Türkistan Tektir

Meryem Aybike Sinan 04.01.2023 861
T
resim

arihte kimi şahsiyetler vardır ki tek bir cümleleri dahi tarihtir, yöndür, istikamettir.

Uzun zamandır kendisinden bahsetmek istediğim ancak her defasında bir türlü nasip olmayan çok önemli bir şahsiyetten “Mustafa Çokay”dan söz etmek istiyorum.

Alaş Orda Hareketinin ve Türkistan yakın tarihinin en önemli aksiyon adamlarından birisi olan Mustafa Çokay 1890 ve 1941 yılları arasında yaşamış. Sen Petersburg Hukuk Fakültesi mezunu olan Mustafa Çokay, Almanların Berlin’de öldürdüğü bir isim olarak da Türkistan tarihine geçmiştir.

Aslında Sovyetler’in ismini bile yasakladığı Mustafa Çokay’ın şu sözleri bile onun şahsiyeti hakkında bizlere ipucu vermektedir:

“Her dış Türk'ün iki vatanı vardır. Biri kendi doğduğu topraklar, ikincisi Türkiye'dir.

“Türkistan Tektir. Bunu Kazak, Özbek ve Türkmen gibi ayrı devletlere bölmek Rusların işidir!”

“... Rus çarlığının Türkistan’da ve diğer Türk ülkelerinde kabilecilik fikirlerinden destek bularak uyguladığı böl ve yönet siyasetini tatbik etmekte olan kızıl Rusları, Türkistan, Azerbaycan, İdil-Ural ve Şimalî Kafkasya’nın millî birliği yıkacaktır."

Sovyetler onu bu düşüncelerinden dolayı “Çokaycılık” kavramıyla zikrediyorlardı. Mustafa Çokay, daha öğrencilik yıllarında Çarlık Rusya’sına karşı gelen çalışmalar içinde olmuş, hayatı boyunca bütün Türklerin tek çatı altında olması gerektiğini anlatan yazılar yazmıştır. Özellikle Alaş Orda Hareketi’nin önemli isimleri arasında bulunmuş ve Hokant isyanına bizzat katılmış ve Hokant’ta Türkistan Muhtar Cumhuriyeti’nin ilanını sağlamıştır.

Merkezi Kazakistan Semey’de bulunan Alaş Orda Muhtar Cumhuriyetini 1917 yılında ilan eden Türkistan aydınları, Hükûmetin Başkanı olarak Alihan Bökeyhan’ı, Dışişleri Bakanı olarak da Mustafa Çokay’ı seçtiler.  Ancak bu devlet ve hareket üç ayını doldurmadan Sovyet Kızıl Ordusu tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı ve Mustafa Çokay hakkında gıyabi idam kararı verildi.  Alaş Orda Hareketinin öncü liderlerinden birisi olarak Tiflis’e geçti ve burada dergiler çıkararak Türkistan halkına ve aydınlarına seslenmeye devam etti.

Sovyetlerin peşine düşmesi, aranması sebebiyle bu kez Fransa’ya geçti ve burada Türkistan’dan gelen gençleri ve münevverleri organize etmeye devam etti. Fransa ve Avrupa’daki gazete ve dergilerde Sovyetlerin karanlık yüzünü ve Türkistan halkının hürriyetini savunan yazılar yazdı. Türkiye’deki “Yeni Türkistan” dergisinin dış ilişkilerini yürüttü. 

Ancak Sovyetler Birliğinin yoğun baskısıyla Türkiye’de bu dergi ne yazık ki 1931 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı. Ve maalesef 27 Aralık 1941 yılında Mustafa Çokay Berlin’de Almanlar tarafından öldürüldü. Mezarı Berlin Türk Şehitliğindedir. Aradan uzun yıllar geçti, hafızalardan silindiği zannedildi. Oysa onun adı hâlâ Türkistan topraklarında yaşıyor. Bugün bütün Türkistan topraklarında “Alaş ruhu” adında bir kavram var!

Bolşevik ihtilali Türkistan aydınlarının kıyımı manasına da gelir bir yönüyle. Zaten bu “Kızıl Kırgın” adıyla anılıyor. Çünkü Türkistan tarihine baktığımızda Kafkasya dâhil olmak üzere neredeyse bütün Türkistan aydınları takibe uğramış, çeşitli suçlama ve iftiralarla idama mahkûm edilip infaz edilmiş kimi de zindanlarda çürütülmüştür.

Bugün Türk Devletleri Teşkilatı, işte bu kahramanların emekleri, hayatları, idealleri üzerine kurulmuş çok büyük bir oluşumdur. Onlar bugünleri görmedi. Ama hayal ettiler. Bir gün bunun mutlaka ama mutlaka gerçek olacağına inandılar. Bu büyük ideal uğruna hayatlarından oldular.

“Türkistan Tektir” diyen Türkistan Hareketinin bu büyük ülkücüsünü rahmetle ve minnetle yâd ediyorum.




İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür