Türkistan Rus Esaretinden Nasıl Kurtulacak?

Prof. Arminius Vambery 03.12.2012 2900

“Arminius Vambery, aslen Macar’dır. Birçok yabancı dile tam vâkıfdı. Ayrıca dört sene kaldığı İstanbul’da Osmanlı Türkçesini çok iyi öğrendi. Türkistan’daki Türk lehçelerini de iyi bilmekte idi. 1863 senesinde Osmanlı pasaportu ve İstanbullu Müslüman bir derviş kıyafetiyle, İran üzerinden çıktığı Türkistan yolculuğunu tam bir yılda tamamladı. Gezisi sırasında Hanlık merkezleri olan Hiyve, Buhara ve Semerkant’a uğradı. Vambery, gezisi sırasında, gördüğü bütün şehir ve köylerin, coğrafi, sosyal ve kültürel özelliklerini inceledi. Ülkesine dönünce, seyahat hatıralarını “Bir Sahte Dervişin Orta Asya Gezisi” adı ile kitaplaştırdı. (Editör)

A. Vambery Rus işgali altındaki Türkistan’ın geleceği hakkında şunları söylemişti:

R
uslar, yarınki kudretlerini Orta-Asya'dan alacaklardır. Çünkü Avrupa kıtasından büyük, on bir milyon kilometrekare olan bu tarihi diyarda tabiat cömert ve sonsuz derece zengindir. Her türlü maden vardır. Yeraltı su kaynakları bugün stepleşmiş gözüken geniş sahaları en verimli topraklar hâline sokabilir. İpek yolu şeklen kapanmıştır.

Dünyaya hâkim olacak bir devlet, insanlığın üzerinden akıp gittiği temel yollardan müstağni kalamaz. Ruslar, rejimleri ne olursa olsun, Türk Ana-Vatanını elden kaçırmamak için icabında hatıra gelebilecek bütün entrikalara bâş vuracaklar şeklen sulhsever olacaklar, gerektiği zaman ırklarının ve idare tarzlârının kendilerine en uygun şekli olan zulmü ve istibdadı bütün dehşetiyle tatbik edecekler, bu geniş kıt'ayı sömürmeye devam edeceklerdir. Bunda da şüpheniz olmasın ki muvaffak olacaklardır.

Zamanın tekniğini, Avrupa karaşındaki topraklarından daha büyük dikkatle buraya sokacaklar, bakir kıymetleri işleyeceklerdir. Bu yol ve tarz onların cihan devleti olabilmeleri için tercih etmeye mecbur oldukları yoldur. Dünyaya hâkim olmak iddialarını ve ihtiraslarını başka türlü devam ettiremezler.

Fakat hata edeceklerdir: Hata etmeye mecburdurlar da...

Çünkü Ruslar, Türkleri, asla ve asla Ruslaştıramayacaklardır. Aksine, eğer Türkleri toptan yok etmezlerse belirli bir zaman sonra, Türk asıllı insanlar, Rus asıllı olanlardan sayıca daha çok olacaklardır. Çünkü Türkler, bilhassa göçebe orijinli Türkler, Ruslardan daha üstün nüfus artışı kudretine sahiptirler. Ruslar, Türklere, hiç bir zaman güvenemedikleri için zaruret duymadıkça; onları savaşlara sokmazlar. Hem itimad etmezler, hem de modern harp sanatını öğrenmelerini istemezler. Çünkü bilirler ki Türkler kendilerine göre daha harpçi, cesur ve ferdî güce sahiptirler.

Orta-Asya'daki milyonlarca Türk asıllı insan, çeşitli oymak ve obalara ayrılmış, çeşitli avul adları taşımakla beraber aralarında ırk, kan, dil birliği varadır ve yüzde doksanı aşkın çoğunluğu aynı din içindedirler. Müslümandırlar. Hem de, Araplara ve İranlılara göre daha çok samimî ve gönülden Müslüman...

Ruslar, onları muhtelif devletlere ayıracak, Türk erkeklerini Rus kızlarıyla; Türk kızlarını Rus erkekleriyle evlenmeye mecbur edecek, kendi dil ve edebiyatlarını zorla kabul ettirecek, kiril alfabesini tatbik ettirecek, ferdî aydınlamaları önleyecek, milliyet ve din şuurunu unutturmak için, ırklarına has desîse, alçaklık, istibdad, insanlık dışı yollarla her çâreye başvuracaklardır.

Fakat; kısaca Turan diyeceğimiz ve Avrupa'dan büyük ülkeyi sömürmek için oraya çağın teknik ve vasıtalarını sokmaya mecbur ve mahkûm oldukları için, Türkler, ister istemez devrin medeniyetiyle karşı karşıya ve yüzyüze geleceklerinden ve Ruslardan daha çok zeki, çalışkan, haysiyet ve gurur sahibi olduklarından bu medeniyete onlardan daha derin ihtirasla sahib çıkacaklardır.

Bu safhadan sonra, Türk milliyetçiliği ile Rus milliyetçiliği arasında gizli ve hudud tanımaz bir harb başlayacaktır. Bu harbden emin olunuz ki Türkler galip çıkacaklardır. Çünkü Türkler, Araplar gibi samî ırk değildir, köle ruhu taşımazlar, sarı ırk da değildir. Refah ve medeniyet kendilerinin olmadı mı tatmin edilmezler, aslen Ural-Altaylı olan biz Macarlara bakınız: Avrupalılaşmanın her türlü tecellisi içinde nasıl ayrı bir millet isek, kaynaşamamış isek, dinimiz Hıristiyan olmakla beraber, siz Osmanlı Türkleriyle yüzlerce yıl yan yana ve içice, sessiz ve huzur içinde yaşamış olmamıza rağmen, Cermen hâkimiyetine elli yıl tahammül edemedik ve iki defa isyan ettik, sizlerden yardım istedik ve gördük. Sizinle harplerimiz “siyasî” idi: Sizden başkalarıyla da “ırkî...”

Napolyon Bonapart:

“— Türkler öldürülürler, fakat mağlûb edilemezler...” demişti.

Bu öldürülmek tâbiri, yok edilmek manasınadır. Ruslar, Türkleri topyekûn imha etmeyi gönüllerinden isterler amma, o zaman da, ancak Türk ferdî kudret ve kabiliyeti ile Türk irsî mukavemet ve bedenî hususiyetleri ile işlenebilecek o uçsuz bucaksız ülkeden bekledikleri kolonizasyon nimetlerinden mahrum kalırlar. Tekniği getirdikleri zaman ise, Türk, günün birinde o tekniğe Rustan daha lâyık olduğunu isbat edecek ve milliyetini de, dinini de asla terk etmeyeceği için bir gün gelecek, hem ülkesinin, hem Rusluğun hâkimi olacaktır. Çünkü insanlar her şeyi değiştirebilirler, fakat illiyet ve irsiyeti değiştiremezler.

Dünyada Türkmenlerden daha cesur insanlar düşünemem.

Kaynak:
- Bir Sahte Dervişin Orta Asya Gezisi  -  A. Samipaşazâde Abdülhalim - N. Ahmet Özalp
- Saraydaki Casus-Mim Kemal Öke
- Sahte Derviş-Cemal Kutay
- Hayat Tarih Mecmuası

 

İlgili Makaleler

Türkistan
Rusya’nın Asil Türk Kızları
B
alkan Harbi sırasında S.Petersburg Üniversitesinde okuyan Ümmü Gülsüm Kemalova, Rukiye Yunusova, Meryem Yakubova, Meryem Pataşova isimli Türk kızları Rusya’dan Osmanlı “Hilal-i Ahmer”ine (Kızılay) yardım etmek ve Türkiyeli hanım kardeşlerini uyanışa çağırmak maksadıyla İstanbul’a geldiler. 

Balkan harbinde beş ay sürey…
Türkistan
Türkistan’dan Konya’ya Bir Âlimin Serüveni
K
ırgızlar en eski Türk boylarından biridir. Yenisey Nehri civarı, tarih sahnesine çıktıkları ilk yer olarak kabul edilmektedir. Hun İmparatorluğu döneminde Altay bölgesine göç eden Kırgızlar bugün itibarıyla Tanrı Dağlarının eteklerinde Kırgızistan denilen ülkede yaşamaktadırlar.
 
Kırgızistan, Batı Türkistan’ın doğu ucu…
Türkistan
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
R
usların Türklük ve Müslümanlık aleyhindeki mücadelesinin kökenini, 1453’te İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Rus Knyasi III. İvan ile Sophia Paliolej’in 1473’te evlendirilmesi sonucu Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olduğunu ileri sürmelerindeki saldırgan davranışlarda buluyoruz.  

Rusların ilk olarak 15…
Rusların Türkistan'ı İstilası ve Dr. Baymirza Hayit
Türkistan
Sürgün ve Zulüm Diyarı Sibirya’nın Dünü Bugünü
T
ürkiye’de birçok insan 1990’lı yıllara kadar ne Rusya içlerinde yaşayan Türk halklarından ne de Sibirya’dan yeteri kadar bilgi sahibi değildi. Çünkü ülkemizden herhangi bir kimsenin o coğrafyalara gitmesi mümkün olmadığı gibi, aynı şekilde orada yaşayanların da Türkiye’ye gelmeleri imkânsızdı. Zira Rus idarecileri…
Türkistan
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
B
ugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk cumhuriyetler olan Başkurdistan ve Tataristan, Türk-İslam tarihinde önemli gelişmelere sahne oldu. Bazı tarihçiler ilk Müslüman Türk devleti olarak kabul edilen İdil Bulgar Hanlığı’nın burada, Bulgar şehrinde kurulduğunu ifade eder.
 
Bu coğrafya İdil ve Kama nehirlerinin kesiştiğ…
İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ını Dünyaya Tanıtan Büyük Âlim: Muhammed Murad-ı Kazani
Türkistan
Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
T

ürkistan’ın muhteşem Türk-İslam mimari eserlerini, Cumhuriyet devrinde ilk defa giderek yerinde araştıran iki idealist Türk kadını; Dr. Emel Esin ve Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu oldu. Sanat tarihçisi Dr. Emel Esin, 1955 yılında, Sovyetler zamanında, Moskova Büyükelçisi olan kocası Seyfullah Esin’le binbir müşkülatla…

Mimar Gözü İle Türkistan'ın Şaheserleri
Türkistan
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
D
ünya, Türk-İslam tarihi boyunca âdeta altın çağını yaşadı. Her dilden, her renkten ve her cibilliyetten insan, Türklerin merhametli kanatları altında huzur buldu. Bunun temelini hiç şüphesiz İslam’ın “ahiret inancı” ve “insan” merkezli bakış açısı oluşturuyordu. Binaenaleyh Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri…
Bağdat’ı ve halifeyi esaretten kurtaran büyük Türk sultanı: Tuğrul Bey
Türkistan
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
T
ürkistan…

Hoca Ahmet Yesevi’nin medfun olduğu kadim Türk şehri.
 
Kazakistan Cumhuriyeti’nin hususi ehemmiyet atfettiği bu tarihî şehir önceki gün Kazakistan Meclisi'nin gündemindeydi. Türkistan’a hususi statü verilmesi ve “Türk Dünyası”nın manevi başkenti olması oy birliğiyle kanunlaştı.

2021 yılında Türk Devletleri Teşk…
Türkistan (Yesi) Resmen Manevi Başkentimiz
Türkistan
Sovyet Esaretindeki Türkistan
A
ta yurdumuz Türkistan hakkında Osmanlılar zamanında, mesafenin uzak olmasından dolayı çok fazla ilmî araştırma ve çalışma yapılamadı. 20. asırda ise bütün Türkistan, komünizm esareti altında idi. Türkiye’den Türkistan’a, oradan Türkiye’ye gidip gelmek, araştırma yapmak hemen hemen imkânsızdı. Türkistan’ın tarihi,…
Sovyet Esaretindeki Türkistan
Türkistan
Türkistan’dan İstanbul’a Siyası Mülteciler
O

rta Asya’daki Rus işgalleri ve buradaki siyasî müesseselerin çökmesi veya Rusya’ya bağımlı hale gelmeleri neticesinde, bilhassa XIX. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul, birçok Türkistanlı siyasi mülteciyi geçici veya devamlı olarak misafir etmek zorunda kalmıştır. Bu mülteciler Osmanlı idarisiyle yakın münasebet…

Türkistan
Türk Birliği ve Mahtumkulu
2

0. Asırda dünya iki büyük savaş görmüş, iki defa da taksim edilmiştir. Bu savaşlardan da taksimlerden de en büyük zararı Türk milleti görmüştür. Çünkü bu iki savaşta en çok Türk milleti ölmüş, en çok Türk ülkesi taksim edilmiştir. Dünyada hiçbir Türk topluluğu yoktur ki yekpâre bir vatanda yaşasın. Bölünmüşlük…

Türkistan
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür
T
ürkistan’ın piri Hoca Ahmed Yesevi bir şiirinde şöyle der: 

Neler gelse görmek gerek o Hüda’dan/Yusuf’unu ayırdılar Kenan’dan/Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan/Bağrıma taşlar vurup geldim.

Eski çağlardan beri Türk kavimlerinin yurdu olarak bilinen, geçtiğimiz asırda Ruslar tarafından işgal edilen “Uluğ Türkistan” ism…
Türk Ülküsü Yolunda Bir Ömür