Türkistan Tarihinde Korkunç Bir Sayfa: Hive’nin İşgali

Prof. Dr. Mehmet Saray 17.02.2016 3025
K
resim
uzeyden ilerleyen Rus kuvvetleri, yolları üzerindeki bütün yerleşme merkezlerini yerle bir ederek Mayıs sonlarında stratejik ehemmiyeti büyük olan Hocaeli kasabasını muhasara etmişlerdir. Ruslar, şehri müdafaa eden Hive kuvvetlerini üstün silâhları sayesinde kolayca yenerek Hive Hanlığının kuzeyindeki müstahkem mevkilerini çökertmiş oluyorlardı. 

Hızla ilerleyen Rus kuvvetleri Mayıs sonlarında hanlığın başkenti Hive şehrini kuşatarak bombardımana başladı. Hiveli topçular ellerindeki eski tip toplarla düşmanın bu bombardımanına mukabele ettiler ise de, isabetli atış olmadığından Ruslara pek zayiat veremediler. Buna mukabil Rus topçu ateşi Hive şehrinde ağır tahribata ve can kaybına sebep oluyordu. Bunun üzerine Hive Hanı, yeniden elçiler göndererek bombardımanın kesilmesini ve sulh yapılmasını rica etti. 

Fakat Ruslar, hanın bu isteğini ancak kendisi de dahil olmak üzere bütün silâhlı müdafilerin kayıtsız şartsız teslim olması şartıyla kabul edeceklerini bildirmişlerdir. Hive Hanı, Rusların teklifine evet demiş ise de, müdafilerin çoğunluğunu teşkil eden Yamud Türkmenleri, ülkelerini müdafaa etmeden teslim olmayacaklarını söyleyerek bu isteği reddetmişlerdir. 

Bunun üzerine Ruslar, bombardımanı daha da şiddetlendirmişlerdir. 24 saat devam eden bu bombardımandan sonra Ruslar, enkaz hâline getirdikleri Hive şehrini 9 Haziran 1873`de işgal etmişlerdir. Fakat, herşeye rağmen Rus hâkimiyetine girmeyi reddeden 
Yamud Türkmenleri, güneye Hazavat bölgesine çekilmişlerdir. 

Türkmenler, öldürücü silahlara sahip düşmana karşı sonuna kadar savaşmanın imkansızlığını çok geçmeden idrak etmişler ve General Kaufman'a 10 kişilik bir heyet göndererek sulh talebinde bulunmuşlardır. Fakat, General Kaufman, Türkmenlerin Hive'yi inatla müdafaa etmelerine kızdığı için, onların gönderdiği heyeti tevkif ettirmiştir. 

Türkmenler ikinci bir heyet göndererek yeniden sulh talebinde bulunmuşlardır. General Kaufman, Türkmenleri mutlaka cezalandırmak istediği için, gönderilen ikinci heyete bir ültimatom vererek Türkmenlerin kayıtsız şartsız teslimini ve iki hafta içinde de 300.000 rublelik bir harb tazminatını peşin olarak ödemelerini istemiştir. 

Türkmenler, yeni bir heyet göndererek istenen tazminatı ödeyeceklerini, yalnız iki haftalık müddetin kısa olduğunu, mallarını satabilmeleri için kendilerine biraz daha zaman verilmesini rica etmişlerdir. Kaufman, Türkmenlerin taleb edilen parayı iki hafta içinde temin edemeyeceklerini pek ala biliyordu. Onun maksadı Türkmenleri cezalandırmak olduğu için, isteklerinin yerine getirilmesinde ısrar etmiş bu da olmayınca üzerlerine asker sevketmiştir. 

Zulüm Zirvede

General Golovaçov kumandasında 10 top ve iki mitralyözle takviyeli bir Rus birliği Türkmenler üzerine gönderen Kaufman'ın verdiği emir gayet korkunç idi: «Çıktığınız bu seferde kadın-erkek ve yaş farkı gözetmeden onları ezecek ve öldüreceksiniz, ta ki bir daha bize başkaldırmasınlar». 

Kaufman'ın bu emrini uygulayan Rus subaylarından biri, bilâhıre, Amerika Birleşik Devletleri'nin Petersburg Konsolosu Schuyler'e durumu şöyle anlatmıştır: «Türkmenlerle karşılaşmaya başlayınca daha önce verilen katliam emri bize yeniden hatırlatıldı. Biz de önümüze çıkan her Türkmeni küçük-büyük, erkek-kadın demeden öldürdük. Hattâ Kossaklar o kadar korkunç hareket ettiler ki, çocukların ve kadınların “Aman! Aman!” diye yalvarmalarına aldırmadan hepsini katlettiler».

Bu katliâm harekâtının görgü şahitlerinden biri olan İrlanda asıllı Amerikalı gazeteci MacGahan, trajik olayın bir başka cephesini şöyle anlatmıştır: 

“Alevler ve dumanlar içindeki Türkmen topraklarından geçiyorduk ki, öncü müfreze bir Türkmen süvari gurubunun bize doğru geldiğini ve konuşmak istediklerini bildirdi. Yaklaşmalarına izin verildi. Karşı karşıya gelince ne istedikleri soruldu.” 

Türkmenler şu cevabı verdi: 

“Ruslar memleketimizi yakıp-yıkarak niçin işgal ediyorlar? Biz Ruslara karşı hiç savaş yapmadık. Niçin onlar bize karşı 
savaşıyorlar?”. Sonra Türkmenler dönüp gittiler.

Türkmenlerin verdiği kayıplar çok ağır idi. Bu kayıpların acısına dayanamayan Türkmenler, Rus kuvvetlerine karşı 27 Temmuz akşamı ani bir baskın düzenleyerek intikam almak istemişler ise de, düşmanın top ve mitralyöz ateşi karşısında büyük zayiat vererek geri çekilmek mecburiyetinde kalmışlardır. 

Rus kuvvetleri bozuk moralle geri çekilen Türkmenleri üç gün takip ederek yeni ağır kayıplar verdirmiş ve bütün yerleşme merkezlerini yakıp-yıkmışlardır. Bu takipler esnasında, bilhassa Rus süvari kuvvetlerini teşkil eden Kossaklar, çocuklara ve kadınlara karşı çok acımasız davranmış ve önlerine çıkanı katletmişlerdir.

Rus ordusu ile Hive'ye gelmesine rağmen MacGahan, Türkmenlerin haksız ve insafsız bir saldırıya mâruz kaldıklarını açıkça belirtmekten çekinmemiştir. Amerikalı gazeteci şunları kaydetmiştir: 

«İran ve Rus hudutlarındaki harbler ile hiçbir ilgileri olmayan Yamud Türkmenleri, Güney Pasifik’te keşfedilmemiş bir ada gibi çöllerle çevrili bu güzel vadilerinde sulh içinde yaşıyorlardı. Yaklaştırılan sözüm ona medeniyet meşalesi ile bir oda gibi çöllerle çevrili bu güzel vadilerinde çok acı bir şekilde öğrendiler».

Sonunda, Rus vahşetine daha fazla dayanamıyan Türkmenlerin büyük çoğunluğu kayıtsız şartsız Rus hakimiyetini kabul ederken, bir kısmı da Kara Kum çölünü geçerek Türkmenistan'ın Akal bölgesine göç etmişler 

Türkmenlere indirdiği bu ağır darbeye rağmen General Kaufman, onlardan harb tazminatı istemekten vazgeçmemiştir. MacGahan'a göre, tarafların kuvveti nazar-ı dikkate alındığında Rusların Türkmenlerden istediği 300.000 rublelik tazminat, 1870'de Almanların Fransızlardan istediği tazminattan daha ağır idi. 

Herşeye rağmen Türkmenler, kadınlarının ziynet eşyaları da dahil, neleri varsa getirip Ruslara teslim ettiler. Fakat, bunlar, istenen tazminatın ancak yarısını karşılaya bilmişti. Nihayet, Türkmenlere istediği darbeyi indirdiğine kanâat getiren Kaufman, tazminatın geri kalanı için bir sene daha mühlet vermiştir.

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür