Türkistan Rus Esaretine Nasıl Düştü?

Prof. Arminius Vambery 10.03.2012 3597

“Arminius Vambery, aslen Macar’dır. Birçok yabancı dile tam vâkıfdı. Ayrıca dört sene kaldığı İstanbul’da Osmanlı Türkçesini çok mükembel öğrendi. Türkistan’daki Türk lehçelerini de iyi bilmekte idi. 1863 senesinde Osmanlı pasaportu ve İstanbullu Müslüman bir derviş kıyafetiyle, İran üzerinden çıktığı Türkistan yolculuğunu tam bir yılda tamamladı. Gezisi sırasında Hanlık merkezleri olan Hiyve, Buhara ve Semerkant’a uğradı. Vambery, gezisi sırasında, gördüğü bütün şehir ve köylerin, coğrafi, sosyal ve kültürel özelliklerini inceledi. Ülkesine dönünce, seyahat hatıralarını “Bir Sahte Dervişin Orta Asya Gezisi” adı ile kitaplaştırdı. (Editör)



A
rminius Vambery, hatıralarında Türkistan’ın Rus işgaline nasıl düştüğünü şöyle dile getiriyor:

Türkistan’ın Rus istilâsına mukavemet etmeden düştüğünü iddia etmek hatadır. Türkler, aralarındaki ihtilâfları bir tarafa bırakmadıkları ve Rusların kuvvetini iyi hesap edemedikleri için mukavemetlerini düşmanlarının umduğundan daha uzun ve azimli yapmalarına rağmen Hiyve, Buhara, Hokand dışındaki milyonlarca kilometre karelik topraklarını elden çıkarmışlardır.

Rusların gayelerine nasıl erebildiklerine dair ibretli hikâyeler dinledim: İki yol takip etmişlerdi.

Birincisi, Türkler arasındaki ihtilafları durdurulamaz hâle getirmişlerdi. İki tarafa da, hattâ daha çok taraflara da silâh ve malzeme vermişler, hasımların birbirine saldırmalarını kolaylaştırmışlardı.

Resmen istila ve sınırlarına tam katmadıkları yerlerde, hemen hemen her şehirde konsolosluk adı altında ihtilal teşkilatı vücuda getirmişlerdi. Bunlar, mahallî meseleleri ileri gelenler arasında kin ve intikam hâline getirirken, halkı aydınlatabilecek kişileri ya parayla satın alıyorlar veya o korkunç benk afyonu ile halkı uyutuyorlardı. Bu, iç tahrip yolu idi.

İkinci yol da, gözdağı vermekti. Ruslar, meselâ Karakalpaklar, Karâtekinler, Tanrıdağlılar gibi en savaşçı Türk Oymaklarını yok etmek için onlara saldırma bahanesi buldukları zaman bire on insan gücü ve ellerinde en mükemmel silahlarla saldırıyorlar; kadın, ihtiyar, çocuk bu oymaklarda kimi bulurlarsa öldürüyorlardı. Bunun için de zulüm merhametsizlikle emsâli görülmemiş gaddar kumandanlar buluyorlardı.

Ruslarda böylesi pek çoktur, fakat zannediyorum ki Vladmir Kofman gibisi zamanımızda dünyada yoktur. Bu zalimin yaptıklarına dair dinlediklerimden insanlık namına utanç duydum. Medenî dediğimiz Avrupa, bu ülkede olup bitenlere gözlerini nasıl kapatıyor, kulaklarını nasıl tıkıyor, havsalam almamaktadır.

Rusların bütün Orta - Asya'yı neden aşılmaz çember halinde çevirdiklerini bu yapılanları dünyadan saklamak için olduğu yolundaki iddiaların doğruluğu böylelikle meydana çıkıyor, Fakat iddia edeceğim ki, Afganîstan’a kadar gelmiş, İran'da yerleşmiş olan İngiliz kuvvetlerinin yanı başlarında olmasa da, en yakın sayılacak yerlerde cereyan eden vahşetten haberdâr olmaması mümkün müdür?

Müthiş Mukavemet

Yer yer öylesine karşı koymalar olmuştur ki, ellerinde yeter derecede silâh olmayan, hattâ en iptidaî müdafaa vasıtalarıyla mücehhez, bunları da bulamadığı zaman taş ve demir parçalarıyla mükemmel silâhlı hasmı üzerine atılanların menkıbelerini dinledim. Türklerde, bilhassa göçebe oymaklarda kadınlar, erkekler kadar vurucu ve iyi savaşçıdırlar. Göçebe Türklerde şehirliler namus ve ırzlarına inanılmaz derecede bağlıdırlar. Rus askerlerinin ahlâksızlığı ise bütün dünyaca bilinir. Türk oymakları obaları ile beraber şereflerine de saldıran Moskoflara karşı gafil avlandıkları, hattâ en beklenmedik mahal ve zamanda saldırıya uğradıkları hallerde bile kendilerini sonuna kadar müdafaa etmişlerdir.

Teke Türkmenlerinin obalarını nasıl savunduklarına dair destanı bütün dünya bilmelidir. Bu, bir efsâne değildir. Teke Türkmenleri, on bin çadır kadardı. Semerkand - Buhara arasındaki Zerefşan bölgesindeki yaylaklarda yaşarlardı. Her çadırda ortalama on kişi barınır. Böylelikle bu çevredeki Teke Türkmenlerinin sayısı yüz bini buluyordu.

General Kofman, bunları yok ederek öteki oymaklara dehşet salmak istedi. Önce buraları barışçı düşünceler göstererek adamlarına iyice belletti. Kuvvet yığdı, mahalli şölen günlerinden birinde bahane buldurarak üzerlerine saldırdı. Çadırlara gaz dökerek yangın çıkarttı. Ruslar yalın kılıç çadırlara daldılar. Türkmenler şaşırmışlardı. Çevreden yardım bekleyemezlerdi.
Kofman: “ Diri bırakmayacaksınız!” emrini vermişti.

Sel gibi kan akıyordu. Türkmen kadınları, çadırlarının direkleri ile kendilerini müdafaa etmişler, Rusları bu çadırların ipleriyle boğmaya başlamışlardır.

Asıl dinlediğim şuydu: Hiç kimse fırsat ve imkan bulabilenler dahi kaçmamışlar, boğuşa boğuşa can vermişlerdi. Neticede Teke Türkmenlerinden çok az hayatta kalan olmuştu amma, Ruslar da öylesine ağır kayıplara uğramışlardı ki, Kofman, bu tecrübeyi bir daha yapmaya cesaret edememişti.

Sonuç öyle bir şuur uyandırmıştı: Eğer Türkmenlerin elinde benzer silâhlar olsa idi Moskoflar asla üstün gelemezlerdi. Bu olaylardan sonra Ruslar, öteki yolları, oymakları birbirlerine düşürmeyi tercih etmişlerdi.

Daha sonra yolları tutan Türkmenler, Rusları pusuya düşürmeye başlamışlardı. Kestikleri Rus başlarını teşhir ediyorlardı. Fakat başbuğ yokluğu, ferdî yiğitlikleri sonuçsuzluğa sürükledi...

Ruslar'ın Tahribatı

Vambery Türkistan’da en çok üzen olay Rusların buradaki eski eser yağmacılığıdır. Ruslar, değil maddi değerleri olanı, anıtları bile sökmüşler, götürmüşler. Bu hususta Vambery şunları ifade ediyor:

“ Ruslar Türkistan’da insanlığın ilk medeniyetlerinin birbiri üzerine yattığı hakikatını, evvelâ Türklerden , sonra da bütün dünyadan saklama gayretindedirler. Bu hareketlerinin asıl sebebi de Türklere geçmişlerini unutturmaktır. Çünkü bir millet cedlerinin yapabildiklerini kavrayabilirlerse onlara layık olmanın azmi ve gayreti içinde olurlar. Şunu bilmek lazımdır ki Türkistan’ı baştan nihayete kadar askeri istila altında bulundurmak çok güçtür. Bu kıtayı muhtelif yollardan feth etmek icap eder. Aralarında en ehemmiyetlisi de, Türkleri manen ve ruhen çökertmek, onlarda kendilerine güven duygusu zedelemektir. Ruslar bunu çok iyi başarmıştır.

Hokand Hanının saray kapısındaki dünyada eşi bulunmayan çinileri Ruslar sökmüşler, Petersburga götürmüşler. Onların yerine aslı ile kıyaslanmayacak kadar basit benzerlerini koymuşlar. Bana anlattıklarına göre de Hokand Hanı’na , bu aldıklarına karşılık iki adet devri geçmiş top hediye etmişler ki bu toplar sarayın kapısında sağlı, sollu duruyorlar.”


Kaynak:
Bir Sahte Dervişin Orta Asya Gezisi  -  A. Samipaşazâde Abdülhalim - N. Ahmet Özalp
- Saraydaki Casus-Mim Kemal Öke
- Sahte Derviş-Cemal Kutay
- Hayat Tarih Mecmuası

 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür