Türkistan Seyyahı Vambery'in Hatıralarından Notlar

Dr. Mehmet Can 19.03.2012 5601

M
acaristanlı Arminius Vambery, Reşit Efendi sahte ismiyle Osmanlı pasaportu alır. İran’da, hacdan ülkelerine dönmekte olan Türkistanlı bir hacı kafilesine dâhil olur. Türkistanlı hacılar Sultan’ın yaşadığı İstanbul’dan gelmiş ve Padişah’ı görmüş olan bu bahtiyar dervişe hayran kalırlar.

Vambery, Türkistanlı hacılar arasında bir Osmanlı hacı-derviş hüvetiyle seyahat eder. Çok zor ve maceralı bir senelik yolculuktan sonra ülkesine döner. Türkistan intibalarını yazar.

Aşağıda A. Vambery’in Türkistan seyahati hatıralarından notlar sunuyoruz.

Türklerin Misafirperverliği

Vambery Türklerin misafirperverliği hakkında şunları söylüyor:

“Dünyada Türkler kadar misafirperver, misafir özleyen bir millet daha yoktur. Bilhassa Türklüğün öz vatanı olan Türkistan’da bu misafirperverlik kalem ve dille anlatılamaz. Türkler, yeryüzünün neresinde olurlarsa olsunlar veya hangi hal ve şartlar altında bulunursa bulunsunlar, dünyanın en misafirperver milletidirler.”

Vambery seyahat sırasında Türk kabilelerin, misafir hacıları evlerine götürmek için mücadele ettiklerini, neredeyse aralarında kan döküleceğini ifade ederek, sonunda kur’a çekilmek suretiyle misafirlerin obalara dağıtıldığını, böylece kavganın bittiğini ifade ediyor.

Kırgızlar’da Göçebelik ve Asalet

Vambery seyahati sırasında Türkistan’da göçebe Kırgızlarla da karşılaşır. Bunların hayat tarzlarını tam anlayabilmek için bir Kırgız kadına hiçbir yere yerleşmemelerinin sebebini sorar. Kadın gülerek:

“- İnsan; güneş, ay, yıldızlar, sular, her türden hayvanlar, kuşlar ve balıklar gibi hareketli yaratılmıştır. Dünyada hareket etmeyen yalnızca ölüler ve onların gömülü olduğu topraklar” dedi. Bunlar yerleşikliği cinnet veya hastalığın belirtisi sayarlar.

Kırgızların sayıları diğer milletlere nazaran çok azdı. Bunların sayılarını tespit etmek çok zordur. Kırgız aşiretleri içerisinde bulunduğum sırada sayılarını öğrenmek istedim, her defasında soruma, benimle eğlenerek;

“- Önce çölün kumlarını sayınız, sonra Kırgızların sayısını hesap edebilirsiniz!” karşılığını verdiler.

Kırgızlar sayılarını sorana bazen de;

“- Gökte ne kadar yıldız, yerde o Kırgız” diye cevap verirlerdi.

Vambery Kırgızların asaletini de şöyle ifade ediyor:

Dünyada birkaç yüz, belki birkaç bin yıldan beri gerçekleşen değişimlerin tesiri, bunlara ulaşmamıştır. Bu sebeple Kırgızlar, Turanîlere has eski ahlak ve geleneklerini tamamıyle korumuşlardı. Asalet ve soyluluğa büyük önem verirler ve bununla övünürler. İki Kırgız karşılaştığında her şeyden önce birbirlerine yedi göbeğine kadar atalarını bilip bilmediklerini sorarlar. Bu soru ile karşılaşan sekiz yaşında bir çocuk bile olsa daha sonra hakarete uğramamak için cevabını önceden hazırlamış olmalıdır.

Kırgızların gayretlerini de şöyle anlatıyor:

“ Çadırların yanlarına yaklaşınca kadınlar çevreme toplanıp ellerindeki keçi tulumlarıyla bana su vermek için birbirleriyle yarışıyor, bu hakkı hiçbiri diğerine bırakmaya razı olmuyordu. Bunun içinde birbirleriyle kavga ediyorlardı. Bunlara göre bu sıcak mevsimde yolculunun susuzluğunu gidermeye hizmet etmek misafirperverliğin ilk şartıdır ve bir Kırgız’dan su istemek âdeta onu minnettar etmektir.”

Vambery, bu kabileler yanında bir yıl misafir kalınabileceğini, ifade ederek, Avrupalıların misafirperver olmadığını Fransızların “misafir ve balık üç günden sonra zehirdir” atasözü ile dile getiriyor.

Osmanlı’ya Saygı

Vambery, Buhara’yı ziyaretinde Sultan Mahmud Han hazretleri ile Sultan Mecid Han hazretlerinin Buhara emirine gönderdikleri cuma namazı kılınması izni verildiğini ve “Emir-ül Müminin” ünvanının bağışlandığını bildiren iki ferman Göktaşın arkasına rastlayan duvara asılı olduğunu ifade ediyor.

Vambery Hive Hanı’nı ziyarete gittiğinde ne arzusu olduğunu soran Mehter’e (yetkili amir);
“- Kimseden bir şey istemiyorum. Padişah tuğrası ile süslü bir fermanım var.” dedikten sonra Mehter’e Matbu Osmanlı pasaportunu verir. Mehter pasaportu birkaç defa öpüp başına koyup  Han’a teslim etmeye gider. Az sonrada dönerek Han’ın huzura girmesine izin verilir.

Vambery Osmanlı padişahıyla ilgili yazılarına şöyle devam ediyor:

“Osmanlı sultanı Hive’de peygamberin halifesi olarak kabul ediliyordu. Bu sebeple gerek Sultan hazretlerinin, gerekse Mabeyn-i Hümayun görevlilerinin ve diğer memurların genel olarak abit, zahit ve mübarek kimseler olduğuna inanıyorlardı.”

Vambery, Hive’de halkın etrafına toplanıp çeşitli sualler sorduğunu belirterek:
“Padişahın (Osmanlı) yemeğini her öğün Mekke’den nasıl getirildiğini öğrenmek isterlerdi. Çünkü bunlar Zat-ı Şahane’nin (padişah) sabah ve akşam yemeğinin Kâbeden getirildiğini, bunu getirmenin bir dakikalık iş olduğuna inanıyorlardı.”

“Bazıları da halife hazretlerini görüp, görmediğimi sual eder, sonra gözlerime dikkatle bakar, dudaklarını kıpırdatırdı. Çünkü Hive’de inanırlardı ki Halifeyi görenin gözlerine dikkatle bakılırsa onu görmüş olmanın sevabı diğerine geçerdi.”

Kadınların İffeti

Vambery, Türkistan’da kadınların iffet ve namus sahibi olduklarını belirterek kadınlar hakkında da şunları ifade ediyor:

“ Kadınlar sokağa çıktıklarında başlarını örtüyorlar ve koyu mavi renkli, yakalı, uzun feraceli giyiyorlardı. Yüzlerini bellerine kadar uzanan peçe ile örtüyorlardı. Önemli ailelerden olan kadınlar, çarşı ve pazar gibi kalabalık yerlere kesinlikle gitmiyorlardı. Evlerinden çıkmaya mecbur olurlarsa yoksul ve yaşlı kadınlar gibi giyiniyorlardı. Hatta 18-20 yaşlarındaki kızlar bile tanınmamak için iyice örtünüp sarınarak ellerine koca karılar gibi birer asâ (baston) alıp ona dayanarak titreye titreye yürüyorlardı.

Aksakallar

Vambery Türk oymaklarında aksakal adını alan tecrübeli, yaşlı kimseler olduğunu bunların obaların çeşitli işlerini haletliğini ifade ederek:

“ Türk obalarında adam öldürme, kan gütme, devam halindeki kinler ve hınçlar yoktur. Bunlar, karşı avullar ve oymaklar içinde görülür. Böyle hallerde de iki tarafın aksakalları toplanır, anlaşmazlığı çözerler, varılan sonuçlara oymakların mensupları uymaya mecburdur.”

Semerkand Türkistan’ın en güzel şehri

Vambery Semerkand’la ilgili şunları söylüyor;

“Bu kadim başkent gerek yerinin güzelliği ve gerekse yerini kuşatan toprakların bereket ve verimliliği sebebiyle Türkistan’da gördüğüm diğer bütün şehirlerden üstün olduğunu söyleyebilirim.”

“O Semerkand ki, Şeyh Celaleddin’in kavli üzere gönül mübarek toprağı üzeride ayak ile yürümeyi cevaz vermez; kabil olsa baş ile yürümek lazımdır.”

“Timur Han’ın türbesinde rahleler üzerinde mollaların gece gündüz okudukları iki Kur’an-ı Kerim duruyordu. Gerek türbedar, gerek sürekli Kur’an-ı kerim okuyan mollalar Timur’un vasiyeti gereğince daima Nogaylardan seçiliyordu. Çünkü bu kabile emir Timur’a sonuna kadar bağlı kalmıştı.”

Kaynak: 
- Bir Sahte Dervişin Orta Asya Gezisi  -  A. Samipaşazâde Abdülhalim - N. Ahmet Özalp
- Saraydaki Casus-Mim Kemal Öke
- Sahte Derviş-Cemal Kutay
- Hayat Tarih Mecmuası


 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür