Türkistan’dan Türkiye’ye Bir Göç’ün Kısa Hikâyesi

Turan Can 25.06.2014 2914
T

ürkiye tarih boyunca Dünya Türkleri için bir yurt, bir ikinci vatan olmuştur. Gerek Osmanlı döneminde ve gerekse Cumhuriyet yıllarında, herhangi bir sebeple yurtlarını kaybeden Türkler, dil, din ve kültür farklılığı yaşamayacaklarını bildikleri Türkiye’yi tercih etmişlerdir. Özellikle, 19. Yüzyıl sonlarında yaşanan Kırım Savaşı ve bunu takip eden 93 harbi, 20. Yüzyıl başlarında yaşanan Balkan harpleri ve Birinci Dünya Savaşı, eski Osmanlı topraklarında hüküm süren Türklerin aşırı göçleriyle sonuçlanmıştır.

Çarlık Rusya’sının yıkılması ve yerine Sovyetler Birliği’nin kurulması sırasında ise farklı bir durum yaşandı. 1917 yılı Bolşevik ihtilali sonrasında bağımsızlıklarını veya muhtariyetlerini ilan eden Türk bölgeleri Sovyet işgaline uğradıkça, Sovyetlere karşı bağımsızlık savaşı veren kadrolar ülkelerini terk etmek zorunda kaldılar. Sırasıyla, Azerbaycanlı, Kuzey Kafkasyalı, Kırımlı, İdil-Urallı ve Türkistanlı liderler doğrudan veya dolaylı yollarla Türkiye’ye geldiler. 1920’lerin ortalarına gelindiğinde Türkiye, dış Türk mültecileri tarafından kurulan teşkilatların ve yürütülen faaliyetlerin merkezi haline dönüşmüş bulunuyordu.1 

16 yılda İstanbul’a Gelebildiler

Doğu Türkistan’dan çıkarak 16 yılda İstanbul’a gelebilen gurubun lideri Hüseyin Teyci’nin hatıraları 19.11.1952 tarihli Cumhuriyet Gazatesi’nde şöyle kaydediliyordu:

“Dün gece Türkistan’dan İstanbul’a 106 yolcu geldi. Hepsi sevinç içindeydiler. Onlarla ilk defa, Sirkeci’de Göçmen evinde karşılaştık, kadın, erkek, çoluk çocuk bir Türkiye haritasının önünde toplanmış oturuyorlardı. Sıcak bir sobanın yanına çömelip konuşmaya başladık, kafile başkanı Hüseyin Teyci idi. Çok konuşmak istemiyordu. ‘Şükür Allaha kavuştuk ya’ diye söze başladı ve sonra şöyle devam etti:

20 seneden beri Ruslarla harp halindeyiz! Bir avuç insan, milyonlarla nasıl baş ettiniz, diye sormayınız! Bir avuç Türk onların milyonlarına bedeldir. Misal mi istiyorsunuz? İşte biz! 1936’da 18.300 adamla Türkistan’dan ayrıldık. 5 sene muhasara altında kaldık. Silahlarımız, gece baskınlarında öldürdüğümüz Rusların silahı idi. Top tüfek her şeyi bulduk. Başbuğumuz Çelikpan şehit düştü, yılmadık. Tokuşa tokuşa Kaşmire kadar geldik.

O zaman 98.000 koyunumuz, 14 bin kısrağımız, 9.000 sığırımız, 1000 tane de devemiz vardı. Dağlarda Kımız içerdik. Kabuklu Pirinç yer ve harp ederdik. 1936’dan bu yana harp ede ede yaşadık. 18.300 adamımızdan ancak 2000 adam Hindistan’a ve Pakistan’a geçebildiler.

8 aydır Hindistan’da, 24 gündür de yoldayız. Kafilemizin bir kısmı gelemedi, İstanbul’a 106 kişi geldik, 2’si yolda öldü. Onların yerine iki erkek çocuk dünyaya geldi. Şimdi kafilemiz gene 106 kişi. Çoluk çocuk hepsi bizi dinliyorlar. Hepsi seviniyor hepsi neşe içindeler. Ne koyunumuz, ne kısrağımız, ne de devemiz kaldı. Hepsini yollarda kaybettik. Muhabere bu kolay mı? Komünist Rus’la, Komünist Çin’le harp ede ede buralara geldik. Doğu Türkistan neresi, İstanbul neresi?

Varsın hepsi feda olsun, Vatanımıza geldik ya. Onun için Allaha şükrediyoruz. Biz Keşmir’de iken Keşmir liderlerinden Şeyh Abdullah bize dedi ki:

‘- Gitmeyin! Burada size yer, yurt verelim. Oturun, yerleşin, çalışın!’

‘- Hayır dedik, gideceğiz diye ısrar ettik. Türk vatanına, Türk kardeşlerimize varacağız, Türk toprağını öpeceğiz’ dedik.

Allaha bin, yüz bin şükürler olsun, bize bu günleri gösterdi. Türk toprağına gelir gelmez yerleri öptük. Şehitlerimizin ruhu şad olsun. 18.300 adam çıktık. İstanbul’a 106 kişi geldik. Ama buna da şükür, gelebildik ya, bir tek kişi kalsak dahi gelecektik.”

Sonuç

20’nci asır, Anadolu Türklüğünün en sıkıntılı, Türk dünyasının da en karanlık yüzyılıdır. Bu asırda, Anadolu Türklüğü bu coğrafyada var olma mücadelesi verirken, Türkistan’daki Türklük de darmadağın edilmiştir. Türkistan coğrafyasındaki Türkler, sistemli bir şekilde asimilasyona tabii tutularak etkisiz hale getirilmiştir.

Bu coğrafyadaki Türklerin bir kısmı harplerde en ön saflara sürülerek yok edilmiştir. Bir kısmı daha sonraki yıllarda göçe mecbur edilerek vatanlarından çok uzaklara, bir gece yarısı trenle hayvan vagonlarına doldurularak Orta Asya ve Sibirya’ya sürülmüştür. Birçok kişi bu yolculukta hayatını kaybetmiştir. Bu insanlar yurtlarından tek bir bebek bırakılmamacasına sürülmüştür. Vagonlarda, açlık, susuzluk ve havasızlıktan birçoğu hayatını kaybetmiştir. Türkistan aydını çeşitli bahane ve sahte suçlamalarla, Türk işbirlikçisi iddiası ile rejim ve halk düşmanı ilan edilerek kitle halinde katledilmiştir.

Yine bu yüzyıl savaşlar ve ihtilaller yüzyılı olmuştur. İki büyük dünya savaşı ve onları takip eden uzun ideolojik soğuk savaş döneminde milyonlarca insan hayatını kaybetti ve milyonlarcası da ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Özellikle Sovyetler Birliğinde komünist ideolojinin kontrolü altına giren milletler, insanlık tarihinin en büyük trajedisini yaşadılar. “Gelecek adına bugünü” köleleştirmek isteyen bu ütopya ’ya, hiç ses çıkarmadan boyun eğenler hayatta kalabildi. Karşı çıkanlar ise acımasızca yok edildi.

Bu insanlık dışı ideolojiye karşı savaşmak ve ülkelerini bağımsızlığa kavuşturmak ümidiyle dış memleketlere çıkan kadrolar ile kafileler halinde göçe zorlanan gruplar ve toplumlar her türlü zorluklara ve meşakkatlere canı pahasına göğüs gererek, vatan bildiği Türklüğün ebedi beşiği olan Anadolu’ya hicret ederek geldiler.

Türkistan’dan Türkiye’ye yapılan göçlerden sadece birisinin kısaca hikâyesini anlatmaya çalıştık. İnşallah, bu göç hikâyesinden alınacak çok ders vardır. 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür