Türkistan'da İslam Harfleri İle Türk Külliyatı

Prof. Dr. Osman Kemal Kayra 04.02.2023 867
T
resimürk dünyasında Sovyet ve Çin ihtilalinden evvel İslam harfleri kullanılıyordu.

E. R. Tenişev bir makalesinde şöyle bir tespit ortaya koyar: "O Kırgızıskom Yazıkev Donatsionalny Period" (Milletleşme döneminden önceki Kırgız Edebiyat dili Hakkında): "Şüphesiz Müslüman Türk Toplumları, bilhassa Özbek, Uygur, Türkiye Türkü, Azerbaycanlı ve Tatarların münevver temsilcileri yüzyıllarca Arap Alfabesi'yle her konuda ve her şekilde eserler verdiler."

Bazı Kırgız münevverleri 19. asrın ortalarından 1917 Ekim İhtilali'ne kadar Arap alfabesiyle eserler verdiler. Bunlardan Haydar Tilbe, Moldo Niyaz, Moldo Kılıç Osmanalı Sıdıkov, Aldaş Moldo, Eşenalı Arabayev, Abılkâsım Cutakiyev vb.ni sayabiliriz. (Prof. Dr. Salimcan Cigitov, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Öğretim Üyesi, Sovyet Döneminden Önce Kırgız Edebiyâtı)

Yine ayrıca Arap-İslâm harfleriyle meydana getirilen bir Kazak edebiyâtı da vardır. Altınordu ve Kazak Hanlığı döneminde 13-15. yüzyıllar arası mühim temsilciler yetişmiştir. Bunlardan bâzıları halk şâirleri, bâzıları nâsirdir.  Meselâ Zâhiriddin Bâbür, Muhammed Haydar Dulâtî, Kadırgılı Jalâirî, Abulgâzî Bahâdır Han.

19. yüzyılın meşhur şâirlerinden ve san'atkâlarından Şal Kulekuli, Dulât Babatayuli, Muhambet Ötemisuli, Köteş Rayumbekuli, Şokan Velihanov, Abay Kunanbayev, Nurjan Nauşabuli, Mağjan Jumanbayev, Muhtar Auezov vb.

Son zamanların Özbek edebiyatından evvel onun 15. yüzyıldaki temsilcisi Çağatay edebiyatı ayrı ve çok geniş bir bölümdür. Bunlar Çağatay yazı dilini de geliştirmişlerdir. Türk edebiyâtının Çağatay dönemine âit meşhur şâir ve yazarları arasında şunları saymak mümküdür: "Ali Şîr Nevâyî, Hüseyin Baykara, Sekkâkî, Lutfî, Yûsuf Emîrî, Haydar Tilbe, Ahmed Merza, Gedâî... (Bu şâir ve yazarlar aynı zamanda dîvân edebiyatımızın da mümtaz eserlerini vermişlerdir.)

Açık olan konu şudur: Bütün dünyâ İslâm âlemi uzun bir dönem Arap harflerini kullandıkları için bu alfabeye sâdece İslâm harfleri demek de uygundur. Veyâ daha geniş düşünerek Arap kaynaklı İslâm harfleri de denilebilir. Hristiyanlar, yâni Katolik ve Protestanlar İncil alfabesi Lâtinceyi Ortodokslar, İncillerinin alfabesi olan Kiril alfabesini kullandıkları gibi, Müslüman âlemi de bin yıl gibi uzun bir devre Kur'ân-ı kerîm elif ba'sı olan İslâm harflerini kullandılar. 

Karahanlılardan, Tîmûrîlerden, Harezmlerden, Gaznelilerden Selçuklu ve Osmanlıya kadar uzanan geniş bir kültür ve medeniyet coğrafyasında muazzam devletler kurdular. Hristiyan dünyâsının kâbusu olan Orta Çağ, İslâm dünyâsınının yüz akı oldu Kütüphâneler edebî, askerî, fennî, tıbbî, ahlâkî, coğrafî ve dînî kitaplarla doldu. Bunların hepsi de İslâm harfleri ile yazıldı. 

İşin acı tarafı, ortak bir din, alfabe ve kültür birliği olan Orta Asya Türk dünyâsı ile Osmanlılar zamânında gerekli bağlantıların kurulamamış olmasıdır. Gerek Çarlık Rusya zamânında, gerekse Rus ve Çin komünist sistemlerinde bu soydaşlarımızdan maalesef kopuk yaşadık. Nostaljik bir Tûran ülküsü, idealistleri hep ümitli tuttu ama son zamanlardaki Türk Devletleri Teşkilâtı kuruluncaya kadar düşünceler sâdece gönüllerde yaşadı. 

Biz Türk ve Müslümanlar olarak dünyânın en büyük asker ve ekonomik potansiyeline sâhibiz. Geç kalınmış bu Büyük Türk Birliği'ni aktif olarak kurmak, dünyâ barışı için de bir emniyet duygusu uyandıracaktır. 

Bugün, Türkiye'nin patolojik düşmanları elbette bu birliğin kurulmasını bir kâbus gibi görmektedirler. Ama onların kâbusu olan 300 milyonluk Türk Dünyâsı varlığı, gecikmiş Tûran ülküsünün beşâret (müjde) rüyâsı olacaktır.   
   





İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür