Türkistanlı Bir İhtiyarın Anlattıkları

Enver Altaylı 24.09.2013 3591

Enver Altaylı tarafından hazırlanan  "Esir Türk İllerinde 90 Gün" isimli eserden bir hatırayı aşağıda sunuyoruz.
...

E
rtesi gün Buhara yakınlarındaki bir kasabaya götürdüler. Burada misafir olduğum evde çok yaşlı bir bey yaşıyordu. Kimsesi yokmuş. Türkistan Millî Mücadelesi sırasında bütün yakınlarını kaybetmiş. Bir oğlunu Tacikistan’a kaçırtmış. Oğlunun daha sonra Afganistan’a, oradan Türkiye’ye gittiğini öğrenmiş. Benimle konuşmak istiyordu.

Dostlar arasında olduğumuz için bu yaşlı adamın kulağına benim bir süre önce Türkiye’de bulunduğumu haber vermişler. İki gözü de görmüyordu. Sibirya’da çalışma kampında gözleri kör olmuş. Kolumdan bir baba şefkatiyle tuttu, rengi, şeffaflığı ve güzelliği bozulmamış gözlerinden yaşlar boşandı:

 – "Sen bana oğlumun kokusunu getirdin!" dedi.

İhtiyarın çok asîl bir hali vardı. Hemen ellerine sarıldım. Öpmek istedim öptürmedi.

Ne mutlu bana ki, sizi birazcık memnun ettim. Hiçbir şey yapmadan, bir zahmete katlanmadan hem de.

– "İşte buraya yanımıza kadar geldin ya, Türk illerinden Hür Türk vatanından bize selâmlar getirdin ya. Ay-Yıldızlı bayrağın kokusunu bize getirdin ya."

Ne de güzel konuşuyordu. Bu şahsı ve hayat hikâyesini merak ettim. Bir fırsatını bulum sordum. Bu günlere nasıl geldiğini öğrenmek istediğimi söyledim.

– "Bize düşen bu kadar hadiseden sonra güzel bir sabır ve Allah’a şükretmektir. Yakında göçeceğimiz manâ âlemi için hazırlık yapmaktır. Evlât sen sordun ben anlatayım."

İhtiyar derin derin içini çekti ve anlatmaya başladı:

-"Türk Bayrağını benim yerime doya doya seyret!"

Biz Fergane Eyaleti’nde yaşayan çok büyük bir aile idik. Geniş topraklarımız, sürülerimiz vardı. Atalarım çok daha önceleri Kuzey Türkistan’dan gelerek o bölgeye yerleşmişler. Biz Kıpçak Türklerindeniz. Kazakistan’da oturmakta olan akrabalarımızdan bir kısmı gelir ve bizi ziyaret ederlerdi. Tarih boyu bizim topraklarımıza düşman ayağı değmemiştir, Rus ayağından başka. 1917 İhtilâli geldi çattı. 

Fergane eyaleti Türkistan Millî Mücadelesinin merkezi oldu. Biz de bütün gücümüzle millî mücadeleye katıldık. Rahmankul Korbaşı benim yakın dostumdu. Korbaşı ile birlikte omuz omuza Ruslara karşı savaştık. Ben Korbaşı’nın emrindeki askerlerin iaşe, silah ve giyecek masraflarını karşılıyordum. Ancak millî mücadele muvaffak olmadı. Korbaşı ve ben tutuklandık. Kızıl Ordu Askerî Mahkemesi bütün aile fertlerini gözaltına aldı. 

Ben ve Korbaşı idama mahkûm edildik. Kardeşlerim, diğer akrabalarım da hep ölüm cezasına mahkûm edildiler. Hepsinin cezaları infaz edildi. Nedense benim cezam müebbet sürgün ve temerküz kampı cezasına çevrildi. 

Oğullarımdan birini, Tacikistan Komünist Partisi’ne girmiş olan eski dostlarımdan ve parti içinde mücadele vermek için partiye sızmış olan bir dostumun yanına gönderdim. Yavrumu himaye etmişler, daha sonra da Afganistan’a gitmesine göz yummuşlar. O da Afganistan’dan Türkiye’ye gitmiş. İnşallah büyük bir aile olmuştur. Şayet yaşıyorsa ve büyük bir aile olmuşsa gözüm arkada gitmeyeceğim.

Küçük çocuklarım ve hanımımla birlikte bizi Sibirya’ya sürdüler. Küçük bir kızım ve iki oğlum vardı. Çocuklarım benim yanımda, Sibirya’daki temerküz kamplarında öldü. Karım yine donarak öldü. Ben hayatın yükünü taşımak zorunda kaldım. Birkaç yıl önce çok yaşlandığım için serbest bıraktılar. Şimdi bu köyde yaşıyorum. Türkiye’ye gidersen, o ülkenin toprağını öp, Türk bayrağını benim görmeyen gözlerimin yerine doya doya seyret.

Yaşlı adamın anlattıkları beni çok hislendirmişti. Bu imha edilen milyonlarca Türkistanlı aileden birinin hikâyesiydi.



İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür