Türkistan Türk'lerinin Kıble Hassasiyeti

Dr.Mehmet Can 27.08.2011 3744

İ
ttihat ve Terakki Cemiyeti, Osmanlı devlet idaresine hakim olduktan sonra, gereksiz yere devleti I. Cihan harbine soktu. Bu yüzden Osmanlı topraklarının büyük bir kısmı elden çıktı. Milyonlarca Müslüman öldü veya muhacir olarak evlerini yurtlarını terk etmek mecburiyetinde kaldı.

Bu savaş esnasında pek çok Osmanlı subay ve askeri Ruslara esir düştü. Bunlardan biri olan Süleyman Tevfik de 1915’in Nisan ayında Tortum civarında birkaç İttihatçı subay arkadaşı ile Ruslar tarafından esir alındı. Ruslar esirleri Beyaz Denize yakın Vetluga esir kampına koydular.

Süleyman Tevfik ve dört Türk subay arkadaşı bu esir kampından kaçarak maceralı bir yolculuktan sonra Türkistan’da Taşkent şehrine vardılar.

Türkistan Türkleri bu esir Osmanlı subaylarına çok büyük bir alaka gösterdiler.

Süleyman Tevfik hatıralarında bu hususta şunları yazıyor.

“Türkistanlılar bizim Türkiye Türklerinden ve Halifenin zabitlerinden olduğumuzu öğrenince hemen yerlerinden kalkıp ellerimizi öpmek istediler. Türkiye’den gelmiş bir Türk, mukaddes bir varlık sayılıyordu. Ak sakallı adamlar bile, ellerimizi öpmeye çalışıyorlardı.”

Süleyman Tevfik ve arkadaşları Taşkent’de boş durmadılar. Okullar açtılar. Çeşitli sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulundular. Bu arada "Türkistan İttihat ve Terakki Cemiyeti"ni de kurdular. Kısa zamanda civar kaza ve vilayetlerde cemiyetin birçok şubesini açtılar, pekçok üye kaydettiler.

Taşkentli Türklerin ileri gelen zenginleri Süleyman Tevfik ve arkadaşlarını sık sık davet ederek, kendilerine yakın ilgi ve sevgi gösteriyorlar, ziyafetler vererek evlerinde misafir ediyorlardı.

Süleyman Tevfik hatıralarında bu hususta şöyle anlatıyor:

“Taşkent’te iken Canpolat Bey isminde zengin ve o derece milliyetçi bir zat Türkiye’de Türklerle bir sofrada oturmaktan büyük zevk duyacağını beyan ederek bizleri davet edip evine götürmesini, Abdurrahman ve Said beylerden rica etmiş Abdurrahman Bey esasen Endicanlı olup uzun zaman Türkiye’de kalmış ve güzel İstanbul şivesini konuşan bir zattı Taşkent’te saatçilik yapıyordu. Said bey ise aslen Taşkentli olup Türkiye’de tahsil görerek, küçük zâbitlik yapmış sonradan memleketine dönmüş bir arkadaştı. Bu iki arkadaş, ekseriyetle ziyafetlere bizimle beraber davet olunurlardı.Abdurrahman Beyin teklifini kabul edip Canpolat Bey’in davetine gittik. Ev sahibi son derece memnun bir vaziyette bizi karşıladı. Şerefimize bir tay kesilmesini emretmiş. 

Abdurrahman Bey, 'bunlar at eti yemezler koyunu tercih ederler' demiş. Sırası gelmişken şunu da söyleyeyim ki, Türkistan’da ve hatta bütün Türk yurtlarında at eti makbuldür ve seve seve yerler. Misafirin şerefine kesilecek hayvanın cinsi misafirin derecesiyle ölçülür. Çok hürmet edilen bir misafire at kesilir. İkinci derecede misafire sığır kesilir. Üçüncü derece olursa koyun kesilir.

Ev sahibi bize son derce izzet ve ikram ediyordu. Nefis yemekler yedik. Kış ortasında taze üzüm, karpuz, kavun gibi nadîde meyvalarla soframız donatıldı, bir misafire ne kadar hürmet ve ikram edilebilirse âzamisi yapıldı. Gece yatma zamanı geldi. Mihmanhanede yataklar hazırlandı. Ev sahibi 'iyi geceler' temenni ederek harem odasına gitti bizde yattık petrol lambası tam karşımda duruyordu ışığı gözüme düştüğünden, yastığımı aksi tarafa koydum ve uyudum. Arkadaşlardan bir ikisi de yastıklarını çevirmişler. 

Ertesi sabah kalktığımızda ev sahibinin suratı asık bize dargınmış gibi bir hali vardı. Dün akşamki iltifatlardan eser kalmamıştı hepimiz şaşaladık. Bu vaziyet değişikliğinin sebebini Abdurrahman ve Said beylerden sorduk:

-'Kıbleye ayaklarınızı çevirip yatmışsınız. Sabahleyin bunu görerek müteessir oldu. Türkistan’da kıbleye ayak çevirerek uyumak büyük günah sayılır' dediler.

-'Halkın saygı gösterdiği buna benzer başka yasaklar varsa bilelim de ona göre hareket edelim dedik.'

Cevap olarak sofrada ekmeği tersine koymak, ayakta su dökmek, başı açık durmak ve buna benzer bir sürü hurafeleri sayarak bunların halk nazarında bid’at sayıldığını izah etti. Artık bunlara son derece dikkat etmeye başladık. Ev sahibiyle de bizim memleketimizde koyu Müslümanlık olduğu halde bu gibi şeylere fazla kıymet vermediğimizi bundan dolayı kıbleye ayak çevirmenin kasdî olmadığını izah ederek barıştık.

 

Kaynak: Hayat Tarih Mecmuası

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür