Türkistan Seyahatnamesi

Dr. Emel Esin 30.03.2010 3863

“Araştırmacı yazar Dr. Emel Esin hanımefendi komünizmin şiddetle hüküm sürdüğü 1955 yılının Mayıs ayında kocası eski büyükelçilerden Seyfullah Esin ile görmeyi çok arzu ettiği Sovyet Rusya esareti altında bulunan Türkistan’a onbeş günlük bir seyahat imkânı bulur. Türkistan’ın önemli şehirleri Taşkent, Semerkant, Buhara, Hive, Harezm ve Yesi’de tetkikler yapar. Komünizm zulmü altında yaşayan esir Türklerin ve bakımsızlıktan harabeye dönen muhteşem Türk mimari eserlerinin hazin hallerini görür. Kalemiyle tarihi eserlerin resimlerini çizer. Dönüşünde “Türkistan Seyahatnamesi” isimli bir kitap hazırlar. Çok büyük bir emek ve gayretin mahsulü olan bu eserden bazı bölümleri özetle aşağıya alıyoruz.”  Editör.

                                                             ****

T
ürkistan’ı ziyaret etmeyi eskiden beri ümid ederdim. 1955 senesi mayıs ayında, çoktandır kurduğum hayal hakikat oldu. Sovyet Türkistan’ında onbeş günlük bir seyahat yapabildim. Seyahate teşebbüs etmeden evvel Orta Asya’nın beni bilhassa alakadar eden tarafı, yani san’at ve kültür mazisi hakkında malumat edinmek istedim. Fakat, araştırmalara rağmen Orta Asya’yı yalnız tarihi bakımından değil, san’at ve kültür tarihi cephesinden de anlatan toplu ve güvenilir bir eser bulamadım.

  Seyahat için lazım gelen malumatı, eski şark kitaplarında, seyahat namelerde hatta edebiyatta, ve Türk, Garbi, Avrupalı veya Rus arkelog ve tarihçilerinin eserlerinde ayrı ayrı aramak mecburiyetinde kaldım. Bu kaynaklardan toplanmış bilgiye Türkistan’ı iyi tanıyanlardan şifahen duyduklarımı ve kendi seyahatlarımda almış olduğum notları da ilave ettim.

Türklerin Ülkesi

Miladi 8. asrın başında Arablar Türkistan’a geldikleri zaman oraya “Türklerin ülkesi” demeyi tabiî bulduklarına göre, Türkistan o devirde bilhassa Türklerle meskûndu. Arablar beraberlerinde san’at alanında inkılablar yapan yenilikler getiriyorlardı. Kur’an ilhamı Müslüman memleketlerde san’atın vechesini değiştirmekteydi.

  Arablar Türkleri zorla Müslüman etmediler. Hatta Belh’de Kuteybe Bin Müslim Budistleri ehli kitap addedi. “dinde zorlama yoktur” ayetine riayet tabiîdi. Ayrıca Hazreti Muhammed vefatından sonra ilerleyecek fetih ordularına Türklere iyi muamele edilmesini ihtar etmişti.
“Türkler Allah’ın Şimaldeki Ordusu idi”. Araplar Türkistan’a geldikleri vakit, kulaklarında henüz peygamberin sesini duyuyorlardı.

Türkler İslam câmiasına girince pek çabuk mühim mevkii kazandılar. Peygamberimizin Türkler hakkında muhtelif hadisleri vardır:

“Allah’ın şimaldeki ordusu…….”
“Türk hükmü uzun sürecektir..…..”
“Kostantiniye feth olunacaktır..…..”

  Türkler bu hadîsleri kendine rehber edip tarih içinde yürüdüler. İslam âleminde de, Peygamberimizin tabiri ile,  “Türk hükmü” XI. asırdan itibaren deva edecekti. Bu hüküm, ne siyasi ne kültürel alanda, Türkistan’a münhasır kalmadı. Türklerle beraber İslam âlemine yayıldı. Türkistan üslûbu düşüncesi İran’a, Arabistan’a, Afrika’ya, Afganistan’a, Hindistan’a, Rum’â ve Avrupa’ya doğru ilerledi.

  Böylece, bozkırlarda ve Buhara Belh gibi şehirlerde yaşayan birçok velî ve imamları ile pek erkenden İslam’ın mistik topraklarından biri olmuştu. Müstakbel Osmanlı derviş şecerelerinin hepsi köklerinde Türkistan’ı bulacaktı.

  1881 de St.Pedersburg’da Rusya ile Çin arasında Türkistan taksim edildi. Türkistan’ın bazı sınır kısımları Afganistan ve İran sınırları arasında kalmıştır. Bu bölüm Türkistan’ın kültürel birliğine halel getirdi. Bugün Türkistan kültürel hayatı uzun olup olmayacağı bilinmeyen bir inkita devresindedir. Türkiye ile Türkistan münasebeti tamamen kesildi.

Türkistan Halkının Yaşayış Tarzı da Anadolu Halkınınkine Benzer

Türkistan halkının yaşayış tarzı da Anadolu halkınınkine benzer. İki bin seneden beri pek az değişen kıyafetler bilhassa Kayı Han kabilesinin vatanı olduğu farz edilen Türkmenistan’da bize pek yakındır. Çiçekli mintanlar, şalvarlar, hırkalar, kadınların başlarında yemeniler, hotozlar veyahut bizde Yörüklerde olduğu gibi tohulgalar giyilir.

Halk Türkiye’yi çok merak eder!

“Sizinle anamız bir, atamız bir” derler. Sualler sorarlar:

- “Türk halkı hemisi Müslüman mıdır?” 
- “Türk mekteplerinde balalar Türkçe mi okur, yoksa ecnebi tilinde mi?”,
- “Türkiye’de teknika nicedir?”,
- “Mekke Türkiye’dedir değil mi?”,
- “Nazım Hikmet’i Türkiye’de nasıl bir kişi bilirsiniz?”

  Taşkent’te halk etrafımıza toplanmış, nereli olduğumuzu anlamaya çalışıyordu. Bir çocuk üzerime bir çilek attı. “Terbiyesiz bala” diye çocuğa çıkıştılar. Taşkent çarşısında, kokulu büyük çilekler yığılmıştı.
Babam Duyarsa İyileşir
Bir Tatar bizimle konuştu. Babası çok hastaymış:
- “İstanbullulara rastladığımın haberini babama götürürsem belki sevincinden iyileşir” dedi.
- “Babanız nerdedir?” sualime,
- “Kazan’da” cevabını verdi. Teessürü yüzünden belliydi.

Bir Özbek genci bize sordu:
- “Nazım Hikmet’in Türkiye hakkında söyledikleri doğru mu?”
- “Türk’ün Yüreği adlı filimde gördüklerimiz hakikat midir?”

Hemisi Muhammed Tili

Türkistan dili şark Türkçesidir. Bizim Türkçeye çok benzer.An’anenevi Tahir ile Zühre hikâyesinde komünist idareye uymak için yapılan değişikler, hikâyenin folklorik cazibesini tamamen yok etmemişti. Uzun dramın pek çok sahneleri arasında perde kapandığı zaman biz de tiyatronun koridorlarında geziyorduk. Etrafımızda kalabalık toplandı. Özbekler, Kazaklar, Kırgızlar, Tatar ve Başkurtlar vardı. Birtakım telafuz ayrılıklara rağmen hep birbirimizi anladığımızın farkına varan bir Özbek amale şöyle dedi:  “Hemisi Muhammed tili”

Hive’de Bir Osmanlı Zabiti

 Hive’de meğer bir memleketimiz varmış. Kendisinden Hüseyin efendi diye bahsedliyordu. Rumcadan aldığımız efendi kelimesi Orta Asya’da yoktur. Eski bir Osmanlı zabiti olan Hüseyin efendi 1914-1918  (I.Dünya Harbinde) Ruslara esir düşmüş. Sibiryadan dönerken Hive’li bir Özbek kızı ile evlenip orada kalmış. Hive sanat mektebinde Sibirya’da esirken Alman arkaşlarından öğrendiği Almancayı okutuyormuş. Son harp esnasında (II.Dünya Savaşı) Hüseyin efendinin oğlu bir Alman cephesinde ölmüş.

  Karşımıza çıkarılan birtakım manilere rağmen Hüseyin Efendi ile görüşmek kısmet oldu. Yaşlı ve yorgun halli bir adamdı. Birkaç gün tıraş etmeyi ihmal eylediği sakalı yüzünde nur gibi parlıyordu. 40 sendir konuşmadığı Garp Türkçemizi unutmuştu. Hive şivesi ile konuşuyordu. Türkiye hakkında söylediği tek söz şu oldu: “İstanbul mezarlıklarında selviler vardı, burada yok”

  Hüseyin Efendi hayatının macerasını anlatırken birlikte Hive surlarına doğru yürümüştük. Güneş baterken kalelerin tepesine tırmandık. Boy, boy kalın minareleri çinili veya çinisiz kubbeleri, medreseleri, üstü eyvanlı toprak eveler ve balçık surları ile, muhteşem ve fakir Orta Asya şehri ayağımızın altına uzanıyordu.

  Etraf karardı. Surlardan inip yavaş yavaş dönüyorduk. Hüseyin efendi bizi akşam yemeğine davet etmişti. İçinde 3 genç olan bir cip otomobili hızla gelerek yanımızda birden durdu. “Ata” diye Hüseyin Efendiyi çağırdılar. Kendisine bişey söylediler. Hüseyin Efedi bize döndü “Benim için gitmek gerek” dedi. Ellerimizi sıktı ayrıldı. (Gelen bu kişiler sivil polis olmalı!) Editör.

Kaynak: Türkistan Seyahatnamesi-Dr. Emel Esin

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür