Türkistan Türkler’i Uzak Doğu’da

Dr. Hee-Soo Lee 06.03.2013 3576
B

ilindiği üzere, I. Cihan Harbi (1914-1918) sürüp giderken patlak veren Şubat 1917’deki Rusya Bolşevik ihtilâliyle kısa bir zaman içinde Rusya’daki Çarlık rejiminin yıkılması, Rus olmayan diğer milletlerin olduğu gibi Türkler için de gayet geniş umut ufukları açmıştı. 

Fakat ihtilâl idaresinin “bütün memurların ve askerlerin bulundukları yerde kalmalarını” isteyen emirnâmesi Türklerin sevincini kısa sürdürdü. Zira bu emirnâme ile, getirdikleri on binlerce göçmeni silahlandırarak 1916 Millî İsyanı’nı kanla boğan Rus askerî ve sivil yöneticileri Türkistan ve diğer Türk bölgelerinde kalıyorlardı.

Halbuki Türkistan’a Rus göçmeni göndermek meselesi, Bolşevik çağında daha Rusya sömürgecilik tarihinde misli görülmeyen bir hızla ilerlemişti. 1917 Şubat ihtilâline kadar Avrupa’dan Sibirya ve orta Asya’ya takriben 6.500.000 Rus göçmeni gelmişti. Bunlar, Türklerin yaşadığı çeşitli bölgelerde yerleştirildiler. Bolşeviklerin toprak ve göç siyaseti, Rusya içlerindeki iktisadî güçlük ve buhrandan dolayı Rus köylüleri ve işçilerini kendi istekleriyle Türk bölgelerine göç etmeye teşvik etmiş, bu ise yerli Türk ahalisinden toprak gasbedilmesine yol açmıştı.

Rus hükûmeti böylece, bir yandan Türk ülkelerinde Rus nüfusunu artırmak suretiyle işgal ettiği bölgelerde sömürü politikasına karşı koyacak yerli halk karşısında üstünlük sağlayarak, emperyalist-koloniyalist maksadlarına hizmet ediyor, diğer yandan da Avrupa Rusya’sındaki topraksız köylüleri toprak sahibi yaparak o bölgedeki soysal huzursuzluğu da azaltmağa çalışıyordu.

Ruslar Türklere her hangi bir hak vermeğe yanaşmadıkları gibi Rus ihtilalcilerine yardım toplamak bahanesiyle de halkın elinde neyi varsa zorla almaya başlamışlardı. Türk halkı tam bir perişanlık içine düşmüş bulunuyordu.

Türkler’de Hayal Kırıklığı

Çarlığın devrilmesinin üzerinden 3 yıl geçtiği halde, sürekli olarak hayal kırıklığına uğrayan Türkler, bütün çalışmalarına rağmen, muhtariyetlerini elde edemediler. Bu hedefe yaklaştıkları her seferinde Sovyet rejimi onlara, aşılması imkansız engeller çıkarıyordu.

Bu şartlar içinde başka çıkış yolları bulamayan bir kısım Türkistanlılar kendi haklarını bir parça da olsa korumayı ümid ederek, Türk illerinde kurulan Komünist partilerine katılıp mücadeleye devam ederken, bu durumdan memnun olmayan bazı boylar ise anayurtlarını terk ederek diğer ülkelere göç etmek zorunda kaldılar.

Bu göçler doğrultusunda Kazan Türkleri başta olmak üzere Türkmen, Özbek, Tacik, Kırgız ve Kazak Türk boylarından oluşan 600 civarında bir göçmen kafilesi de 1920’li senelerde Uzak Doğu’ya giderek Mançurya ve Kore’ye ve bir çoğu da Japonya’ya yerleşmişlerdir.

Ayrıca bu yıllarda, I. Cihan Harbi esnasında rus ordusuna alınan ve daha sonra da “Beyaz Rus Askerleri” safında kalan Türk asıllı askerler Kore topraklarına sığınmaya mecbur olmuşlardı. Bunlardan başka Rusya’ya esir düşerek Sibirya’ya gönderilen ve daha sonra esirlikten kurtularak Mançurya üzerinden Kore’nin kuzey bölgelerine gelen Türk asıllı askerler de olmuştur.

Bundan sonra Japonya ve Mançurya’da bulunan Türkelerin sık sık Kore’ye gelerek ülkenin her köşesine yerleştiği görülmekte ve 1950 yılına kadar hususî bir serbestlik içinde millî Türk kültürü ve dinî özelliklerini muhafaza ederek Türklüğün ve İslâmiyetin tesirlerini kısmen de olsa Kore topraklarında bırakmış oldukları anlaşılmaktadır.

Ticari Faaliyetler

Çeşitli vesilerle Kore hududuna giren Rusya Türkleri, başlangıçta çok az sermayeler ile başta seyyar satıcı olarak şehir şehir ve köy köy dolaşarak hazır giyim, battaniye gibi manifatura eşyası satıcılığına başladılar. Zamanla belli bir miktar sermaye de biriktiren bu seyyar satıcılar Güney Kore’nin Seul, Pusan, Taegu, İnchon, Taejon, Mokpo; Kuzey Kore’nin Pyongyang, Siniyju, Konan ve diğer şehirlerinde de aileleri ile birlikte yerleşerek dükkanlar açmaya başladılar. Sonraları işler gelişince aralarında birkaç dükkan sahibi olarak ticârette başarılı olanlar da olmuştur.

İslâmî Faaliyetler

İslâmî faaliyetlere gelince; mescidin ibadete açılmasıyla gayr-i Müslim topraklarında İslâm ilkelerine dayanarak günlük hayatlarını sürdürebilen Müslüman Türkler, dinî ibadetlerini yerine getirmekte büyük gayret sarfetmişlerdir.

Seul’un merkez semtinde kendi kültür merkezi binalarına sahip olmalarıyla bazı ibadetleri daha kolay yerine getirebilen Türkler, bu defa Seul şehrinin dış mahallesinde bir arazi temin ederek orayı İslâm kabristanı olarak kullanma izni almışlardır.

İslâm kabristanı Japonların ölülerinin yakıldığı yerin karşısında olup, burada 20 kadar Müslüman mezarı meydana gelmiştir. İslâm kabristanı yalnız Seul’de mevcut olduğundan Kore’nin diğer semtlerinde ölen Müslüman Türkler de bu mezarlığa gömülürlerdi.

Kore’deki Türklerin önemli dinî faaliyetlerinden biri de Seul Türk Müslüman Cemiyeti ile Tokyo Türk Müslüman Cemiyeti’nin beraberce Kur’an (1934) ve Kur’an tefsiri (1950’de) neşredilerek onları Uzak Doğu’daki bütün Türk Müslümanlarına dağıtmalarıdır. Matbaa-i İslâmiye'de Arapça baskısı ile gerçekleştirilen ilk Kur’an-ı Kerim’in Kore’ye dağıtımı münasebetleriyle 28-30 Haziran 1934’te Seul’de büyük bir toplantı düzenlenmişti.

Kaynak:  Marmara Üniversitesi -Türklük Araştırmaları Dergisi, Sayı:4, 1988. 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür