrullah amca, Hacı Azim eke, Mullahun eke, Kasap eke, Adana'ya yerleşmiş bulunan Şirmet Bek ve kardeşi Nurmuhammed Bek bu ilk gelenlerdendir.

Ceyhan'ın Kırmıt (bugün Sağkaya) köyüne gelip yerleşen Karakalpaklar da Cumhuriyetin 15. yılında gelen Türkistanlılardandır. İstanbul Üniversitesi'nde çalışan Prof. Dr. Abdülkadir Donuk bu köyden yetişmiş bir aydınımızdır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Avrupa'dan gelen aydınlardan da bahsetmek gerekir. Bunlar Türkistan'daki ceditçi hareketin önderi durumundaki öğretmenleri tarafından titizlikle seçilip Avrupa'ya okumaya gönderilmiş gençler ve Ruslara karşı bağımsızlık mücadelesinden dolayı öz vatanında mücrim duruma düşmüş dava adamlarıdır.

Sadri Maksudi, Zeki Velidi, Abdülkadir İnan gibi idil Ural Türlerinden büyükler ikinci gruptan örneklerdir. Avrupa'ya okumaya gönderilen gençlerden memlekete dönenler yeni Bolşevik rejimin kurbanları olur; çoğu öldürülür veya Sibirya'ya sürgün edilir. Kalanlardan bir kısmı için çare Türkiye'dir. Türkiye'ye gelirler ve hemen tamamı profesörlüğe kadar yükselir ve genç cumhuriyet üniversitelerinde bazı bilim dallarının kurucu başkanları olurlar.

İbrahim Yarkın zootekni, Tahir Çağatay sosyoloji, Sait Ali Ankara fizik, Mecit İbrahim Okay kimya, ağabeyi Ahmetcan Okay jeoloji dallarında Türk bilim hayatına önemli katkılarda bulunurlar.

İkinci Dünya Harbinden Sonra

İkinci Dünya Harbi'nin mazlum ve mağdurları da vardır Türkiye'ye gelenler arasında. İkinci Dünya Harbi'nin Alman Rus Harbi'nde Almanlara esir düşen Sovyet Müslümanları Almanların lejyonlar oluşturma teklifini, istiklâl için bir imkân olarak görürler.

Savaş Rusların galibiyeti ile bitince de çoğu Sovyetlere teslim edilir ve ihanetten yargılanırlar. Kaçabilenler çeşitli ülkelerde hayatlarını sürdürür. Bunlardan Baymirza Hayit rahmetli Almanya'da büyük bir Türkolog olur. Ruzi Nazar Amerikan istihbarat örgütü CİA'da önemli görevler yapar. Azadbeg'in babası Dr. Vakıfbeg Kerimi Pakistan'a yerleşir. Ben Türkiye'ye gelebilenlerden ikisini tanıdım.

Ankara'da Kazak Abdurrahman Yunusoğlu ve İzmir’de Özbek Burhaneddin Semerkantlı; ikisi de vatan hasretiyle vefat ettiler. Mekânları cennet olsun. 1950'den sonra Adana ve Akşehir'e Afganistan üzerinden gelip yerleşen batı Türkistanlılar vardır. Bunların çoğu Özbek, bir kısmı Türkmen ve Kırgız'dır.

O yıllarda Doğu Türkistan'dan da gelenler olur. Kazaklar Niğde Altay köyünde ve Salihli'de yerleştirilir. Alibeg Hâkim, Hasan Oraltay, Hızırbeg Gayretullah bu kafilelerde yer alan güzide isimlerdir. Uygurlar gelir. İsa Yusuf Alptekin, Mehmet Emin Buğra ve Salih Baykuzu gibi isimlerin öncülük ettiği bu Uygur grupları, daha çok İstanbul'da Zeytinburnu'nda yerleşmişlerdir.

Nihayet son geliş Afganistan'dandır. 1982 yılında Rus işgali altındaki Afganistan'dan gelen Özbek grupları Gaziantep'e, Hatay Ovakent'e, Şanlıurfa Ceylanpınar'a, Türkmenler Tokat Yeşilyurt'a, büyük Rahmankulu'nun önderliğindeki Kırgızlar, Van Erciş Ulupamir'e yerleştirilirler.

Türkiye'deki Türkistanlılar, Türkiye'deki kardeşleri tarafından yadırganmadılar. Muhacir duygusuna kapılmadan kendilerini anavatanda hissederek yaşıyorlar. Munis insanlar olarak biliniyorlar. Çalışkan ve okumaya hevesliler.

Aralarından iyi aydınlar yetişti. Prof. Dr. Nadir Devlet, Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Abdülkadir Donuk, Prof. Dr. Ahat Andican, Enver Altaylı, Prof. Dr. Abdülvahap Kara, Prof. Dr. Salih Aynural halen Türkiye'de ilim ve fikir hayatında önemli hizmetler yapıyor.

Temiz ahlâklı, dürüst ve çalışkan bir şahsiyet, bilgi sahibi olma arzusu, büyük bir geleceği hak etmek için gereklidir. Bu özelliklerle bezenmiş bir topluluktan çok güzel işler çıkar. İşte Türkiye'deki Türkistanlılar böyle bir topluluktur. Yeryüzünün, zamanımız insanlığının, bu özelliklere sahip Türklere ihtiyacı var. Biz Türkiye'si, Azerbaycan'ı, Batı ve Doğu Türkistan'ı, Tataristan ve Başkırdistan'ı ile işte o Türkleriz.

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür