Türkistan’da Öldürülen Türk Şairleri

Dr. Baymirza Hayit 29.04.2021 1773
S
ovyet rejimi devrinde, Türkistan’da Türk milli ruhunda eser veren şairlerin öldürülmesi meselesi bugüne kadar araştırılmamış konulardan birisidir. Bu hususta batı memleketlerinde kaynaklar azdır. Sovyet kaynakları ise Türk milli şairlerinden ancak bir takım menfi ifadelerle bahsetmekte, fakat onların ne şekilde öldürüldüğü konusunda da elbette susmaktadırlar. Ama öldürülen milli şairlerin eserleri bu arada okuyucuların gözlerinden uzak, kütüphanelerin gizli kutularında hâla saklanıyor.

Türkistan’da Sovyet rejimi tarafından öldürülen şairler meselesinin öğrenilmesi iki yönden fayda sağlar: Birisi komünist rejim altında serbestçe eser meydana getirmek imkânının olmadığının ortaya koyulması, bir diğeri de rejimin baskısı altında milli şairlerin canlarını ne şekilde verdiklerinin ve ne için onların milli ruhtan uzaklaşmamış olduklarının tespiti ile bunun onlardan sonra yaşayan insanlara örnek olmasıdır.

Türkistan’da öldürülen milli şairler faciası yalnız Rusya hakimiyeti dışında olan memleketlerde değil, bilhassa Türk dünyasında da bilinmeyen ve bugüne kadar araştırılmamış hadiseler arasındadır. Ocak 1964’te Delhi’de toplanan Milletlerarası Müşteşrikler Kongresi’nde Türkistan milli şairlerinden A. Kadiri ve Abdülhamid Süleyman Çolpan hakkında verdiğim konferansın tartışılması esnasında, Türkiye sosyologlarından Prof. Dr. Fahri Fındıkoğlu "şimdiye kadar bunlar gibi mücahit Türk şairlerinden habersiz olmak beni üzmektedir." diye açıkça konuşmuştu. Şu gerçektir ki, hür dünya şimdiye kadar Türkistan’da ceryan eden mühim olayların öğrenilmesinde geri kalmış, Türk gençliğine de bu gibi olaylar hakkında bilgi verilmemiştir. 

Moskova yalnız Türkistan’daki şairlerin rejime uymayan hareketlerinden değil, bütün Sovyetler Birliği’ndeki edebiyatın kendi istediği yolda olmamasından şikâyetçiydi ve bu tehlikeli durumdan kendisini kurtaracak tedbirler alıyordu. Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi 23 Nisan 1932’de "Edebiyat ve sanatı yeniden kurmak" hakkında bir karar neşretti. Bu kararda edebiyatçıların "sosyalist-realizm" esasında eser vermeleri isteniyordu. Türkistan milli şairlerinin de bu yolda hareket etmesi için tedbirler alındı. 

Türkistan kelimesi zaten 1924’ten bu yana yasaklanmıştı. Şairler parçalanan Türkistan’ın Özbekistan Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan Sovyet Cumhuriyetleri’nin her birinde "Proleter Yazarlar Cemiyeti" teşkil etmek mecburiyetinde idiler. Tabiatıyla milliyetçi şairler de bu cemiyetlerin içinde bulunmak zorundaydılar. Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez komitesinin yukarıda zikredilen kararı gereğince Türkistan’da "İdeolojik Alanda Mücadele" parolası propaganda ediliyordu.

Bu prensip yoluyla edebiyatın milliyetçiler tesirinden korunması istenmekteydi. Bu ceryan 1937 yılına kadar yani 5 yıl devam etmiştir. Edebi hayatı milliyetçilik ruhundan temizleme akımı esnasında bazı şairler mesela: Muhtar Avez, Abdullah Kadiri, Batu, Elbek, Aybek gibiler "biz şimdi doğru yolumuzu bulduk, kendimizi düzelttik" diye sözler vermek zorunda kaldılar. Ama "düzelmemiş" şairler Sovyet makamları nezdinde mutlak düzelmemişler ve "milliyetçilik hastalığına" devam etmişlerdir. Sovyet idaresi bunlar gibi o rejim altında kendi yolundan vazgeçmeyen şairler için ceza verebileceği daha doğrusu bunları kolaylıkla ortadan kaldırabileceği zamanı bekliyordu. Sovyet polisi bu işi ele aldı. Biliyorlardı ki, yalnız şairleri hapsetmekle iş bitmeyecek. Bunun için şartların olgunlaşması bekleniyordu.

Stalin, Şubat 1937’de Parti ve Devlet idarelerinin halk düşmanlarından temizlenmesini emretti. Halk düşmanlarından kastedilen komünist rejim aleyhinde olanlardı. Stalin, Yejov adlı birisini içişleri komiseri tayin etti ve temizleme işleri ona hava edildi. Bu komiser 1937’den itibaren bu konuda dehşetli tedbirler almağa başladı. Temizleme öyle yürütülüyordu ki hapishane olarak kullanılacak bina bulmak dahi güçleşmiştir. O kadar insan halk düşmanı olarak tevkif edildi ki, bunları meydanlarda asker ve polis nezaretinde muhafaza zarureti doğdu. Bu dehşetli yıllar 1937-1939 senelerini içine alır. Kanlı ve korkunç günler Türkistan’da yalnız, "halk düşmanlarından temizleme" parolası altında değil, aynı zamanda "milliyetçilerden Parti ve Devlet idarelerini temizleme" parolası altında da devam ettirildi. Bu şekilde milli şairler de tutuklandı.

1937-1939 senelerinde Türkistan’da 350’den fazla edebiyatçı şair tutuklanmıştır. Bunlardan kaç tanesinin cezaevlerinde NKVD işkenceleri altında öldürüldüğü hakkında Sovyet kaynakları ağız açmıyorlardı. Ama son zamanlarda öğrendik ki hapsedilen Türkistanlı şairlerin büyük bir kısmı bu cezaevlerinde can vermiştir. Geri kalan az bir kısmı ise uzun zaman Sibirya’da hayat geçirmek zorunda bırakılmıştır. Meselâ Romancı Edib Hıdır Derya 1938’den 1956’ya kadar yani 18 yıl Sibirya hapishanelerinde bulunmuş, hayatta kalarak vatanına ancak 1956’da dönebilmiştir. 

Türkistan’da hakimiyet sahibi olan Rus komünistlerin emriyle öldürülen veya hapishanelerin ağır şartlarına dayanamayarak ölen milli şairlerin faciaları destanlar ve romanlar halinde dahi yazılsa bitmeyecektir. Dünyanın hiçbir yerinde, hakim milletin mensupları milli ruhta eser veren mazlum şairlere Türkistan’da olduğu gibi dehşetli ceza vermemiştir. Türkistan’da öldürülen milli şairlerin tek suçu, yalnızca serbest halde milli hayata bağlı olarak eser vermek olmuştur. Bundan başka suçları olduğunu da Sovyet kaynaklarından dahi öğrenemiyoruz.






İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür