Türkistan’da Ramazan

Dr. Ahmet Şimşek 27.05.2019 2254
T
resim
ürkiye’mizde olduğu gibi Türkistan coğrafyasında da ramazan ayı hazırlıkları üç aylar girince başlar. Buna ramazana hazırlık da diyebiliriz. Bunun en belirgin hareketleri de sosyal dayanışma ve yardımlaşmanın artmasıdır. Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlığı ve Rusya Federasyonu içinde yer alan Tataristan, Kafkaslar ve diğer özerk cumhuriyetlerde yaşayan Müslümanların inanç hürriyetine kavuşmaları çeyrek asra ulaştı. Bu zaman diliminde çok şey değişti. Bazen yirmi yıl önce gidip gördükleri Ulu Türkistan coğrafyasını sanki bugün de öyleymiş gibi anlatanları görünce ve duyunca üzülüyorum. Hâlbuki çok değişiklikler oldu. Biz bile yirmi yıl öncesi Türkiye ile günümüz Türkiye’sini kıyaslayınca ne büyük farklılıklar görüyoruz.

Ramazan ayına bir hafta kala insanlar kendi aralarında oruç için gün saymaya başlarlar. Televizyon ve gazetelerde de ramazan ve oruç ile ilgili haberler çıkar. Özellikle ilk teravih namazı "görsel" olarak epey bir yer kaplar. Bunu gören yaşlılar, gençliklerinde yani Sovyet rejimi esnasında oruç tutmamak için gördükleri baskıyı anlatırlar. Araştırmacılardan edindiğimiz bilgilere göre 60’lı yıllarda oruç tutma oranı bölge Müslümanları arasında yarı yarıyaydı. 80’li yıllarda yani rejimin en ağır hissedildiği dönemde bile oruç tutma oranı %30-35’ler civarındaydı. Günümüzde gerek namaz kılma gerekse oruç tutma oranı yarıyı geçmiştir. Özellikle cuma namazlarında gençlerin camilerden dışarı taşması takdire şâyandır. Bundan birkaç yıl önce Almatı’dan Taraz’a minibüsle giderken namaz vakti geçiyor diyerek üç gencin minibüsü durdurup yağmurlu bir havada ceketlerini yol kenarına serip akşam namazını eda ettiklerini görünce nereden nereye gelindi diye düşünüp duygulanmıştım.
 
“Ey Ramazan!”  
 
Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Karakalpaklar ve Uygurlarda da görülen çok hoş bir gelenekten bahsetmek istiyorum. Kazakların “Jarapazan”, Kırgızların “Caramazan”, Özbeklerin “Yo, Ramazon”, Türkmenlerin “Yaremazan”, Karakalpakların “Yaramazan”, Uygurların “Ramzan/Ramizan” dedikleri bu ayda, çocuklar evlerin kapısını çalarak mâniler söyleyip bahşiş alırlar. Bu bölgelere göre gündüz de olabilir, akşam iftardan sonra da olabilir. (Ben bu güzel geleneği, günümüzde Konya’da hâlen yaşayan ve üç ayları karşılama ritüeli olan “Şivlilik”e benzetiyorum.) Çocuklar, şehirdeyse mahallenin evlerini, köydeyse bütün  köy evlerini dolaşırlar. Kelimenin köküyle alakalı bazı görüşler var. Bunlardan ilki; Arapça “Câe Ramazân” yani “Ramazan geldi” haber cümlesine dayandırılmaktadır. Kazakların bunu “J” harfiyle, Kırgızların da “Y” harfiyle benzer ifade etmeleri bu ihtimali ortaya çıkarıyor. Diğer bir görüş de “Yâ Ramazan!” yani “Ey Ramazan!” nidâsını ölçü almalarıdır. Nitekim Özbekler, Türkmenler, Karakalpaklar ve Uygurlar bu şekilde adlandırmışlardır. Azerbaycan’da bu gelenek yoktur. Kazakların bazı “Jarapazan” mânileri, Türkiye Türkçesiyle şu şekildedir:

Jarapazan! Jarapazan!
On iki ayda bir gelen oruç can.
Bay evine bereket,
Kaçıversin felaket.
Girsin devlet eşikten,
Çıksın mihnet delikten.
Başörtü versen ipek ver,
O da bizim nasipten.
 
Jarapazan! Jarapazan!
Bozkırda ayaklarına oturmuş tavşan.
Evin evin ev imiş,
Evin görkü hasır imiş,
Kırba görkü kısrak imiş,
Sandık görkü deve imiş.
Dışını sırla sırlatmış,
Karaçamdam mızrak koymuş.
Ak saygakça koyunu var,
Ak kümbetçe boyu bar,
Hangi bayın evi imiş..
Lay lay lay lay!
Bu ramazan kut ramazan,
Muhammed (aleyhisselam) ümmetine jarapazan.
Giydiği sart mollanın ala çapan,
Allah, sen uzak et aynaca dazdan.
 
Kazakistan’da bulunduğum on yıl boyunca bu mübarek ayı on defa orada yaşadım. Çocuklar “Jarapazan!” diye evimizin kapısını çaldıklarında tekrar tekrar söyletirdim. Tabii, her söylemlerine ayrı bahşiş vermek gerektiğinden bana biraz pahalıya mal olurdu :)
 
Kırgızların bazı “Caramazan” mânieri, Türkiye Türkçesiyle şu şekilde:
 
Assalamu Aleyküm Caramazan!
On iki ayda bir gelen mübârek ramazan!
Sevâbın yarısı size, yarısı bize.
Aleykümselam diyen zenginler,
Altın ve gümüşle yatan zenginler,
Sarığı kocaman bin koyunu var zenginler,
Bin koyunu bir çoban otlatır,
Bin koyunu bir sürü yapıp otlatır,
Eline bir sopa alır da otlatır.
Yaramazan diyerek geldim kapına,
Allah’ım oğlan versin beşiğine.
 
Özbeklerin “Yo, Ramazon” mânileri, Özbek dili bize nispeten yakın olduğu için aslını yazdım:
 
Ramazon aytıb keldik eşigizga,
Hudoyim oğil bersin beşigizga,
Aka berasiz çaka berasiz,
Boy toğa som berasiz.
Roza keldi bildinglarmi,
Kozaga ak yağ quygilarmi,
Oçoda kül kozonda pul,
Çıkara koling on som pul.
 
Türkmenlerin “Yaremazan” mânileri, Türkiye Türkçesiyle şöyle:
Yukarıda bir ay var, ucu kızıl yay var.
Peygamberin sofrasında, bize koyulan pay var.
Ramazan ayı gelince, cömertlik kapıları açılır,
Çok verenin oğlu olsun, az verenin kızı olsun.
On bir oğlunuz olsun, on bir kızınız olsun,
Bir tanesi Han olsun, kısmeti hep açık olsun.
Sofranızda toy olsun, toyumuz mübarek olsun.
 
Ulu Türkistan coğrafyasında mübarek ramazanın en önemli ibadeti elbette teravih namazıdır. Sovyet rejimi döneminde evlerde gizli saklı sadece ihtiyarlar kılarken şimdi camiler gençler ve hanımların da olduğu cemaatle dolup taşıyor. Harika iftar sofraları açılıp yemekler veriliyor. Bazı evlerde hatimler okunuyor. Mollalar ve yaşlılar vatan, millet ve yeni nesil için dualar ediyorlar. Vakit namazlarında bile camiler diğer aylara göre daha dolu oluyor ramazan ayında. Kadir Gecesi de ayrı bir önemi haiz. Yapabilenler sabaha kadar uyumayarak namaz kılıp, Kur’ân-ı kerim okuyup dualar ederler. Bazı evlerde zikirler bile yapılır. Dinî kanal varsa televizyon seyredilir.
 
Bayram Adetleri
 
Türkistan’da Ramazan ve Kurban Bayramlarının da çok ayrı bir yeri vardır. Arefe günü hanımlar bütün hazırlıkları bitirmiş olurlar. Her evde mutlaka yemek sofrası kurulur. Bayramlaşmaya gelen hemen sofraya çağırılır ve karnı tok bile olsa birkaç lokma yer ve çay içer. Yemekten kalkmadan önce bilen varsa Kur’ân-ı kerim okur ve mutlaka uzun bir dua yapılır, ölen geçmişler minnetle yâd edilir. Duayı sofranın en yaşlısı yapar. Yakın zamanda evden cenaze çıktıysa hanımlar siyah giyinirler, yoksa beyaz veya açık renk giyerler bayramda.
Evet, aslında konuyla ilgili yazılacak çok şey var ama biz sadece genel olarak özetleyebildik. Çünkü coğrafya çok geniş ve farklı ülkeler ve Türk boylarının nesilleri var. Bu vesileyle ramazanımız kutlu olsun...

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür