Türkistan’dan Türkiye’ye Manevi Köprü Kuran Alperenler, Âlim Ve Veliler

Numan A. Ünal 14.06.2020 2092
resim
1

1. asırda Türkistan’dan ilk büyük Türk göçü, Karadeniz’in kuzeyinden Balkanlara doğru oldu. Peçenek ve Kuman Türkleri Balkan yarım adasına yerleşti. Ne yazık ki, bunlar İslam diniyle şereflenemeyerek gelmişti. Etraflarını saran Hristiyan devletlerin baskısı ile kısa zamanda kimliklerini unuttular. Ananelerini kaybettiler. Eridiler, yok oldular.

Selçuklu Sultanı Muhammed Alpaslan 1071 senesinde Malazgirt’te Rum imparatoru Roman Diyojen komutasındaki, 200 binden fazla Bizans ordusunu, 40 bin kahramanla mağlup etti. Böylece Anadolu kapıları Türklere açıldı. Eğer bu muhteşem zafer kazanılmasaydı bugün biz Türkler Anadolu’da olamazdık.

Bu büyük zaferden sonra İslam ile şereflenmiş Oğuz, Türkmen, Özbek ve Avşar Türk boyları akın akın gelerek, süratle Anadolu’yu İslamlaştırmaya, Türkleştirmeye başladılar. 1071 senesinde Selçuklu şehzadelerinden Kutalmışoğlu Süleyman Şah, başkenti İznik olan Anadolu Selçuklu Devleti’ni kurdu. Türkler üç yıl içinde Malazgirt’ten Üsküdar’a ulaştı.

Merhum Seyyid Ahmet Arvasi: “Muhammed Alpaslan’ın kazandığı Malazgirt zaferi, yalnız Bizans’a karşı kazanılmış muhteşem bir meydan muharebesinden ibaret değildir. Bu zafer, bütün Türk–İslam kültür ve medeniyetine ve daha nice maddi ve manevi fetihlere beşik olacak, mukaddes bir başlangıcın da besmelesi olmuştur. Yani bu zafer sevgili Anadolu’muzun Müslüman–Türk kanı ve imanıyla yeni baştan da yoğruluşunun ilk hamlesidir.” demektedir.

Yesevî Dervişleri Anadolu’da

Anadolu’nun Türkleşmesinde – İslamlaşmasında, Pîr-i Türkistan Ahmed Yesevi hazretlerinin dervişleri, Alperenler ve Horasan Erenleri denilen müridlerinin büyük rolü oldu. Bugün Anadolu’nun her yerinde halkın hürmet ve muhabbetle ziyaret ettiği pek çok mezar ve türbeler, İslam’ı yaymak için gelen Ahmed Yesevi’nin dervişlerinindir.

Türkistan’dan Gelen Âlim ve Veliler

Türkistan’dan Anadolu’ya gelerek İslamî ilimlerin gelişmesine ve yerleşmesine vesile olan pek çok âlim ve evliya var. Bunların bazılarının hayatından kısaca bahsedelim:

Seyyid Burhâneddîn Tirmizî: 1165’te Türkistan’ın Tirmiz şehrinde doğdu. Tirmiz, bugünkü Özbekistan’da Ceyhun Nehri’nin kuzeyindedir. Büyük hadis âlimi İmam-ı Tirmizî hazretleri de buralıdır. Seyyid Burhâneddîn Tirmizî hazretleri Mevlana Celalettin Rumî’nin hocasıdır. 1240’ta Kayseri’de vefat etti.

Mevlana Celâleddin Rumî: 1207’de Güney Türkistan’ın Afganistan’daki Belh şehrinde doğdu. 1273’te Konya’da vefat etti. Büyük İslam âlimlerindendir. Mesnevisi çok meşhurdur.

Muhammed Hâdimî: Büyük velî, tasavvuf ve fıkıh âlimidir. Dedesi Hüsamettin Efendi Buhara’nın tanınmış âlimlerinden velî bir zat idi. Muhammed Hâdimî hazretleri 1701’de Konya’nın Hâdim ilçesinde doğdu. 1762’de burada vefat etti. Pek çok kıymetli eserleri vardır.

Muhammed Murâd-ı Münzâvî: İstanbul’un en büyük üç evliyasından biridir. 1643’te Buhara’da doğdu. 1741’de İstanbul’da vefat etti. 6 yıl da Bursa’da kaldı. Kuran-ı Kerim tefsiri çok kıymetlidir. Tefsirinde Arapça, Farsça ve Türkçe bir aradadır. Türbesi Eyüp Sultan’dadır. Ziyaret edenler, feyzinden, bereketinden istifade etmektedir.

Baba Haydar Semerkandî: Ubeydullah-i Ahrâr hazretlerinin talebelerinin yükseklerinden ve halifelerindendir. Kanuni Sultan Süleyman bunun büyüklüğünü anlayıp kendisi için Eyüp Sultan’da bir camii yaptırdı. Vefat edinceye kadar bu camide imamlık yaptı, vaaz verdi. Kabri bu camiinin yanındadır.

Molla Arap Bursevî: Babası Türkistan’dan Antakya’ya geldi. Kendisi burada doğdu. 1532’de Bursa’da vefat etti. Türbesi Molla Arap Camii’nin yakınındadır. Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi’ne katıldı. Askere vaaz ve nasihat verdi. Kendisi dua eder; Padişah da “âmin” derdi. Çok kıymetli eserleri vardır.

Abdullah-i Kaşgârî: 1688’de Doğu Türkistan’ın Kaşgâr şehrinde doğdu. İstanbul’a gelip Eyüp Sultan’da yerleşti. Hacı Mürteza Efendi’nin yaptırdığı Kaşgârî tekkesinde uzun yıllar halkı irşat etti. 1760’ta vefat etti. Türbesi, tekkenin bahçesindedir.

Ali Semerkandî: Osmanlı devletinin kuruluş devri evliyalarındandır. Peygamberimizin manevi işaretiyle Ankara’nın Çamlıdere beldesine geldi. Yıllarca halkı irşat etti. İslamiyet’i yaymak için çalıştı. 1457’de burada vefat etti. Buranın adı “Şeyhler” idi, sonradan Çamlıdere’ye çevrildi.

Esseyyid Muhterem Taşkendî: Seyyid, âlim, Nakşibendî tarikatının büyüklerindendir. Özbekistan’ın Taşkent şehrinde doğdu. Yüksek dinî ilimleri memleketinde tahsil etti. Hac vazifesini yaptıktan sonra İstanbul’a geldi. Devrin padişahı Kanuni Sultan Süleyman, kendisiyle yakından ilgilendi. 39 sene Nakibüleşraflık vazifesinde bulundu. 1572’de vefat etti. Türbesi Ayasofya Camii yakınındadır.

Seyyid Alâeddîn Semerkandî: Semerkant’ta doğdu. Semerkant, Buhara ve Taşkent gibi ilim merkezlerinde tefsir, fıkıh, tasavvuf ilimlerinde yüksek derecelere kavuştuktan sonra, Karaman’a geldi. Büyük âlim ve velilerdendir. 1456’da vefat etti. Kabri Mersin’in Gülnar ilçesi Zeyne kasabasındadır.

Şeyh Seyyid Abdulkâdir-i Belhî: 1839’da Güney Türkistan’ın bugün Afganistan sınırları içinde kalan Kunduz şehrinin Hankâh köyünde doğdu. İngilizler Afganistan’ı işgal ettiğinde 300 kadar talebesiyle Konya’ya hicret etti. Buradan İstanbul’a geldi. Nakşibendî Müceddidî icazetini babasından aldı. Babasının vefatından sonra Muhammed Murad-i Buharî dergâhı şeyhliğine tayin oldu. Arapça, Farsça, Çağatay Türkçesi ve İstanbul Türkçesini çok iyi bilirdi. Sevdiklerine “kuzum” diye hitap ederdi. Manzum şeklinde çok eseri vardır. Kabri, Murad-ı Münzâvî Hazretlerinin türbesinin yanındadır.

Emir Sultan: Osmanlı’nın kuruluş döneminde yaşadı. İsmi Muhammed, lakabı Şemsüddîn idi. 1368’de Buhara’da doğdu. Seyyiddir. Buhara’da doğduğu için Muhammad Buharî, Seyyid olduğu için Emir Buharî, Yıldırım Bâyezîd Han’ın damadı olduktan sonra Emir Sultan denildi. 1430’da Bursa’da vefat etti. Türbesi, kendi ismiyle anılan semttedir.

Hacı Bektâş-ı Velî: Osmanlı kuruluş devri evliyasının büyüklerindendir. 1381’de Horasan’da doğdu. Seyyid olup soyu Hazreti Ali’ye dayanır. Küçük yaşta iken babası ilim öğrenmesi için Ahmed Yesevi’nin halifesi Şeyh Lokman-ı Perende’ye teslim etti. Tahsilini tamamladıktan sonra Anadolu’ya geldi. Sultan Orhan ile sohbet etti. Yeniçeri Ocağı kurulurken duada bulundu. Kırşehir’de vefat etti. Arapça Makâlât isimli bir kitabı vardır.

Ubeydullah-ı Ahrâr: Silsile-i aliyyenin büyüklerindendir. Müslümanların göz bebeğidir. Taşkent’te doğdu. 1490’da Semerkant’ta vefat etti. Yusuf-i Nebhanî hazretleri: “Sokakta giderken ansızın atını istedi. Talebeleri ile Semerkant’ın dışına çıktı. Onlardan ayrılıp çok zaman sonra yanlarına geldi. ‘Türk Sultanı Muhammed Han, kâfirlerle harb ediyordu. Onun yardımına gittim. Galip geldi.’ dedi. Fatih İstanbul’u bu suretle aldı.” diye kaydetmektedir.  Evliyalar, Allahü teâlânın izniyle bir anda bir başka yere gidebilirler. İslamiyet’te buna “tayyimekân” denir.

Nakşibendiliğin Anadolu’ya Gelişi

Nakşibendîyye tarikatının Anadolu’ya gelmesine vesile olan evliyanın meşhurlarından Abdullah-i İlahî’dir. Kütahya’nın Simav ilçesinde doğduğu için Abdullah-i Simavî de denir. İstanbul’un Zeyrek medresesinde ilim tahsil ettikten sonra Türkistan’da Semerkant ve Buhara’ya gitti. Orada zamanın mürşid-i kâmili, büyük evliyası Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin sohbetinden feyz alıp tasavvufta yetişti. Semerkant’tan dönerken Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin müridanından Emir Ahmed Buhârî’yi de beraberinde getirdi. Emir Buhârî bir müddet Simav’da kaldıktan sonra 1447’de İstanbul’a geldi. Zamanın Padişahı II. Bâyezid Han, Fatih’te ilk Nakşibendî dergâhını yaptırdı. Daha sonra Ayvansaray ve Edirnekapı’da da birer Nakşî tekkesi kuruldu. Nakşibendiliğin İstanbul’da tanınmasında, yerleşmesinde Emir Ahmed Buhari’nin çok büyük rolü oldu.

Zamanın Kutbu

Emir Ahmed Buhârî’nin müridanından Şevâhid-ün-Nübüvve’yi Farsça’dan tercüme eden Bursalı Lâmiî Çelebi, bu kitabın sonunda, mürşidi Emir Ahmed Buharî hakkında şöyle diyor: 

“Sonra gelen evliyanın büyüklerinden biri de Emir Ahmed-i Buharî hazretleridir. Zamanımız onun irşadıyla şereflendi. Diyarımız onun ayak basmasıyla mesut oldu. İstanbul halkına büyük bir himmet olmuştur. Avam ve havvas herkes onun sohbet meclisine koşmuştur. Tam bir ihlas ile onun huzuruna gelenler, muradına erer, Allahü teâlânın rızasına uygun bir kul olurlardı. Çünkü O, tasavvuf yolları rehberi, hakikat diyarının kumandanıydı.  Allahü teâlânın lütfu ile güzel ahlak ve faziletlere sahipti. Kutbül irşad, gavs-ül evtad idi. Onun yolu sünneti seniyyeye uymak üzere kurulmuştu.

Bu fakir Lâmiî Çelebi, Seyyid Ahmed Buhârî hazretlerinin eşiğine yüz sürdüğünden beri, bizzat şahit olduğum ve onu seven güvenilir kimselerden işittiğim kerametlerini ve harikalarını yazsam büyük bir kitap olurdu. Fakat kendi zamanında bunların yazılmasına razı olmaz diye, hallerini kısaca yazdım. Çünkü maksat onun rızasını gözetmektedir. Bu “Şevâhid-ün-Nübüvve” kitabının tercümesine teşebbüste bulunmam da sırf onun işaretleri, manevi yardımları, himmetleri ve emirlerine itaat neticesinde olmuştur.  Yoksa bu işi bu fakirin yaptığı zannedilmesin.”

Emir Ahmed Buhârî hazretleri 1516’da vefat etti. Türbesi, Fatih’te kendi ismiyle anılan camiinin bahçesindedir. Müridi Lâmiî Çelebi de 1472’de Bursa’da doğdu. Türk edebiyatının önemli şahsiyetlerindendir. Arapça ve Farsça’yı çok iyi bilirdi. 1531’de Bursa’da vefat etti. Kabri Nakkaş Ali Camii haziresindedir.

Mevlana Abdurrahman Camiî hazretlerinin yazdığı ve Lâmiî Çelebi’nin Farsça’dan Türkçe’ye tercüme ettiği “Şevâhid-ün-Nübüvve” kitabının Farsça ve Türkçesi, Hakikat Kitabevi tarafından basılmıştır. 



İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür